Danıştay Kararı 10. Daire 2020/205 E. 2022/4479 K. 13.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/205 E.  ,  2022/4479 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/205
Karar No : 2022/4479

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından, doğum sonrası geçirdiği ameliyatta ve rahminin alınmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı olarak 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, idarenin kusurlu fiilleri sonucunda girdiği depresyon sürecinden çıkmadan kendisinden dava açmasının beklenmesinin başka bir mağduriyete daha yol açacağı, olaydan sonra birkaç gün içinde Savcılığa ilgili hekim hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, Valiliğin soruşturmayı 18/01/2018 tarihinde öğrendiği, 31/01/2018 tarihinde soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, bu kararın kendilerine 23/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 03/05/2018 tarihinde Savcılık tarafından soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu zaman diliminde hangi tarih dikkate alınırsa alınsın davanın süresinde olduğu, zararı doğuran eylemin idariliğinin öğrenilmesinin esas alınması gerektiği iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY
Dosyada mevcut Epikriz Raporunun incelenmesinden; “Sancılı miadında gebelik öyküsüyle 03/12/2017 tarihinde …Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran davacıya, normal doğum ile doğum yapmasının ardından kanamasının durmaması üzerine 04/12/2017 tarihinde histerektomi (rahmin alınması) ameliyatı yapıldığı, 08/12/2017 tarihinde ise davacının taburcu edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının eşi tarafından, 19/12/2017 tarihli dilekçe ile Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına doğumu yapan doktor hakkında şikayet başvurusunda bulunulduğu, 15/01/2018 tarihli Savcılık yazısı ile Gaziantep Valiliğinden ilgili doktor hakkında soruşturma izni talep edildiği, … tarih ve …sayılı Gaziantep Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü kararı ile ilgili doktor hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, Savcılık tarafından da bu karar uyarınca 03/05/2018 tarihinde soruşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmektedir.
Bu süreç sonrasında davacı tarafından 14/01/2019 tarihinde davalı idareye başvurularak rahminin alınması ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuş, başvuruya cevap verilmemesi üzerine 27/03/2019 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasının ön karar başvurusu tarihi itibarıyla yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu; bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği hükmü yer almıştır.
Maddede yer alan tam yargı davaları, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle, tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir.
Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar, bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken; bazen de çok sonra, eylemin niteliğine göre ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılmaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Davacının 04/12/2017 tarihinde yapılan ameliyat sonucu, rahminin alınmasıyla zararının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu bakımdan idari eylem nedeniyle dava açma süresinin başlangıcı noktasında değerlendirilmesi gereken husus eylemin idariliğinin davacı tarafından ne zaman öğrenildiğidir.
Olayda davacının eşi tarafından Savcılığa yapılan şikayet başvurusu sonucunda, ilgili doktor hakkında Valilikçe soruşturma izni verilmemesine karar verilmesi ve bu karar uyarınca da Savcılık tarafından soruşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi birlikte değerlendirildiğinde, olayın ceza hukukuna yansıyan sürecinde eylemin idariliğine ilişkin yeni bir hukuki durumun veya tespitin ortaya çıkmadığı anlaşıldığından, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihin zikredilen kararların verildiği tarihler olduğundan bahsedilemeyecek, bu nedenle davacı tarafından eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihin rahmininin alındığı ameliyat tarihi olan 04/12/2017 tarihi olduğunun kabulü gerekecektir.
Bu durumda davacının rahminin alındığı ameliyat tarihi olan 04/12/2017 tarihi itibarıyla zararın ve eylemin idariliğinin davacı tarafından bilindiğinin kabulü gerektiğinden, anılan tarihi izleyen günden itibaren bir yıllık süre içerisinde maddi ve manevi tazminat talebiyle davalı idareye başvuru yapılarak başvurunun reddi üzerine bu ret işleminin tebliğinden itibaren ya da başvurunun zımnen reddi halinde zımnen ret tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 14/01/2019 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan iş bu davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.