Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/3411 E. , 2022/4820 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3411
Karar No : 2022/4820
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı – …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
2-(DAVACI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı…
VEKİLİ : Av….
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, şehirler arası otobüs terminaline giriş çıkış yapan araçlardan makbuz karşılığı tahsil edilen bedellerinin harç olarak değerlendirilemeyeceği, sunulan bu hizmet dolayısıyla Belediye bünyesinde oluşacak iktisadi kamu kuruluşu için mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği ve mükellefiyet tesis ettirilerek kurumlar vergisi beyannamesi verilmediği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı; 2013 yılı kurumlar vergisi ve 2013 yılı tüm dönemlerine ilişkin geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi yönünden; Belediye işletmelerinin kurumlar vergisine tabi tutulabilmesi için bu işletmelerin faaliyetlerinin sürekli olması ve ticari, sınai veya zirai nitelik taşıması gerektiği, davacının faaliyetinin ise belediye gelirleri arasında sayılan faaliyetlere girmediği, terminale giriş çıkış yapan araçlardan makbuz karşılığı tahsil edilen bu ücretlerin terminal işletmeciliği kapsamında bedel karşılığı sunulan bir hizmet olduğu, dolayısıyla kazanç elde edilmesi nedeniyle olayda resen takdir nedeninin bulunduğu, 2013 yılına ilişkin Alanya şehirlerarası otobüs terminaline ait çıkış fiş kayıt defterlerinde tespit edilen katma değer vergisi hariç tutardan, yine defter kayıtlarında yer alan giderler düşülerek yapılan hesaplamayla ulaşılan kurumlar vergisinde ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, geçici vergi (aslı) yönünden; vergi inceleme raporunda, geçici vergi aslının aranmaması gerektiği belirtildiğinden, mahsup dönemi geçen geçici verginin kaldırılması gerektiği, geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası yönünden ise; inceleme raporunda hesap yapılırken yüzde onluk kısmın gözönünde bulundurulmadığından, her dönem için yüzde onluk kısımlar düşülerek yapılacak hesaplama sonrası bulunacak fark matraha isabet eden vergilere bağlı olarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık, ceza fazlalarında ise hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, geçici vergi (aslı) ile geçici vergi matrahlarının yüzde 10’una isabet eden geçici vergiye bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezası yönünden kabulüne, davanı kalan kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası yönünden; davacı hakkında düzenlenen inceleme raporunda yer alan tespitlerin, ilgili rapora ekli … Belediyesi Mali Hizmetler Müdürünce imzalanan tutanağa dayandığı ve bu kişinin davacı kurumu temsile yetkili olmadığından, yetkisiz kişi nezdinde düzenlenen tutanak dayanak alınarak hazırlanan vergi inceleme raporuyla belirlenen matrahta ve bu matrah üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı, geçici vergi (aslı) yönünden; ihbarnamelerde, mahsup döneminin geçmiş olması sebebiyle geçici vergi asıllarının tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilmesine rağmen bu kısmında dava konusu edildiği anlaşıldığından, anılan kısmı yönünden davanın incelenmeksizin reddedilmesi gerekirken, uyuşmazlığın bu kısmının kabulüne ilişkin Mahkeme kararında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen gerekçeli reddine, kısmen kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezası yönünden davanın kabulüne dair hüküm fıkrasına yönelik davalının istinaf başvurusunun açıklanan gerekçeyle reddine, geçici vergiye (aslına) ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının bu kısma ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davanın bu kısmının kabulüne, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının terkinine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Vergi incelemesinin …Belediyesi Başkanlığı nezdinde yapıldığı ve savunmalarının alınmadığı, vergi ve cezaların tamamının zamanaşımına uğradığı, kayıt dışı bırakıldığı iddia edilen matraha ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadığı, 2 nolu ihbarnamelere dava açıldığı, davaların derdest olduğunun iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Şehirler arası otobüs terminaline