Danıştay Kararı 6. Daire 2021/9920 E. 2022/8679 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/9920 E.  ,  2022/8679 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/9920
Karar No : 2022/8679

DAVACI : … (… Vakfı )
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : … Bakanlığıca onaylanarak 10.10.2012 tarihinde askıya çıkarılan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : :Davaya konu planın dava dilekçesinde ileri sürülen aşağıda her bir başlık altında ayrıntılı olarak yer verilen iddialar doğrultusunda ( İdari Dava Daireleri Kurulu kararından sonra bozulan kısma yönelik olarak iddialara yer verilmiştir. ) şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :Davaya konu planın kararın içeriğinde ayrıntılı olarak yer verilen savunmalar kapsamında ( İdari Dava Daireleri Kurulu kararından sonra bozulan kısma yönelik olarak savunmalara yer verilmiştir. ) mevzuata uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıca onaylanarak 10.10.2012 tarihinde askıya çıkarılan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıcı Dairesince verilen 27/12/2018 tarihli, E:2012/7446 K:2018/10743 sayılı karar ile ; dava konusu 1/100.000 ölçekli planın 7.20 sayılı plan notu ile doğal ve ekolojik alanlara ilişkin 8.17.10.1. sayılı plan notu ve Engir Gölünde getirilen kullanım kararları, Sindelhöyük’te getirilen kullanım kararları ve Sivas Merkez Kızılırmakın kuzeyinde küçük sanayi sitesi öngörülmesi açısından iptaline, diğer hususlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyizi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 31/03/2021 günlü ,E:2019/1450, K:2021/659 sayılı kararıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 07/09/2012 tarihinde onaylanan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının bozulmasına, kararın diğer kısımlarının onanmasına karar verilmiştir.
2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır.
Bu itibarla Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 31/03/2021 günlü ,E:2019/1450, K:2021/659 sayılı bozma kararı uyarınca Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 07/09/2012 tarihinde onaylanan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına yönelik olarak iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanarak 10/10/2012 tarihinde askıya çıkarılan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada Danıştay 6.Dairesince verilen 27/12/2018 günlü,E:2012/7446 ,K:2018/10743 sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 31/03/2021 günlü ,E:2019/1450, K:2021/659 sayılı kararıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/09/2012 tarihinde onaylanan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrası bozulmuştur.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 31/03/2021 günlü ,E:2019/1450, K:2021/659 sayılı bozma kararı uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/09/2012 tarihinde onaylanan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına yönelik olarak iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 07/09/2012 tarihinde 644 sayılı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca onaylanmış ve 10/10/2012 tarihinde askıya çıkarılmıştır. Anılan planın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte “Havza”; bir akarsu kaynağını besleyen yüzey ve yer altı su kaynaklarının tabii su toplama alanını kapsayacak biçimde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenmiş alanlar, “Bölge”; coğrafi, sosyal, ekonomik, fiziksel nitelikleri açısından benzerlik gösteren alan ve/veya Devlet Planlama Teşkilatınca belirlenmiş olan istatistiki bölge (düzey 2) birimleri olarak tanımlanmıştır.
Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi (ç) bendinde, Çevre düzeni planı açıklama raporu: Çevre düzeni planının vizyonunun, amacının, hedeflerinin, stratejilerinin, ilkelerinin ve politikalarının açıklandığı ve bunlar doğrultusunda belirlenen projeksiyon nüfusuna, sektörel yapıya, alan büyüklüklerine, plan kararlarına, plan uygulama araçlarına, kurumsal yapıya ve denetime ilişkin gerekçeli açıklamaların yapıldığı ve çevre düzeni planı ile bütün olan rapor, (d) bendinde; çevre düzeni planı araştırma raporu: Planlama alanına ilişkin geleceğe yönelik projeksiyonların yapılabilmesi, plan kararlarının, koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin ve plan hükümlerinin belirlenebilmesi için 7 nci madde kapsamında toplanan verilerin planlama çalışmasında kullanılacak biçimde analiz ve sentezinin yapıldığı, alana yönelik fırsatların, tehditlerin, güçlü yönler ve zayıflıkların belirlenerek ilgisine göre farklı disiplinlerden uzmanlarca hazırlanan rapor olarak tanımlanmış, çevre düzeni planının niteliklerinin belirlendiği 5. maddesi (e) bendinde, “planlamaya temel oluşturan verilerin farklılığından dolayı farklı mesleklerden uzmanların fiili katılımı ile hazırlanan üst ölçekli bir plan olduğu” vurgulanmıştır.
