Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/1938 E. , 2022/3859 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1938
Karar No : 2022/3859
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Petrol Ürünleri Ticaret Anonim Şirketi
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı transit beyannamesi muhteviyatı ‘akaryakıt’ cinsi eşyanın 175.272 metreküplük kısmının yurt dışı edilmediğinden bahisle, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 236. maddesinin 1. fıkrası uyarınca antrepo işleticisi sıfatıyla davacı adına tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile anılan vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarının itiraz ve dava konusu edilmeksizin kesinleştiğinden bahisle düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, ödeme emrine konu ek tahakkuk ve para cezası kararlarının, davacı şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde kayıtlı bilinen adresi olan “… Caddesi … Sokak … Plz No:… K:… D:… …/…” adresinde tebliğ edilmesi gerekirken, şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde bu kişiye tebligat yapıldığı, bu nedenle usulüne uygun şekilde kesinleştirilmeyen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ek tahakkuk ve para cezası kararlarının, davacının, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde kayıtlı bilinen adresinde tebligata çıkarıldığı fakat adreste firmaya ulaşılamaması nedeniyle iade olduğundan, kanuni temsilcisinin adresinde tebligat yapılmasının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği ya da zamanaşımına uğradığı iddialarıyla, ödeme emrinin iptali istemiyle dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
Kamu alacağının ödeme emri düzenlenerek tahsil edilebilir aşamaya gelmesi, onun usulüne uygun olarak kesinleşmesi ve ödeme süresinin son gününün geçmesine karşın ödenmemesi halinde mümkündür. Ödeme emrine konu alacağın kesinleşmesinin ise, usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, vergilere karşı dava açılmaması veya açılan davada verilen kararın kesinleşmesine bağlı olduğu tartışmasızdır.
Olayda; davacı şirket adına Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde kayıtlı bilinen adresinde tebligat yapılmaya çalışıldığı, ancak şirketin anılan adreste bulunamadığı anlaşılmaktadır. Şirketlerin adres değiştirmeleri halinde bu değişikliğin Türkiye Ticaret Sicil Gaztesi’ne bildirilmesi gerekmekte olup, davacı tarafından bu usule uyulmadığından, davacı adına ek tahakkuk ve para cezası kararlarının, şirketin kanuni temsilcisinin kendisine, ikametgah adresinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğu görülmekle, bu kararlara karşı idari itiraz ve dava yoluna başvurulmadığından, kesinleşen alacağın tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen davaya konu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu kararının bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.