Danıştay Kararı 4. Daire 2019/165 E. 2022/5641 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/165 E.  ,  2022/5641 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/165
Karar No : 2022/5641

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Teks. Turz. Ulus. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …/…, …, …, …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idarenin savunma ekinde gönderilen mal varlığı araştırmasında tespit edildiği üzere davalı şirket adına 5 adet motorlu araç bulunduğu, vergi dairelerince tahsil edilecek kamu alacaklarının diğer alacaklara kıyasla öncelik hakkının olduğu ve asıl amme borçlusu … Teks. Turz. Ulus. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarını kısmen ya da tamamen karşılayıp karşılamadığının kesin olarak tespiti yapılmadan asıl amme borçlusu şirketin mal varlığından amme alacağının tahsil olanağının kalmadığının kabulü mümkün olmadığından, şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği borcun vadesinin 2006 yılına rastladığı, ödeme emri içeriği borç için asıl borçlu olan … Teks. Turz. Ulus. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2006 yılında şirkete tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında tespit edilen şirket adına kayıtlı beş adet araca 2006, 2007 ve 2008 yıllarında haciz konulduğu, söz konusu ödeme emri içeriği borç için 2007 yılı başından itibaren işlemeye başlayan tahsil zamanaşımı süresinin 2007 ve 2008 yılında konulan hacizlerle kesildiği ve 2009 yılı başından itibaren yeniden işlemeye başladığı ve 31/12/2013 tarihi itibariyle dolduğu ve dava konusu ödeme emrinin davacıya tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2016 yılında tebliğ edildiği görüldüğünden, tahsil zamanaşımına uğramış olan alacağın tahsili için düzenlenen söz konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk, dava konusu … tarih ve …/…, …, …, … sayılı ödeme emirleri içeriği borç için asıl borçlu olan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 17/01/2012 ve 30/05/2012 tarihlerinde şirket müdürü olan davacının ikametgah adresinde eşine tebliğ edildiği, tüzel kişilere yapılacak tebliğlerde esas olan, tüzel kişinin adresinde kanuni temsilcisine tebliğ yapılması olmakla birlikte, tüzel kişinin adresinde tebliğ yapılamaması halinde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde tebliğ yapılmasının da olanaklı olduğu, … Teks. Turz. Ulus. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret sicili kaydı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca 21/06/2015 tarihinde re’sen terkin edilmişse de, şirket müdürü olan davacının ikametgah adresinde eşine tebliğ yapılan tarihte şirket mevcut olduğundan ve şirkete adresinde bulunmadığından tebliğ yapılamadığına ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmadığından, şirket müdürünün ikametgah adresinde eşine yapılan tebliğin usulüne uygun olduğunun kabul edilemeyeceği, bu bağlamda da, söz konusu ödeme emirleri içeriği borç için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde şirkete tebliğ edilmemiş olması nedeniyle vadesi 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarına rastlayan … tarih ve …/…, …, … sayılı ödeme emirleri içeriği borcun sırasıyla 31/12/2013, 31/12/2013, 31/12/2014, 31/12/2015 tarihlerinde tahsil zamanaşımına uğradığı, vadesi 2011 yılına rastlayan 25/08/2016 tarih ve 2016/8 sayılı ödeme emri yönünden ise, asıl borçlu şirket hakkında yapılan takip usulüne uygun şekilde tamamlanmadığından, kanuni temsilcinin takibine geçilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle hukuka uygunluk, dava konusu … tarih ve …/… ve … sayılı ödeme emri içeriği borç için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 26/08/2016 tarihinde dairede rızaen vekile tebliğ edildiği, tebliğ belgesi ekinde vekaletname bulunmadığından tebliğ yapılan kişinin şirket vekili olup olmadığı, dolayısıyla tebliğin usulüne uygun olup olmadığı anlaşılamamış ise de, asıl borçlu … Teks. Turz. Ulus. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret sicili kaydı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca 21/06/2015 tarihinde re’sen terkin edilmiş olduğundan, şirkete ödeme emri tebliğinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, bu bağlamda da söz konusu borç için kanuni temsilcinin takibi olanaklı olmakla birlikte, ödeme emirleri içeriği borcun tutarı dikkate alındığında, şirketin 2006, 2007, 2008 yıllarında haczedilen beş adet aracının bulunduğu ve borcun öncelikle bu araçlar satılarak tahsil edilmesi gerektiğinden, hacizli araçlar satılmadan kanuni temsilcinin takip edilmesi yerinde bulunmadığından, söz konusu ödeme emirlerinde de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İstinaf başvurusunun belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı vekili tarafından, yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde kararın … tarih ve …/…, … ve … sayılı ödeme emirleri kısmına yönelik iddialar kararın bu kısmın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın; … tarih ve …/…, …, …, … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısma yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu çerçevede, 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi hükmüne göre kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, asıl borçlu şirket nezdinde vergi borcunun usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen şirket tüzel kişiliğinden kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığı, bir başka ifadeyle, asıl borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun ile belirlenen takip ve tahsil yollarının tüketilmesi ve amme alacağının ait olduğu dönemde kanuni temsilcinin sorumluğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta söz konusu ödeme emirleri bakımından her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği ve dolayısıyla da söz konusu borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle karar verilmiş ise de, dava konusu ödeme emirleri içeriği borç için asıl borçlu olan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 17/01/2012 ve 30/05/2012 tarihlerinde şirket müdürü olan davacının ikametgah adresinde eşine tebliğ edildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü ile olayın birlikte değerlendirilmesinden; asıl borçlu adına düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinin, kanuni temsilcinin ikametgah adresinde eşine tebliğinde usule aykırılık bulunmadığından Vergi Dava Dairesi kararının belirtilen kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının … tarih ve …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının Üye …’ nin karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.