Danıştay Kararı 10. Daire 2018/2381 E. 2022/4517 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/2381 E.  ,  2022/4517 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2381
Karar No : 2022/4517

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müteveffa …’in … Valiliği Afet Acil Durum Müdürlüğünde mühendis kadrosunda görevli iken davalı idarece 10/11/2014 tarihinde görevlendirilmesi üzerine Sivas Merkez … Köyünde kaya ıslah çalışmaları sırasında kayalıklardan düşmesi üzerine hayatını kaybettiği kazada davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle müteveffanın eşi için 1.000,00 TL maddi (miktar artırım üzerine 812.799,35 TL) ve 100.000,00 TL manevi, annesi için 1.000,00 TL maddi (miktar artırım üzerine 108.288,06 TL) ve 50.000,00 TL manevi, babası için 1.000,00 TL maddi (miktar artırım üzerine 69.699,80 TL) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla; meydana gelen zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağının olduğu, idarenin faaliyet alanı ile ilgili olarak önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir zararın oluştuğu, meydana gelen zararın idarece tazmin edilmesi gerektiği, karara esas alınan bilirkişi raporunda, davacı eş …’in destek zararı için 602.439,98 TL, davacı anne …’in destek zararı için 80.392,19 TL, davacı baba …’in destek zararı için 51.991,50 TL’ olarak tazmini gerektiği, fazlaya ilişkin tazmin talebinin ise reddi gerektiği, manevi tazminat istemine yönelik kısmına gelince; eş, anne ve babanın yaşadığı acı ve üzüntüden dolayı ekonomik durumu ile sosyal statü ve kişisel nitelikleri de gözetilerek manevi tazminat istemlerinin kabulü ile eş … için 100.000,00 TL, anne … için 50.000,00 TL, baba …için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın kabulü gerektiği gerekçeleriyle davacılardan …’in 812.799,35 TL maddi tazminat isteminin 602.439,98 TL’lik kısmının, …’in 108.288,06 TL maddi tazminat isteminin 80.392,19 TL kısmının, …’in 69.699,80 TL maddi tazminat isteminin 51.991,50 TL kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, davacılardan … için 100.000,00 TL, … için 50.000,00 TL, … için 50.000,00 TL olmak üzre toplam 200.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile hüküm altına alınan toplam 734.823,67 TL maddi tazminatın miktar artırılan kısmı 731.823,67 TL’nin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 11/11/2016 tarihinden, 3.000,00 TL’lik kısmı ile 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 14/04/2015 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Karşılıklı istinaf başvurusu üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularıın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, İdarenin maaş delilini geç sunduğundan kabul edilmemesi gerektiği, İdare delili sunumunda açıkça kusurlu olduğundan aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, İdarenin kusurunun olmadığı, seyyar görev tazminatı ve ek özel tazminatının personelin fiilen kurum dışında yaptığı görev karşılığı verildiği, her ay 30 gün üzerinden verilmesinin doğru olmadığı, payların anne, baba ve eşe eşit şekilde olması gerektiği, emekliliğin 65 yaştan hesaplanmaması gerektiği, kusur yönünden alınmış bir rapor olmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile maddi tazminata ve faiz başlangıç tarihine ilişkin kısmının bozulmasına, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
… Valiliği Afet Acil Durum Müdürlüğünde mühendis olarak görev yapan müteveffa …’in Sivas Merkez … Köyünde tehlike arz eden kaya ıslah çalışmaları ile ilgili çalışma yapmak üzere 10/11/2014 tarihinde idare tarafından görevlendirilmesi üzerine çalışma alanı olan … köyüne gidildiği ve burada bulunan ve ıslah çalışmaları yapılması düşünülen kayanın üzerine çıkan müteveffanın dengesini kaybederek düşmesi sonucu ölmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle eşi …, annesi … ve babası … için maddi ve manevi tazminat istemleriyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun mülga 53. maddesinde, en az 10 yıl fiili hizmet süresini tamamlamış iştirakçilere “adi malullük aylığı”; 55. maddesinde, görevin neden ve etkisiyle yaralanan iştirakçilere 53. maddeye göre hesaplanacak adi malüllük aylıklarına, malullük derecelerine göre %15 ila %60 oranında zam yapılmak suretiyle “vazife malullüğü aylığı” bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne Yönelik İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısımının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.