Yönetmeliğin “Planlama alanının tespiti” başlıklı 6. maddesinin 1/a bendinde Planlama alanı; Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Çevre Kanunu kapsamında; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen büyük akarsu havzaları veya Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından belirlenmiş istatistikî bölge birimleri (düzey 2) ile birlikte idari sınırları da dikkate alınarak, en az iki il sınırını içerecek şekilde belirlenir hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay Altıcı Dairesince verilen 27/12/2018 tarihli, E:2012/7446 K:2018/10743 sayılı karar ile ; dava konusu 1/100.000 ölçekli planın 7.20 sayılı plan notu ile doğal ve ekolojik alanlara ilişkin 8.17.10.1. sayılı plan notu ve Engir Gölünde getirilen kullanım kararları, Sindelhöyük’te getirilen kullanım kararları ve Sivas Merkez Kızılırmakın kuzeyinde küçük sanayi sitesi öngörülmesi açısından iptaline, diğer hususlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın temyizi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 31/03/2021 günlü ,E:2019/1450, K:2021/659 sayılı kararıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 07/09/2012 tarihinde onaylanan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının bozulmasına, kararın diğer kısımlarının onanmasına karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Dairleri Kurulunun 31/03/2021 tarihli, ,E:2019/1450, K:2021/659 sayılı kararı ile, dava konusu çevre düzeni planının, İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanları dışında kalan hususlar yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası ile dava konusu çevre düzeni planının iptaline ilişkin hüküm fıkraları onanarak kesinleştiğinden bozulan kısmlar yönünden inceleme yapılmıştır.
Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmüne ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;
1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Uygulama Hükümlerinin 8.18.5.1 sayılı maddesinde “Enerji üretim alanlarında ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın, imar planlarının ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Onaylı imar planları, sayısal ortamda, bilgi için Bakanlığa gönderilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde: 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının havza ölçeğinde değerlendirme, planlama imkanı veren planlar olduğu, söz konusu maddede ise, bölge planlaması reddedilerek, plan revizyonu prosedürünün plan hükmünde tanımlanan fonksiyonlar için kaldırılması ve bu konudaki denetimin sadece idari olarak sağlanmasına yol açılarak, hem mevzuata hem de şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı uygulamalara neden olunduğu iddia edilmektedir.
Savunmada: Söz konusu plan uygulama hükmünde, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda enerji üretim tesislerine yönelik imar planlarının hazırlanabilmesine imkân tanındığı, gerekli görülen durumlarda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yapılmasının mümkün olduğu savunulmaktadır.
Bilirkişi kurulu değerlendirmesi:Diğer itiraz konusu olan 8.18.5.1. sayılı Plan Hükmünde, Yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş, jeotermik hidroelektrik) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve enerji piyasası düzenleme kurulunca verilecek lisans kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uygun görüşünün alınması koşuluyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları ilgili İdaresince onaylanır ve planlar bilgi için bakanlığa gönderilir denilmektedir. Bu maddede yenilenebilir enerji kaynaklarının tümü için aynı işlem öngörülmüştür. Halbuki rüzgar ve güneş enerjisi için bir yıl süre ile ön inceleme yapılan alanların verimlerinin uygun görülmesi halinde ön lisans verilmekte ve ardından ilgili belediyeye plan hazırlanıp onaylanması için başvuruda bulunulmaktadır. Akarsularda kurulan HES’ler için de benzer ön inceleme yapılarak veri toplanması gerekecektir. Büyük baraj türü hidroelektrik santralleri ile jeotermal enerji kullanacak elektrik santralleri için farklı verilerin toplanması ve kapasite hesaplarının yapılması gerekecektir. Çevre Düzeni Planı hazırlanırken nerelerin bu tesisler için uygun olacağı konusunda veri bulunmadığı için planda yer gösterilmesi mümkün olmayabilir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı öncelikle bu tesislerin yer seçiminde uygulanacak kriterleri belirleyip Çevre Düzeni Planlarının Plan Araştırma Raporuna ekleyebilir ve başvuruların bu kriterlere uygunluk açısından değerlendirilmesi koşulunu getiren Plan Hükmü tanımlayabilir.
