Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5528 E. 2022/4531 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5528 E.  ,  2022/4531 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5528
Karar No : 2022/4531

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle yaralanan sol el baş parmağının tedavisi için başvurduğu Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde sol el baş parmağında ve sol ayak orta parmağında hareket kısıtlılığı ve şekil bozukluğu meydana geldiği, meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla, zararlarına karşılık 1.500,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … İhtisas Kurulunun 14/06/2017 tarihli raporu birlikte değerlendirildiğinde, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde davacıya uygulanan tıbbi müdahale ve kontrollerde davalı idareye ve operasyonu gerçekleştiren doktora izafe edilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı sabit olduğundan, davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddin karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece yapılan ameliyatlar özetlenerek tedavinin tıp kurallarına uygun olduğunun gerekçesiz olarak belirtildiği, kemik ve eklem alanında uzmanlaşmış olan Eğirdir Kemik Eklem Hastalıkları Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi uzmanlarından bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve müdahil tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, 23/06/2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasında sol el baş parmağının yaralanması üzerine Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi acil servisine başvurmuş ve burada ilk müdahalesi yapılarak taburcu edilmiş; daha sonra, yaralanan parmağında hareket kısıtlılığı olması üzerine tedavi için 22/08/2011 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gitmiş, burada da sol ayak orta parmaktan doku alınarak sol el baş parmağa nakledilmesi dahil müteaddid kez ameliyat olmuştur.
Davacı tarafından, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan operasyonlarda doktor hatası olması nedeniyle, sol el baş parmağında ve sol ayak orta parmağında hareket kısıtlılığı ve şekil bozukluğu oluştuğu iddiasıyla, zararlarının tazmini için davalı idareye başvuru yapılmış, bu başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine de bakılmakta olan dava açılmıştır.
Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda, “dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere kişinin 23/06/2011 tarihinde geçiriği kaza sonrası başvuruduğu sağlık kuruluşundaki belgeler istendiği halde dosya içeriğinde mevcut olmadığı, kişinin Kırıkkale Üniversitesi Kırıkkale Tıp Fakültesine olaydan yaklaşık 2 ay sonra (22/08/2011 tarihinde) sol el 1. parmak DİP eklemde ankiloz, tırnak proksimalinde ulnar tarafta ring tarzı fissür bulgusu ile başvurduğu, muayene, preoperatif hazırlıklar yapılarak aynı hastanede müteakip kereler operasyonlar geçirdiği ve son durum muayenesinde sol el 1 parmak dıf eklem 45 derece abdüksiyonda kontrakte dıf eklemde herhangi bir fleksiyon ekstansiyon hareketi mevcut değil. Parmak ucunda minimal duyu kaybı mevcut, sol ayak 3. parmak fleksiyon kontraktürü mevcut xray: sol el 1 parmak distal ve orta falanksta osteosklerotik lezyonlar, orta falanksta taşınan kemik ile füzyon hattı mevcut, sol ayak 3. parmak distal ve orta falanksta osteosklerotik lezyonlar, distal ve orta falanksta füzyon hattı saptandığı cihetle Kırıkkale Üniversitesi Kırıkkale Tıp Fakültesinde kişiye uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, ilgili hekim ve idareye atfı kabil kusur bulunmadığı” yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınmak suretiyle dava reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince de davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetine yönelik tam yargı davalarında, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun’un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu’nun, Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı “Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2., 3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilirkişi raporunun hazırlanabilmesi için, davalı idareye bağlı sağlık kuruluşunda yapılan operasyon ve tıbbi işlemler öncesinde davacının başvurmuş olduğu diğer sağlık kuruluşlarındaki belgelerin, Mahkemece temin edilmesi Adli Tıp Kurumu tarafından istenilmiştir.
Bunun üzerine, Adli Tıp Kurumunun teminini istediği belgeler, İdare Mahkemesince ara kararı ile davalı idare Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğünden istenilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden ise, davacının sol el baş parmağının yaralanması üzerine ilk olarak 23/06/2011 tarihinde Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi acil servisine başvurduğu ve burada ilk müdahalesinin yapıldığı, davalı idareye bağlı sağlık kuruluşuna ise daha sonradan 22/08/2011 tarihinde başvurduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İdare Mahkemesinin, Adli Tıp Kurumunun teminini istediği belgeleri, ara kararı ile dava dışı Sağlık Bakanlığından istemesinin gerektiği açıktır. Ancak, İdare Mahkemesince bu belgelerin davalı idareden istendiği ve davalı idarece de istenilen bu belgelerin gönderilemediği görülmüştür.
Nitekim, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, davacının sol el baş parmağının yaralanması üzerine 23/06/2011 tarihinde başvurduğu sağlık kuruluşundaki belgelerin dosya içerisinde mevcut olmadığı belirtilmiş ve mevcut belgelere göre bir kanaate ulaşılmıştır.
Ayrıca, Adli Tıp Kurumu raporunun; davacının, davalı idareye bağlı sağlık kuruluşuna başvuru sebebi, birden çok kez tedavi için geçirdiği ameliyatlar ve son durumunu gösterir muayene bilgileri özetlenerek, daha sonrasında ise herhangi bir açıklama ve değerlendirme yapılmadan, davalı idareye bağlı sağlık kuruluşunda uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, ilgili hekim ve idareye atfı kabil kusur bulunmadığı belirtilmek suretiyle hazırlandığı görüldüğünden, hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, İdare Mahkemesinin davanın reddine yönelik kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu kabul edilmek suretiyle, yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek ve yeni bir bilirkişi raporu alınarak davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmekte iken; davacının istinaf başvurusunun reddedilmesine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine yönelik Kırıkkale İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.