giriş çıkış yapan araçlardan makbuz karşılığı tahsil edilen ücretlerin harç olarak değerlendirilemeyeceği, bedel karşılığı sunulan bu hizmet nedeniyle belediye bünyesinde bir iktisadi kamu kuruluşu oluştuğu, bu kuruluşa ilişkin mükellefiyet tesis ettirilerek kurumlar vergisi beyannamesinin verilmediği, hasılatın büyük bir kısmının defterlere gelir olarak kaydedilmediği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davalının temyiz isteminin reddi; ihbarnamede geçici vergiye yer verilmesi nedeniyle bu kısmın dava konusu edildiğinden davacının temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına, şehirler arası otobüs terminaline giriş çıkış yapan araçlardan makbuz karşılığı tahsil edilen ücretlerin harç olarak değerlendirilemeyeceği, sunulan bu hizmet dolayısıyla Belediye bünyesinde oluşacak iktisadi kamu kuruluşu için mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği ve mükellefiyet tesis ettirilerek kurumlar vergisi beyannamesi verilmediği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı; 2013 yılı kurumlar vergisi ve 2013 yılı tüm dönemlerine ilişkin geçici verginin kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi (aslı) üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Geçici vergiye (aslına) ilişkin davacının temyiz istemi yönünden ise;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesinin 4. fıkrasında, yapılan incelemeler sonucu, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmâlen geçici vergi salınacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceği düzenlenmiştir. Sözü geçen fıkrada, beyandaki noksanlığın bağlandığı %10 oranı, bu nedenle yapılması gereken vergilendirmenin ön koşuludur ve belirtilen oranı aşmayan noksan bildirimlerin, vergilendirme konusu yapılmaması amacıyla öngörülmüştür. Noksan bildirimin %10’u aşması hâlinde, beyan dışı bırakılan tutarın tümünün re’sen veya ikmâlen vergilendirmeye esas alınması, Vergi Usul Kanunu’nun 29 ve 30. maddelerinin gereğidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine, 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada ise “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu ek fıkranın gerekçesinde değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.
Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk haline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasanın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durum, Anayasa Mahkemesinin 18/10/2003 tarih ve E:2003/67, K:2003/88 sayılı kararında; hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullarından olduğu ve hukukî güvenliğin, statü hukukuna ilişkin düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak açık ve belirgin hukuk kuralları yürürlüğe koyup uygulayarak sağlanacağı şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda anılan anayasal ve yasal düzenlemeler uyarınca, idarelerce muhataplarına tebliğ edilecek olan idari işlemlerde, ilgililerden ödenmesi istenilen vergi ve ceza miktarlarının hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık ve anlaşılabilir nitelikte olması, ayrıca kanun yolu, merci ve sürelerin, söz konusu işlemler üzerinde belirtilmesi gerektiği tabiidir.
Her ne kadar anılan dönemlere ait geçici vergiye ilişkin ihbarnamelerde, mahsup dönemi geçmiş geçici vergi aslının; Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi gereğince tahakkuk ettirilmeyeceği, normal vade tarihinden mahsup tarihine kadar geçen süre için sistemde gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamelerde zorunlu olarak yer aldığı belirtilse de; söz konusu ihbarnamelerde geçici vergiye yer verilmesi nedeniyle, davacı tarafından, daha sonra hakkında yapılacak işlemler yönünden açık ve anlaşılır olmayan bu kısmın da dava konusu edildiği, belirsizliğe neden olan ve gecikme faizinin hesaplanabilmesi için davalının sisteminden kaynaklanan bu durumun, davacıya yöneltilebilecek bir kusur oluşturmayacağı dikkate alındığında ve söz konusu verginin mahsup döneminin geçmiş olduğu da anlaşıldığından, bu dönemlere ait geçici vergi (aslı) yönünden davayı incelenmeksizin reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine,
2-… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; geçici vergiye (aslına) ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
3-Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.