Bu konuda örnek alınabilecek bir çalışma, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının 2015 yılında Orta DOĞU Teknik Üniversitesine hazırlattığı “Yenilenebilir Enerji Kaynakları RES-GES-HES Kullanılarak Elektrik Enerjisi Üretimi Bilimsel Araştırma Raporu”dur. Bu raporda belirlenen kriterler kullanılarak Muğla Büyükşehir Belediyesine Yenilenebilir Enerji Kaynakları kullanılarak elektrik enerjisi üretmek için imar planı hazırlanması başvuruları değerlendirilmektedir. Raporun ekinde Muğla Büyükşehır Belediyesi (ve İli) sınırları içinde rüzgar ve güneş enerjisi santralleri kurulabilecek alanlar harita üzerinde gösterilmiştir. HES’ler için böyle bir gösterimin uygun olmayacağı, her başvurunun belirlenen kriterlere ve alanın teknik ve sosyal özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Türkiye bütünü için bulunmayan kriterleri oluşturmak üzere, Muğla için hazırlanan Raporu esas alarak yaptırmasının gerekli olduğu görüşündeyiz.
Büyük ölçekli jeotermal ve hidroelektrik enerji tesislerinin havza bazında etkileri olacağı ve baraj türü hidroelektrik tesisleri geniş alan kapladıkları için, çevre düzeni planının hazırlanması aşamasında ön çalışmalar yapılmamış ve veriler toplanmamışsa, bu konuda karar alındıktan sonra çevre düzeni planında değişiklik yapılması gerekecektir. Bilirkişi kurulumuz, Plan Hükümlerinin 8.18.5.1. maddesinin belirttiğimiz görüşler dikkate alınarak yeniden yazılması gerektiği kanısındadır,” şeklindedir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu plan hükmünde ise, enerji üretim alanlarının dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.
Bu durumda, bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmeksizin, alt ölçekli planlara bırakılmasını öngören dava konusu plan hükmünde, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına ilişkin kısmı yönünden incelenmesi;
Dava dilekçesinde; Dava konusu planın aşağıda belirtilen bölümlerinde, verimli tarım arazilerinde gelişme alanlarının önerildiği, “bir avuç toprak üretilmeyen kaynak” anlayışı doğrultusunda korunması gereken, sürdürülebilir yaşamın güvencesi olan tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasının kesinlikle kabul edilemeyeceği, planlamanın amacının yerleşimlerin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesini sağlamak iken, plan ile tam tersi yönde gelişmesine olanak vermenin şehircilik ve planlama ilkeleri açısından uygun olmadığı iddia edilmektedir.
Savunmada: Davacının iptalini istediği Suşehri doğusundaki, Şarkışla batısındaki, Kangal batısındaki ve Sindelhöyük doğusundaki “gelişme alanları” nın Şarkışla batısındaki konut dışı kentsel çalışma alanının, adı geçen yerleşmeler için planla belirlenen fonksiyonlar ve bu fonksiyonlar doğrultusunda hesaplanan plan kabul nüfusları doğrultusunda belirlendiği savunulmaktadır.
