Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/572 E. , 2022/3860 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/572
Karar No : 2022/3860
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret
Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına tanzimli … tarih ve … sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında işlem gören … ,… , … tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesinden kaynaklanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca karara bağlanan para cezaları ile katma değer vergisi ve faizinin itirazsız kesinleştiğinden bahisle tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davaya konu ödeme emri içeriği para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin Mahkemelerinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla iptal edildiğinin anlaşılması karşısında ortada, para cezası yönünden kesinleşmiş bir amme alacağının bulunduğundan söz edilemeyeceği, ödeme emrinin dayanağı, katma değer vergisi ve faizine ilişkin olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 37. maddesi uyarınca tesis edilen işlemin ise, davacının bilinen adresine tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ yoluna gidilmişse de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilanen tebliğ koşullarının olayda gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığından, ortada usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tahakkuk ve para cezası kararları davacıya 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri doğrultusunda tebliğ edilerek, itiraz edilmeksizin kesinleştiğinden alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına tanzimli … tarih ve … sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında işlem gören … ,… , … tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesinden kaynaklanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca karara bağlanan para cezaları ile katma değer vergisi ve faizinin itirazsız kesinleştiğinden bahisle tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 51. maddesinde, mali tebliğlerin, kendi yasalarında açıklık bulunmayan hallerde Tebligat Kanunu’nun genel hükümlerine göre yapılacağı hüküm altına alındığından ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda da, tebligat hususunda özel bir hüküm mevcut olmadığından, gümrük vergilerine ve cezalara ilişkin kararların Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Buna mukabil, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 201. maddesinde, süresi içinde ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı; 6183 sayılı Kanun’un 8. maddesinde de, hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu Kanun’da yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinin olay tarihindeki yürürlükte olan şeklinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın, posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı; muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde, posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği; muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde, keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılarak, altının beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakın, çıkaran mercie iade olunacağı; bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı; ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olursa, tebliğin ilan yolu ile yapılacağı; yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin, komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mahkeme kararının, dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan, ödeme emrinin para cezasına isabet eden kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrası, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, ödeme emrinin katma değer vergisi ve faizinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince:
Ödeme emrinde yer alan vergilerle ilgili olarak 6183 sayılı Kanun uyarınca tesis edilen işleme ilişkin tebligatın 7201 sayılı Kanun uyarınca yapıldığı görülmüş olup, yukarıda yer alan mevzuata göre 6183 sayılı Kanun uyarınca tesis edilen işlemlere ilişkin olarak yapılacak tebligatta 213 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekirken, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması da usulüne uygun değildir.
Bu bakımdan, ödeme emri içeriği vergi ve faizin tebliğine ilişkin dosyada mevcut belgelerin incelenmesinden, söz konusu amme alacaklarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmek suretiyle kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, dava konusu ödeme emrinin katma değer vergisi ve faizine ilişkin kısmının iptali yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf talebini reddeden temyize konu bölge idare mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2.… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ödeme emrinin para cezasına isabet eden kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın, ödeme emrinin katma değer vergisi ve faizine isabet eden kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin ise yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 17/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.