Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/530 E. , 2022/4516 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/530
Karar No : 2022/4516
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …, Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların eşi/babası/oğlu/kardeşi …’un, 22/05/2014 günü … Cemevinde katıldığı bir cenaze sırasında aynı bölgede yaşanan sokak olaylarını önlemek amacıyla orada bulunan polis ekiplerinden bir polis memurunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmesi sonucunda, … için 323.691,07 TL maddi 200.000,00 TL manevi, … için 75.471,70 TL maddi 150.000,00 TL manevi, … için 100.000,00 TL manevi, … için 100.000,00 TL manevi, … için 50.000,00 TL manevi, … için 50.000,00 TL manevi, … için 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.099.162,77 TL tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; 22/05/2014 tarihinde Soma’daki maden faciası ve … isimli şahsın ölümü gerekçe gösterilerek düzenlenen gösteriler sonrasında meydana gelen olaylarda, polisin gruba müdahalesi sırasında, polis memuru tarafından yapılan atışlar sonucunda, olaylarla hiçbir ilgisi olmadığı dosyadaki soruşturma raporu ve İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği raporları uyarınca sabit olan … isimli şahsın ölümüne sebebiyet verildiği, …’u vuran polis memurunun mesleki tecrübesizliği nedeniyle korku ve paniğe kapıldığı ve yapmaması gereken veya en azından usule uygun yapması gereken silah kullanma eylemini gerçekleştirdiği, hizmeti yürüten personelinin görevi sırasında yaptığı eylem ve işlemlere ilişkin görev kusuru nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun oluştuğu, kusur oranı yönünden davalı idarenin tam kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, maddi tazminat yönünden; … eşi … ve oğlu …’un destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için alınan bilirkişi raporunda eşi … için 323.691,07 TL, oğlu … için 75.471,70 TL olarak hesaplandığı, manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden; … (eşi) için 100.000,00 TL, … (oğlu) için 75.000,00 TL, … (babası) için 50.000,00 TL, … (annesi) için 50.000,00 TL, … (kardeşi) için 20.000,00 TL, … (kardeşi) için 20.000,00 TL, … (kardeşi) için 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesinin hakkaniyet gereği olduğu, fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davacı …’un 323.691,07 TL, …’un (oğul) 75.471,70 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, bu miktarın … için 175.000,00 TL ve … için 25.000,00 TL’lik kısmının 13/05/2015 olan idareye başvuru tarihinden, kalan kısmının dava değerini artırma tarihi olan 18/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile … (eşi) için 100.000,00 TL, … (oğlu) için 75.000,00 TL, … (babası) için 50.000,00 TL, … (annesi) için 50.000,00 TL, … (kardeşi) için 20.000,00 TL, … (kardeşi) için 20.000,00 TL, … (kardeşi) için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 335.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Tarafların istinaf başvuruları üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, manevi tazminatın düşük belirlendiği, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, polis hakkında yargılamanın devam ettiği, olayın sorumlularının henüz belirlenemediği, bilirkişi raporu okunaklı olmadığından itiraz hakkının kısıtlandığı, okunaklı bir suretin tebliğinin gerektiği, manevi tazminatın çok yüksek olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile maddi tazminata ilişkin kısmın bozulmasına, manevi tazminata ilişkin kısmın onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; …’un 22/05/2014 tarihinde bir yakınının cenazesine katılmak amacı ile … Cemevine gittiği, bu sırada Soma’da gerçekleşen maden faciası ve …’ın ölümü hadiselerini protesto etmek amacıyla 15-20 kişilik bir grubun izinsiz olarak gösteri yapmaya başladığı ve bu gösteri sırasında polise taş, molotof atmak suretiyle olayın bir terör propagandasına dönüştüğü, bu eylemcilerin Özel … Hastanesi arka tarafından …. caddesi üzeirndeki sokaklara kaçtığı ve burada gösteriye devam ettikleri, bu sırada olaya müdahale etmek isteyen 24-62 numaralı zırhlı ekibin … Sokağa girdiği, bu esnada kimliği belirsiz göstericiler tarafından atılan bir molotof kokteylinin atılması sonucu aracın ön kısmının alev aldığı, aracın arka tarafında oturan polis memurlarının araçtan indiği ve kendilerini koruma amacıyla havaya ateş açtıkları, yapılan atışlar sonrasında … Caddesinin alt tarafında bulunan Cemevi avlusunda cenaze töreni için beklemekte olan …’un baş bölgesinden yara aldığı ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdiği, Adli Tıp Kurumu incelemesi sonucu maktülün vücudundan çıkan kurşunun polis memuru …’ın silahından çıktığının tespit edildiği, …’ın yanar vaziyette kendisine molotof kokteyli atan eylemciyi etkisiz hale getirmek amacıyla ateş etse de, hedef aldığı eylemciyi isabet ettiremeyip olaylarla hiçbir ilgisi olmayan …’u vurarak ölümüne sebebiyet verdiği, polis memuru … hakkındaki yargılamanın … Ağır ceza Mahkemesi’nin … esasına kayıtlı davada devam ettiği, davacıların 13/05/2015 tarihinde davalı idareye başvurarak 418.556,32 TL maddi ve 700.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, tazminat talebinin 01/07/2015 tarihinde reddedilmesi üzerine 31/08/2015 tarihinde fazlaya dair haklar saklı tutularak 200.000,00 TL maddi ve 700.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 900.000,00 TL tazminatın idareden yasal faizi ile tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32. maddesinin davacıların yakınının ölüm tarihinde yürürlükte olan halinde, ölüm sigortasından ölüm aylığı bağlanması, ölüm toptan ödemesi yapılması, aylık almakta olan eş ve çocuklara evlenme ödeneği verilmesi, cenaze ödeneği verilmesi haklarının sağlanacağı; en az beş yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, malûllük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, bağlanmış bulunan malûllük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde ölüm aylığı bağlanacağı; “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34. maddesinde ise, ölen sigortalının 33. madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i; bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olduğu anlaşılanların veya yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının her birine % 25’i; (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50’si; hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde, ana ve babaya çalışmaması ve gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 25’i oranında; çalışmayan ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması, gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın % 25’i oranında aylık bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
I- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İstemleri yönünden İncelenmesi:
Bölge idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.
II- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemleri Yönünden İncelenmesi:
İdare Mahkemesince, her ne kadar davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan ve karara dayanak alınan 08/05/2017 havale tarihli bilirkişi raporunun, PMF 1931 yaşam tablosunun kabul edilmesi, müteveffa …’un baba (vefat ettiği 05/03/2018 tarihine kadar olan) ve annesinin destek payının hesaplanmamış olması ve davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının dikkate alınmamış olması nedeniyle hükme esas alınması mümkün değildir.
Müteveffa destek ile davacıların muhtemel ömürlerinin ve dolayısıyla destek sürelerinin, ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekmekte olup, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 hayat tablosunun esas alınması yerinde görülmemiştir.
Dava dosyasında davacılara …’un ölümü nedeniyle ölüm aylığı bağlandığına veya 5510 sayılı Kanun uyarınca başka bir hak sağlandığına ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi İdare Mahkemesince bu hususa ilişkin bir inceleme yapılmadığı görülmektedir.
Davacılar tarafından, yakınlarının ölümü sonucunda desteğinden yoksun kalmalarından kaynaklanan maddi zararların tazmini istenilmekte olup; ölüm halinde bağlanan aylıkların, hesaplanacak destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle; İdare Mahkemesince Sosyal Güvenlik Kurumundan davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının sorulması, davacılara ölüm aylığı bağlandığının tespit edilmiş olması halinde ise davacıların uğradıkları destekten yoksun kalma zararlarının belirlenebilmesi için bilirkişi tarafından aşağıda belirtilen şekilde hesaplama yapılması gerekmektedir.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin aylar itibariyle aldığı asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücret (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen aylık dikkate alınarak, desteğin yaşasaydı alacağı aylık üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin aylar itibariyle alabileceği asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücret (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen aylık dikkate alınarak, desteğin yaşasaydı alacağı aylık üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek aylıklar dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Davacılara murislerinden dolayı SGK tarafından herhangi bir aylık bağlanmamış olması durumunda ise zarar hesabının ayrıca yapılacağı bilinmelidir. Bu durumda yani aylık bağlanmamış olması halinde desteğin yaşasaydı olacağı aylık üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı davacıların destekten yoksun kalma zararlarını oluşturmaktadır. Hesabın buna göre aktif ve pasif dönemler dikkate alınmak suretiyle yukarıdaki ilkeler gözetilerek yapılacağı açıktır.
Öte yandan; davacılara ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, kamu kaynağı kullanılmadan sosyal yardım niteliğinde yapılan ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
Ayrıca; yerleşik yargı uygulamalarında, destek yaşasaydı evleninceye kadar gelirinden anne ve babanın her birine %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 oranında pay ayıracağı kabul edilmiş olup, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacıların desteği …’un annesi …’un halen sağ olduğu, babası …’un ise 05/03/2018 tarihinde vefat ettiği görülmektedir.
Bu nedenle; davacıların desteği …’un yaşasaydı annesi …’a ve babası …’a (vefat ettiği 05/03/2018 tarihine kadar) TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenen yaşam ve destek süreleri içerisinde gelirinden yukarıda belirtildiği oranda pay ayıracağı kabul edilerek destek payları yerleşik içtihatlara uygun olarak yeniden hesaplanmalıdır.
Bilirkişice yeniden yapılacak hesaplamada, davacı eşin medeni durumunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına göre evlenme şansı oranı ve destek süresi yeniden belirlenmelidir.
Ayrıca, davacılardan müteveffanın oğlunun destek süresinin 18 yaşında sona ereceği kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendinin (b) alt bendinde, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında, “18 yaşını, lise ve dengi öğrenim ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları” sayılmış olup; ailesinin sürekli ve düzenli geliri bulunduğu dikkate alınarak yüksek öğrenimi tamamlayacağı 25 yaşının ikmaline kadar destekten istifade edeceği kabul edilmek suretiyle maddi tazminatın hesaplanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacıların maddi tazminat istemleri hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dairemizin bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince yeniden karar verildiğinden ödenmesine karar verilen maddi tazminata işleyecek yasal faiz başlangıç tarihinin Dairemizin son dönemdeki içtihatları doğrultusunda herhangi bir miktar ayrımına gitmeksizin idareye başvuru tarihinden itibaren dikkate alınacağı da tabiidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmın BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.