Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/1367 E. , 2022/5755 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1367
Karar No : 2022/5755
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, kanuni temsilcisi olduğu … Dış Ticaret Rek. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesabına uygulanan e-haciz işleminin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemelerince 23/05/2017 tarihinde verilen ara kararı ile davalı idareden, dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ve davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin davacının … Mah. … Sokak No:…/… …/ … adresine tebligata çıkarıldığı ve tebliğ imkansızlığı sebebiyle ilanen tebliğ edildiği, ancak 07/05/2012 tarihli Adres Tespit Tutanağında “Mezkur adreste başkaca şahıslarında kayıtlı olduğu, ödevliyi çevrede tanıyan olmadığı, mezkur adreste hiçbir zaman ikamet etmediği tespit ve beyan olundu” ibareleri olduğu dikkate alınarak, söz konusu adrese neden tebligata çıkarıldığı ve belirtilen adres davacının bilinen adreslerden biri ise buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin okunaklı ve onaylı birer örneğinin istenilmesine karşın, davalı idarenin 08/06/2017 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren cevap yazısında, …’ın adreslerini düzenli bildirmemesi nedeniyle vergi dairesi kovuşturma bölümü tarafından yapılan adres araştırması sonucu bulunan ilgili adrese ödeme emirlerinin tebligata çıkarıldığı belirtilmişse de, söz konusu adresin davacının bilinen adreslerinden biri olmadığı, ayrıca muhtar tarafından mühür ve imza konulmak suretiyle resmileştirilen adres tespit tutanağındaki “… ödevliyi çevrede tanıyan olmadığı, mezkur adreste hiçbir zaman ikamet etmediği..” tespit ve beyanları dikkate alındığında davalı idare bünyesindeki kovuşturma bölümünün araştırmaları neticesinde tespit edilen adreste davalı idare nezdinde tutulan tutanak ile davacının hiçbir zaman ikamet etmediğinin tespit edildiği, dolayısıyla ödeme emrinin usulüne uygun tebliği sağlanmadan bir sonraki aşama olan haciz uygulamasına geçilmesine veya diğer cebri takip yollarına başvurulmasına kanunen imkan bulunmadığından, dava konusu elektronik haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; UYAP üzerinden yapılan adres araştırmasında, 07/05/2012 tarihi itibariyle davacının geçerli MERNİS adresinin, “… Mah. … Sokak No:…-…/… -… …” olduğunun görüldüğü, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğe çıkarıldığı adresle, davacının MERNİS adresinin örtüştüğü anlaşıldığından, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 07/05/2012 tarihli adres tespit tutanağına istinaden ilanen tebliğ edilmesinin usulüne uygun olduğu, ancak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnameler ve ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle tarh zamanaşımına uğradığı anlaşılan borçların tahsili için davacının banka hesabına uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İstinaf başvurusunun belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu haciz işleminin hukuka uygun olduğu ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54. maddesinde ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde ise, haciz muamelelerinin, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen 6183 sayılı kanun 54. maddesinde cebren tahsilin süresinde ödenmeyen kamu alacağı için yapılabileceği belirtilmiştir. Cebren tahsil yöntemlerinden olan haciz tatbiki öncesi usulüne uygun şekilde ödeme emri düzenlenip tebliğ olunması ve ödeme emri gerekleri yerine getirilmediği takdirde, aynı kanunun 64. maddesi uyarınca düzenlenecek haciz varakalarına dayalı olarak haciz işlemi tesis edilebilecektir.
Ayrıca dava konusu edilmeksizin kesinleşmiş idari işlemler sonrası tesis edilen yeni idari işlemlere karşı açılan davalarda, bu yeni işlemin hukuka uygunluğu incelenebileceğinden, kesinleşmiş hukuksal durumların yeniden incelenmesine olanak yoktur. Dava konusu edilmeksizin kesinleşerek tahakkuk eden vergi ve cezaların tahsilini sağlamak üzere uygulanan haciz işlemine karşı açılan davalarda, haczin dayanağı vergi ve cezalara karşı süresinde açılmış davalarda ileri sürülebilecek türdeki iddialar incelenemeyeceğinden, Vergi Dava Dairesince, bu husus gözetilmeksizin, asıl borçlu şirket tarafından ödeme emri veya ihbarnameyle istenilen vergi ve cezalara karşı süresinde açılmış olan davada yapılabilecek hukuka uygunluk denetiminin asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına uygulanan haciz işlemine karşı açılan davada yapılarak davanın sonuçlandırılmasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, haciz işlemine karşı açılan işbu davada tarh zamanaşımına ilişkin iddiaların incelenmesine olanak bulunmadığından davacı adına düzenlenen ve usulüne uygun bir şekilde ilanen tebliğ edilerek kesinleştirilen borçların tahsili amacıyla uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında ise hukuka uygunluk bulunmadığı ve kararın bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.