Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3519 E. 2022/5664 K. 17.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3519 E.  ,  2022/5664 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3519
Karar No : 2022/5664

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … Kolej Eğitim Yayın Basım Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idarece tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin faiz isteminin reddine ilişkin kısmının iptali ile 22/11/2010 ödeme tarihinden 25/08/2017 tarihine kadar 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında işlemiş 783.253,00TL faiz alacağının dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket tarafından, 2010/7-9 dönemine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen geçici vergi beyannamesine istinaden düzenlenen tahakkuk fişinde yer alan 973.183,81TL tutarındaki geçici verginin 22/11/2010 tarihinde ödenmesi üzerine, anılan tahakkuk fişinin iptali ile yapılan ödemenin 213 sayılı Kanun’un 112/4.maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle … Vergi Mahkemesi nezdinde açılan davanın … tarih ve E:… ve K:… sayılı kararıyla kabul edilmesi sonrasında, 973.183,81TL tutarındaki geçici vergi ile bu meblağın ödendiği tarih olan 22/11/2010 tarihinden 25/08/2017 tarihine kadar 6183 sayılı Yasaya göre belirlenen tecil faizi oranında işlemiş 783.253,00TL’nin ödenmesi talebini içeren … tarih ve … sayılı başvuruya karşılık davalı idarece tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin faiz isteminin reddine ilişkin kısmının iptali ile 22/11/2010 tarihinden 25/08/2017 tarihine kadar 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında işlemiş 783.253,00TL faiz alacağının dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesinin talep edildiği olayda, 31/05/2012 tarih ve 6322 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinde yapılan değişiklik ile; fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği hükmü uyarınca, haksız yere alındığı … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… ve K:… sayılı kararıyla hüküm altına alınan geçici verginin, ödendiği tarihten itibaren Kanuna uygun olarak işleyecek faiziyle birlikte davacı şirkete iadesi gerektiğinden, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemin davacı şirketin faiz istemini reddeden kısmında yasal isabet görülmediği, davacı şirketin ödemenin yapıldığı 22/11/2010 tarihinden 25/08/2017 tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenen tecil faizi oranında işlemiş 788,253,00TL faizin taraflarına ödenmesi istemine ilişkin ise, Mahkemelerinin ara kararı ile, davalı idareden, 22/11/2010 ödeme tarihinden itibaren 112/4. fıkrasının yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihine kadar geçen süre için genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda, 15/06/2012 tarihinden itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için ilgili 213 sayılı Kanun’un 112/4. fıkrasında belirtildiği şekilde, (aynı dönemde 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz) yapılacak hesaplamaya ilişkin oluşturulacak tablonun okunaklı ve onaylı bir örneğinin istenildiği, davalı idarenin cevabında, davacı şirket tarafından 22/11/2010 tarihinde ödenen kurumlar geçici vergisinin idarenin tasarrufuna girdiği tarihten Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinin yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihine kadar geçen süre için 137.258,91TL; 15/06/2012 tarihinden düzeltme fişinin davacıya tebliğ edildiği 05/12/2017 tarihine kadar geçen süre için 213 sayılı Kanun’un 112/4. maddesi uyarınca, 648.464,49TL olmak üzere toplamda 785.723,40TL faiz hesaplandığı idari yargıda talepte bağlı olma kuralı gereği, davacı şirketin talebine uygun olarak, davacı şirket tarafından 22/11/2010 tarihinde ödenen geçici verginin idarenin tasarrufuna girdiği tarihten, Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinin yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihine kadar geçen süre için genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda ve 15/06/2012 tarihinden 25/08/2017 tarihine kadar geçen süre için ise 213 sayılı Kanun’un 112/4.maddesinde belirtildiği şekilde, (aynı dönemde 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz) yapılacak hesaplamaya göre bulunacak faiz tutarının davacı şirkete ödenmesinin gerektiği, faiz alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile ilgili, davacı şirketçe talep edilen faiz alacağına faiz işletilmesi, yani faizin belli süreler sonunda anaparaya eklenmesi suretiyle yeniden oluşan tutara faiz yürütülmesi, bileşik faiz olarak adlandırıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 388/3. maddesinde; “Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.” hükmü ile adi alacaklarda bileşik faiz açıkça yasaklandığı, 3095 sayılı Kanun’un 3. maddesinde de; Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak suretiyle, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken bileşik faiz uygulanamayacağının belirtildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 8/2. maddesinde bileşik faizin uygulanabileceği kabul edilen durum ise;”Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.” şeklinde belirtildiği, söz konusu yasal düzenlemeler uyarınca bileşik faiz, ancak ticari işlemlerde ve tacirler arasında, üç aydan aşağı olmamak üzere cari hesaplarda ve ödünç sözleşmelerinde uygulanabileceğinden ve olayda da böyle bir durum mevcut olmadığından, açılan dava ile tazminat alacağına dönüştüğü belirtilen faiz alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi mevzuata uygun görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemin faiz isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ve davacı şirket tarafından 22/11/2010 tarihinde ödenen geçici verginin idarenin tasarrufuna girdiği tarihten Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinin yürürlüğe girdiği 15/06/2012 tarihine kadar geçen süre için genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen şekilde ve 15/06/2012 tarihinden 25/08/2017 tarihine kadar geçen süre için ise 213 sayılı Kanun’un 112/4.maddesinde belirtildiği şekilde yapılacak hesaplamaya göre bulunacak faiz tutarının davacı şirkete ödenmesine ilişkin kısım yönünden hukuka aykırılık, faiz isteminin fazlaya ilişkin kısmı ile anılan faiz alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesinde belirtilen düzenlemede 120. maddeye göre red ve iadeye hükmedileceği belirtildiğinden 120. maddenin iadesi gereken vergilerle sınırlı olduğu, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine göre mahkeme kararının idareye tebliğinden itibaren olabilecek gecikmeler için faiz ödeneceğinin belirtildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.