Danıştay Kararı 4. Daire 2018/56 E. 2022/5675 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/56 E.  ,  2022/5675 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/56
Karar No : 2022/5675

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Sinan Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, şahsi işletmesinin 2010 ila 2012 yıllarına ait hesaplarının incelenmesi sonucunda yapılan düzeltmeler nedeniyle indirimli orana tabi teslimlerinden doğan katma değer vergilerinin iadesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu olayda, ikamet amaçlı binaların inşaatı faaliyeti ile iştigal eden davacıya ait şahsi ticari işletme, davacının tek ortağı olduğu … Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.’ne devir olduğundan, davacının şahsi ticari işletmesine ait haklar ve borçlar da kül halinde devrolunan ticari işletmeye ait olup, davacının şahsi ticari işletmesine ait olarak doğduğu ileri sürülen katma değer vergisi iade hakkının ancak … Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. tarafından iade başvurusuna konu edilmesinin mümkün bulunduğu; bu durumda, davacının 04/11/2015, 25/11/2015 tarihlerinde 11/2011 ve 12/2012 dönemlerine ilişkin olarak yeminli mali müşavir iade tasdik raporu ibraz ederek yaptığı katma değer vergisi iade talebinin yılı geçtikten sonra iade talebinde bulunulduğu, bu nedenle, başkanlık görüşüne müteakip işlem yapılacağı gerekçesiyle dava konusu işlemle reddinde sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının dava konusu işlem nezdinde davalı idare tarafından muhatap alındığı, buna göre hareket ettiği, idarenin izin verdiği portallar kullanılarak düzeltmelerin ve başvurunun yapıldığı, idarenin de bu yönde bir ret gerekçesi sunmadığı, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği leri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu; aynı Kanunun 341 inci maddesinde, vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 146. maddesinde, birleşme iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiri ile birleşerek yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak etmesi olarak tanımlanmış, 151. maddesinde, kalan yahut yeni kurulan şirketin, ortadan kalkan şirketlerin yerine geçeceği, bunların bütün hak ve borçlarının kalan veya yeni kurulan şirkete intikal edeceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, 27/02/2013 tarih ve 8267 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre, ikamet amaçlı binaların inşaatı faaliyeti ile iştigal eden davacıya ait şahsi işletmenin (…-…), davacının tek ortağı olduğu … Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.’ne devir olunması nedeniyle ticaret sicilinden terkin edildiği ve devir ile birlikte … Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.’nin 20.000,00-TL. olan sermayesinin, tüm aktif ve pasifi ile birlikte devralınan ferdi işletmenin öz sermayesi (7.522.382,62-TL.) kadar arttırılarak, sermayesinin 7.542.400,00-TL. olduğu, davacının şahsı işletmesine ait 2010 ila 2013 yıllarına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu ile davacının şahsi işletmesinin 2010 ve 2011 yılında fiili teslimini yaptığı dairelere ait faturaları Aralık/2012 döneminde düzenlediğinin, yine, 2012 yılında fiili teslimini yaptığı dairelere ait faturaları ise … San. ve Tic.Ltd.Şti.’nin Aralık/2013 döneminde düzenlediğinin belirlendiği ve satışı yapılan daireleri (ulaşılabilen) alanların ifadeleri alınarak dairelerin emsal fiyatlarının tespit edildiği, vergi incelemesinde, dönem kaymaları giderilerek ve matrah farkları dikkate alınarak davacının 2010,2011 ve 2012 yılı katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlendiği, davacının yapılan düzeltmeler sonucunda 2010 ve 2011 yılındaki indirimli orana tabi teslimlerinden dolayı 04/11/2015, 25/11/2015 tarihlerinde 11/2011 ve 12/2012 dönemlerine ilişkin olarak yeminli mali müşavir iade tasdik raporu ibraz ederek yaptığı katma değer vergisi iade talebinin yılı geçtikten sonra iade talebinde bulunulduğu, bu nedenle, başkanlık görüşüne müteakip işlem yapılacağı gerekçesiyle dava konusu işlemle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, 4.fıkrasında da yargı yetkisinin idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırını düzenleyen 2.maddesinde de, idari dava türleri sıralandıktan sonra, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan; aynı Kanunun “kararlarda bulunacak hususlar” başlıklı 24/e maddesinde de; kararlarda; kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün belirtileceği kuralına yer verilmiştir.
Mahkeme kararının gerekçeli olması, gerek kanun yoluna başvurmak gerekse hakkaniyete uygun bir görüntü sunmak açısından davanın taraflarının menfaatini ilgilendirdiği gibi, demokratik bir toplumda kamunun menfaatini de ilgilendirmekte, mahkemelere olan güveni pekiştirmektedir.
Gerekçeli karar ilkesi, özellikle kanun yollarının açık olduğu durumlarda, hakkaniyete uygun yargılanma kavramının önemli bir unsurudur. mahkemenin kararlarını gerekçeli verme yükümlülüğü, hakkaniyete uygun yargılama ilkesi çerçevesinde olmalıdır. Gerekçenin öğrenilememesi, gerekçede tarafların savlarına cevap verilmemesi ve yetersiz, yasaya dayanmayan gerekçe kurulması hakkaniyetle ve adaletin sağlıklı tesis edilmesi ile bağdaşmaz.
Olayda her ne kadar mahkemece külli halefiyet ilkesi gereği, davacının şahsi ticari işletmesine ait haklar ve borçlar da kül halinde devrolunan ticari işletmeye ait olup, davacının şahsi ticari işletmesine ait olarak doğduğu ileri sürülen katma değer vergisi iade hakkının ancak … Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. tarafından iade başvurusuna konu edilmesinin mümkün bulunması nedeniyle tesis edilen dava konusu ret işleminde sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiş ise de; ret işleminin gerekçesinin başkanlık görüşüne göre işlem tesis edilmek üzere beklenmesi üzerine kurulduğu, kesinlik ihtiva etmediği gibi davacının niteliğine veya ehliyetine ilişkin bir değerlendirme de içermediği, başka bir ifade ile davalı idare tarafından davacının, iade talebinin muhatabı olarak kabul edilmiş olduğu dikkate alındığında, davacının iade talebine ehliyetli görülmemesinin, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu sonucunu doğurmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki; yukarıda yer verilen Anayasa ve 2577 sayılı Kanun’daki düzenlemeler ışığında; idari yargı, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenmesi amaç ve görevine sahip olup, bu kapsamda mahkeme tarafından hukuka uygunluğunun denetlenmesi gereken unsurun, davacının başvurusu değil; idari işlemin bizatihi kendisi olduğu göz önünde bulundurulduğunda; dava dosyasında mevcut raporlar uyarınca dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilmeksizin davacının iade talep etme kabiliyeti olmadığı yönünde verilen Vergi Mahkemesi kararına ilişkin istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.