B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine Yönelik İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısımının İncelenmesi:
İdare Mahkemesince, her ne kadar davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararın tespiti amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, bu inceleme sonucunda hazırlanan 01/09/2016 ve 05/04/2017 tarihli(ek rapor) bilirkişi raporlarının, PMF 1931 yaşam tablosunun kabul edilmesi, davacılara bağlandıysa bu ölüm aylıklarının yarar olarak düşülmemesi, müteveffanın çocuklarının doğma ihtimali gözetilmeksizin davacılara pay oranlarının belirlenmiş olması nedeniyle hükme esas alınması mümkün değildir.
Müteveffa destek ile davacıların muhtemel ömürlerinin ve dolayısıyla destek sürelerinin, ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekmekte olup, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 hayat tablosunun esas alınması yerinde görülmemiştir.
İdare tarafından, “SGK tarafından vazife malulü olarak işlem yapıldığı, eşi ve ailesine maaş bağlandığı” hususları ileri sürülmesine rağmen dava dosyasında davacılara …’in ölümü nedeniyle ölüm aylığı bağlandığına veya 5510 sayılı Kanun uyarınca başka bir hak sağlandığına ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi İdare Mahkemesince bu hususa ilişkin bir inceleme yapılmadığı görülmektedir.
Davacılar tarafından, yakınlarının ölümü sonucunda desteğinden yoksun kalmalarından kaynaklanan maddi zararların tazmini istenilmekte olup; ölüm halinde bağlanan aylıkların, hesaplanacak destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle; İdare Mahkemesince Sosyal Güvenlik Kurumundan davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının sorulması, davacılara ölüm aylığı bağlandığının tespit edilmiş olması halinde ise davacıların uğradıkları destekten yoksun kalma zararlarının belirlenebilmesi için bilirkişi tarafından aşağıda belirtilen şekilde hesaplama yapılması gerekmektedir.
Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, müteveffanın emsali mühendisin aylar itibariyle aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen aylık dikkate alınarak, desteğin yaşasaydı alacağı aylık üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.
Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali mühendisin aylar itibariyle alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen aylık dikkate alınarak, desteğin yaşasaydı alacağı aylık üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek aylıklar dikkate alanarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.
Öte yandan; davacılara ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerektiği, kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ve ifa amacı taşıyarak yapılan ödemelerin yarar olarak değerlendirilmesi, kamu kaynağı kullanılmadan sosyal yardım niteliğinde yapılan ödemelerin ise yarar olarak değerlendirilmemesi gerektiği açıktır.
Yapılacak hesaplamada, müteveffa henüz 2 yıllık evli olup destek payları belirlenirken 1. yıl müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi ve babası için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı, 2. yıl ilk çocuğunun doğacağı ihtimaline binaen müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve 1 çocuğu için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı, ilk çocuğun doğumundan 2 yıl sonra 2. çocuğunun doğabileceği ihtimaline binaen müteveffanın kendisi için 2 pay eşi için 2 pay, annesi, babası ve 2 çocuğu için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Bilirkişice yeniden yapılacak hesaplamada, davacı eşin medeni durumunda herhangi bir değişiklik olup olmadığına göre evlenme şansı oranı ve destek süresi yeniden belirlenmelidir.
Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacıların maddi tazminat istemleri hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca yeniden verilecek kararda faiz başlangıç tarihi yönünden son Danıştay İçtihatlarının dikkate alınarak faiz başlangıç tarihinin belirleneceği de açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacıların manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
2. Tarafların maddi tazminata ilişkin temyiz isteminin kabulü ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; … İdare Mahkemesinin maddi tazminatın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.