Bilirkişi kurulu değerlendirmesi:”Suşehri, verimli tarım toprakları ve Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer almaktadır. Çevre Düzeni Planında kentsel gelişmeler, şimdiki yerleşik alanın batı ve kuzeyi ile doğusundaki Avculu Köyü yönünde önerilmiştir. Davacının itiraz ettiği doğu yönündeki gelişme mutlak tarım arazisi niteliğindeki tarım toprakları üzerindedir. Bu araziler üzerinde kentsel gelişme planlanması için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13(d) maddesi uyarınca ilgili Bakanlık tarafından Kamu Yararı kararı alındığına dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu Kanun maddesi, böyle bir karar alınmadan mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılmasına olanak tanımamaktadır. Ayrıca Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan bu bölgede kentsel gelişmenin sıvılaşma olasılığı yüksek olan alüvyon topraklar üzerinde gerçekleşmemesi gerekir. Bilirkişi kurulumuz bu nedenlerle Suşehri’nde doğu yönünde kentsel gelişme planlanmış olmasının planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı görüşündedir.
Dava konusu Çevre Düzeni Planında Kangal’ın batısı ve kuzeybatısında büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluş alanı ve büyük bölümü konuta ayrılacak kentsel gelişme alanı önerilmiştir. Kangal’ın kuzeybatısında, 5403 sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılan mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri niteliğinde toprakların bulunduğu geniş bir vadinin yer aldığı görülmektedir. Planlanan kentsel gelişme alanının bu vadiye açılan demiryoluna kadar uzanan bölümünün yukarıda sayılan tarım toprakları üzerine rastladığı görülmektedir. Bilirkişi kurulumuz, 5403 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca Kamu Yararı kararı alınmadan belirtilen nitelikte tarım topraklarının tarım dışı amaçla kullanılmasının 5403 sayılı Kanuna ve planlama ilkelerine uygun olmadığı görüşündedir.” tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirmede:
Dava konusu planın onay tarihinde yürürlükte bulunan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin “Planın niteliği” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında,
Çevre düzeni planı;
a) Kalkınma planları ve varsa bölge planlarını temel alarak rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlayan,
b) Kirliliğin oluşmadan önce önlenebilmesi, sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları ve bunu sağlayacak arazi kullanım kararlarını belirleyen,
c) Tarihi, kültürel ve doğal çevrenin korunması ve geliştirilmesine yönelik genel hedefleri, ilkeleri, stratejiyi ve politikaları belirleyen
ç) Karar ve hükümleriyle alt ölçekli planları yönlendiren,
d) Plan kararları açısından ekosistem bütünlüğü, arazi kullanım sürekliliğini sağlayan,
e) Planlamaya temel oluşturan verilerin farklılığından dolayı farklı mesleklerden uzmanların fiili katılımı ile hazırlanan,
f) Planlama sürecinin her aşamasında bir önceki aşamalara geri dönerek değerlendirilmelerin yapılabildiği geri beslemeli sürece sahip olan,
g) Karşılaştırılabilir, değerlendirilebilir, sorgulanabilir, geliştirilebilir ve güncellenebilir standart veri tabanına sahip olan,
ğ) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere, korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğini taşır.” kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yerilen mevzuat hükmü uyarınca, plan çerçevesindeki yerleşmeleri, sürdürülebilir kalkınma da göz önünde bulundurularak, çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilke ve stratejilerin geliştirilmesi ile plan kararları açısından ekosistem bütünlüğü ile arazi kullanım sürekliliğininin sağlanmasının, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının temel hedeflerinden birisi olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu Çevre Düzeni Planının H40 sayılı paftasında Suşehri’nin doğusunda ve J38 paftasında Kangal’ın batısında yerleşimlerin ihtiyacına yönelik olarak dava konusu gelişme alanlarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunda (syf 2), bölgede, “koruma-kullanma dengesini” sağlayacak genel arazi kullanım kararlarının üretilmesi, planın hedefleri arasında sayılmış, planın genel yaklaşımı olarak, kalkınma sürecinde büyük öneme sahip olan tarım arazilerinin, sulama alanları ve arazi toplulaştırma alanlarının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, ilgili Kanun ve yönetmelikler çerçevesinde değerlendirilmesi ve korunması ilkesi ile sürdürülebilir ekonomik kalkınmada tarım sektörünün bölge için oynadığı tartışmasız rolün devamlılığını sağlayacak, tarım ve tarıma dayalı sanayiinin eşgüdüm halinde desteklenmesi başta olmak üzere, istihdam yaratacak tüm kullanım alanlarına yönelik kararların, bölge planlarındaki stratejiler ile örtüşmesi ilkesinin benimsendiği belirtilmiştir (syf 7).
