Danıştay Kararı 8. Daire 2018/5625 E. 2022/5652 K. 14.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/5625 E.  ,  2022/5652 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5625
Karar No : 2022/5652

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, … Mahallesi, … , … Caddesi, … kapı sayılı yerde faaliyet gösteren davacıya ait işyerinin 16.06.2014 tarihinde su baskınına maruz kalarak zarara uğraması nedeniyle, meydana gelen 93.623,29-TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, dosyada bulunan işyeri açma ve çalışma ruhsatının su baskınının gerçekleştiği 16.06.2014 tarihinden sonra 26.09.2014 tarihinde alındığı, su baskınının meydana geldiği tarihte işyerinin çalışma ruhsatının bulunmadığı, davalı idarece su baskınının meydana geldiği binanın yer aldığı … nolu parselin idarenin kamulaştırma sorumluluğunda olmadığı dere ıslah ve işletme bandı dışında bulunduğu, … nolu parselin kısmen park alanında kısmende yolda kaldığı, binaya ilişkin idarece verilen atıksu kanalı bağlantı görüşünün de olmadığı beyan edildiğinden, binanın bulunduğu parsele ilişkin imar durumunun, Danıştay bozma kararı doğrultusunda, Mahkemenin 29.03.2018 tarihli ara kararı ile davalı idareden ve Ümraniye Belediye Başkanlığından, “dava konusu İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, … Mahallesi, … , … Caddesi, … kapı ve … parsel sayılı yerde faaliyet gösteren davacıya ait işyerine ait mimari proje, yapı kullanma izni ile yapı ruhsatı ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunup bulunmadığının sorulmasına, buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine, yine dava konusu taşınmazı kapsayan alana ilişkin anılan taşınmazın renkli kalemle işaretli olarak gösterildiği, 16.06.2014 tarihi itibariyle meri olan 1/1000 ölçekli imar planı ile plan notları ve yapılaşma koşullarını gösteren bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı bir suretinin fiziki ortamda gönderilmesinin” istenildiği, gönderilen bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmaza ilişkin Ümraniye Belediye Başkanlığı tarafından, … tarihinde, … sayılı 1 yıllık geçici izin belgesinin düzenlendiği, geçici işyeri izin belgesinin yenilenmediği, 01.08.2017 tarihinde işyerinde yapılan denetimde, işyerinin ticari faaliyette bulunmadığı, 16.06.2014 tarihinde ise dava konusu işyerinin ruhsatsız olarak açıldığı ve faaliyette bulunduğunun tesbit edildiği, dava konusu işyerinin, meri imar planlarında ve 16.06.2014 tarihinde, kısmen park alanında, kısmen yol alanında kaldığının bildirildiği, bu durumda; dava konusu işyerinin, 16.06.2014 tarihinde, ruhsatsız olarak açıldığı ve faaliyette bulunduğu, davacının işyeri açma ve çalışma ruhsatını olay tarihinden sonra aldığı, dava konusu işyeri için Ümraniye Belediye Başkanlığı tarafından … tarihinde, … sayılı 1 yıllık geçici izin belgesinin düzenlendiği, geçici işyeri izin belgesinin yenilenmediği, 01.08.2017 tarihinde yapılan denetimde, işyerinin ticari faaliyette bulunmadığının tesbit edildiği, dava konusu işyerinin bulunduğu parselin, meri imar planlarında, kısmen park alanında, kısmen yol alanında kaldığı, dolayısıyla mevzuaatta öngörülen şartları taşımayan ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmayan işyerinde meydana gelen zarardan davalı idarenin kusurunun bulunmadığı ve oluşan zarardan davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında; ilgililerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatı adlı belgeye dayanarak işyeri açabileceği belirtilmiştir.
10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde, işyerlerinin depo olarak kullandıkları yerlerin işyeri açma ve çalışma ruhsatında gösterileceği; 6. maddesinde, yetkili idareden usulüne uygun işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idarelerce kapatılacağı kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 31. maddesinde; inşaatın bitme gününün, kullanma izninin verildiği tarih olduğu, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları, ancak kullanma izni alan bağımsız bölümlerin bu hizmetlerden istifade ettirileceği kuralına yer verilmiş, 32. maddesinde de, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar hakkında düzenlemeler yapılmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle “bilirkişi” konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” kuralı yer almaktadır.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 282. maddesinde “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır.
Dosyanın incelenmesinden,16.06.2014 tarihinde yağan yoğun yağmur nedeniyle davacıya ait işyerini su bastığı, bu durumun, İSKİ ve Ümraniye Belediye Başkanlığınca tutulan tutanaklar ile tespit edildiği, İstanbul … Sulh Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyasından yaptırılan bilirkişi tespit raporunda; … Sokakta Ümraniye Belediye Başkanlığına ait 2 adet yağmur suyu ızgarası bulunduğu, bu ızgaraların çevresel pislikle dolu olduğu, bu haliyle yağan yağmuru toplayamadığı, suyun bordür seviyesine çıktığının tespit edildiği, ayrıca raporda … Sokak ile … Sokak köşe noktasında İSKİ’ye ait iki adet baca bulunduğu, bacalardan birinin boru yarı çapına kadar pislik ile dolu olduğu, diğer bacanın ise atık su kotunun yol zemin kotuna yakın seviyede bulunduğunun tespit edildiği, yoğun yağış nedeniyle atık su hattına yağmur suyunun karışması neticesinde borularda taşınan su miktarının arttığı, daha düşük kottaki binanın tuvaletinden taşarak bina içerisine girdiği, 93.623,29 TL tutarındaki malzemenin tamamen kullanılamayacak durumda olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından İSKİ’ye yapılan müracaatın, … tarih … sayılı cevabi yazı ile sorumlu olmadıklarından bahisle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, yapı kullanma izni verilmeyen ve/veya alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları, işyeri açma ve çalıştırma izni olmayan işyerlerinin faaliyette bulunamayacakları açıktır.
Ancak, söz konusu izinler bulunmamasına rağmen davacının, davalı idareler tarafından sunulan kamu hizmetlerinden faydalandığının anlaşılması halinde, davalı idarenin olay nedeniyle meydana gelen zararın tamamına katlanmasını beklemek diğer yandan yasal zorunluluk nedeniyle alınması gereken ruhsatları almayan davacıyı uğramış olduğu zararın tümünden mesul tutmak hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu durumda izinsiz işyeri açma çalıştırma faaliyeti nedeniyle davacının müterafık kusuru bulunmakla birlikte söz konusu kaçak yapının her türlü belediye hizmetinden yararlanıp yararlanmadığı saptanarak sonucuna göre Belediyenin hizmet kusuru yönünden de değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, uyuşmazlık olay tarihi olan 16/06/2014 tarihinde davacının işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmadığı açık olup davacı ile davalı idarenin birlikte müterafik kusur durumu göz önünde bulundurularak gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle mahkemece yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.