Bilirkişi raporundaki yukarıda yer verilen tespitler, dava konusu planın açıklama raporundaki belirlemeler göz önünde bulundurulduğunda, gelişme alanı belirlenen söz konusu bölgelerin, verimli tarım arazileri olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu planda, bir yerleşim için tarım sektörünün, öncül sektör olarak öngörülmesi ve alanda tarım arazilerinin bulunması, bu yerleşim için gelişme alanları düzenlenmemesi anlamına gelmediği kabul edilebilir ise de, çevre düzeni planlarının yukarıda yer verilen niteliği göz önünde bulundurulduğunda, ölçeği itibarıyla bu planda, kentlerin büyüme taleplerinin ne şekilde karşılanabileceğine dair kapsamlı incelemeler yapılması ve bu incelemeler doğrultusunda alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikaların belirlenmesi gerektiği açıktır.
Bu doğrultuda, Çevre Düzeni Planının yukarıda belirtilen amacı ve genel yaklaşımı da göz önünde bulundurulduğunda, verimli tarım topraklarının yer aldığı bölgelerde, gelişme alanlarının belirlenme gerekçelerinin dava konusu planda somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, söz konusu verimli tarım arazilerine getirilen gelişme alanı kullanımlarının gerekliliği ve bu kullanıma yönelik stratejinin belirlenmesine esas analiz ve araştırmaların, planın ne araştırma raporu ne de açıklama raporunda yer aldığı, plan notlarıyla, alt ölçekli planları yönlendirecek nitelikte, bu alanların denetim altına alınmasını sağlayacak kararların getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, niteliği gereği plan kararları açısından ekosistem bütünlüğü, arazi kullanım sürekliliğini sağlaması gereken, dava konusu Çevre Düzeni Planının kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmadığı anlaşılan yukarıda yer verilen gelişme alanı kararlarında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idarece söz konusu kentsel gelişme alanlarının, adı geçen yerleşmeler için planla belirlenen fonksiyonlar ve bu fonksiyonlar doğrultusunda hesaplanan plan kabul nüfusları doğrultusunda belirlendiği belirtilmekte ise de, TÜİK verileri uyarınca, Suşehri ilçesinin 2020 yılı nüfusunun 25.392 kişi, nüfus artış hızının binde -6.13, plan açıklama raporu uyarınca 2040 yılı plan nüfus kabülünün 33.000 kişi olduğu, Kangal ilçesinin ise 2020 yılı nüfusunun 20.760 kişi, nüfus artış hızının binde -19.78, plan açıklama raporu uyarınca 2040 yılı plan nüfus kabülünün ise 31.000 kişi olduğu görülmekte olup, açıklama raporunda, söz konusu bölgelere yönelik nüfus kabulünün dayanağı bölgesel bir yatırım kararı ya da göç v.b gibi herhangi bir gerekçeye de yer verilmediği anlaşıldığından, bu haliyle davalı idarenin savunmasına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. (https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=nufus-ve-demografi-109&dil=1)

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 07/09/2012 tarihinde onaylanan Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 17- 8.18.5.1. sayılı plan uygulama hükmü ile İtiraz 25- Suşehri’nin doğusundaki ve Kangal’ın batısındaki gelişme alanlarına ilişkin kısmının İPTALİNE,
2.Sonuç olarak, dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından ve bozma üzerine verilen kararla da bu sonuç değişmediğinden, Dairemizin bozulan ilk kararıyla hükmedilen yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine yeniden hükmedilmesine gerek olmadığına, davacının temyiz istemi kısmen kabul edildiğinden aşağıda ayrıntısı yer alan Dairemizin ilk kararından sonraki aşamalara ait davacı tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin yarısı olan …TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin temyiz istemi reddedildiğinden, davalı tarafından temyiz aşamasında yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, posta ücreti avansından artan kısmın karar kesinleştikten sonra tarafların göstereceği hesap numarasına iadesine,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30(otuz gün) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.