Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/3778 E. , 2022/5625 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/3778
Karar No : 2022/5625
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnşaat Taahhüt Turizm Nakliyat Besicilik Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, katma değer vergisi beyanlarının düzeltilmesi üzerine düzeltme fişine istinaden ikmalen tarh edilen 2013/4 dönemi katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine, Vergi Mahkemesince verilen kararda; 23/01/2014 tarihinde ticaret sicil kaydı terkin edilmekle tüzel kişiliği, diğer bir deyişle hukuk alemindeki varlığı sona eren davacı şirketin, medeni haklardan yararlanma, bu hakları kullanma ehliyeti son bulduğundan ve bu tarihten sonra şirketin temsili de hukuken olanaklı olmadığından, şirket eski temsilcisi tarafından verilen vekaletnameye istinaden şirket tüzel kişiliği adına açılan işbu davanın ehliyet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine, davalı idare tarafından temyiz aşamasında yapılan 58,60 TL posta gideri ile Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen 2.840,00 TL vekâlet ücretinin, davacı şirketin tüzel kişiliği bulunmadığından, davacı şirketin vekili sıfatıyla dava dilekçesini imza eden avukat adına dava dilekçesi ekindeki vekâletnameyi tanzim ettiren… (son yasal temsilcisi) tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında düzenlenen raporlarda somut tespitlere yer verilmediği, sahte belge kullanma fiilinin bütün yönleriyle ortaya konulmadığı, defter ve belgelerin çalındığı, söz konusu hususa ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunulması üzerine soruşturma başlatıldığı, defter ve kayıtlar olmadan hazırlanan raporların eksik incelemeye dayandığı, ortada davalı idare tarafından tesis edilen bir idari işlem bulunduğundan hukuka aykırılık denetiminin yargı tarafından yapılması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, Anayasa Mahkemesi’nin pek çok kararında belirtildiği gibi, gerekçeli karar hakkı güvencesini kapsamaktadır (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).Yargı kararlarında tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır (Sencer Başat ve diğerleri, § 35). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçe kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli kabul edilmektedir (Yasemin Ekşi, § 57). Ancak, itiraz (istinaf) veya temyiz incelemesi sırasında ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların itiraz (istinaf) veya temyiz mercilerince cevapsız bırakılmış olması da gerekçeli karar hakkının ihlaline neden olabilecektir (Caner Kandırmaz, B. No: 2013/3672, 30/12/2014, § 31).
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, a) Celse, karar ve ilam harçları, b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri, … ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti, h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
Yargılama giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını ifade etmektedir. İlgili yasa kurallarında belirtildiği gibi kural olarak, yargılama giderlerinin, davada haksız çıkan yani yargılama sonunda aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verilir. Yargılama giderlerine tarafların talepte bulunmalarına gerek olmaksızın mahkemece re’sen hükmedilir. Vekille takip edilecek davalarda yasa gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti, İdarî Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin kurallarında, yargılama giderinin bir unsuru olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, yargılama giderleri arasında sayılan vekâlet ücretinin hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir. Takdir olunacak vekâlet ücreti tutarı ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmektedir. Buna göre, açılmış bir dava, yapılmış gider ve verilmiş bir avukatlık hizmeti söz konusu ise bunlar yargılama faaliyeti sonunda davanın sonucuna göre ilgili tarafa yüklenecektir.
Dosyanın incelenmesinden, 28 Ocak 2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yer alan ilana göre, davacı şirketin ticaret sicil kaydının Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca re’sen silindiği, davacı şirket adına düzenlenen dava konusu vergi ve cezaya ilişkin 19/11/2013 tarihli ihbarnamenin 22/10/2014 tarihinde davacı şirkete tebliği üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece, bozma kararına uyularak uyuşmazlığın, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın usulden sonuçlandırıldığı ve davanın ehliyet yönünden reddedildiği, davanın ehliyet yönünden reddi neticesinin davalı idare lehine olduğu kabul edilmek suretiyle yargılama giderlerinden sorumlu olarak davacı şirketin son kanuni temsilcisinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, ticaret siciline tescil edilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin haklara sahip olması ve borçlu kılınmasının mümkün bulunmadığı, esasen adına tarhiyat yapılmasının da hiç bir hukuksal sonuç doğurmayacağı, diğer bir ifadeyle tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra adına işlem tesis edilmesi üzerine açılan davada, davanın açılmasına davalı idarece sebebiyet verildiği anlaşıldığından, Mahkeme kararının, yargılama giderlerinin davanın tarafı olmayan kanuni temsilciden alınmasına dair hüküm fıkrasında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, .. TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, a) Celse, karar ve ilam harçları, b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri, … ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti, h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 28 Ocak 2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yer alan ilana göre, davacı şirketin ticaret sicil kaydının Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca re’sen silindiği, davacı şirket adına düzenlenen dava konusu vergi ve cezaya ilişkin 19/11/2013 tarihli ihbarnamenin 22/10/2014 tarihinde davacı şirkete tebliği üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece, bozma kararına uyularak uyuşmazlığın, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın usulden sonuçlandırıldığı ve davanın ehliyet yönünden reddedildiği, davanın ehliyet yönünden reddi neticesinin davalı idare lehine olduğu kabul edilmek suretiyle yargılama giderlerinden sorumlu olarak davacı şirketin son kanuni temsilcisinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, ticaret siciline tescil edilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin haklara sahip olması ve borçlu kılınmasının mümkün bulunmadığı, esasen adına tarhiyat yapılmasının da hiç bir hukuksal sonuç doğurmayacağı, diğer bir ifadeyle tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra adına işlem tesis edilmesi üzerine açılan davada, davanın açılmasına davalı idarece sebebiyet verildiği anlaşıldığından, Mahkeme kararının, yargılama giderlerinin davanın tarafı olmayan kanuni temsilciden alınmasına dair hüküm fıkrasında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı görüşüyle, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi’ne atıf yapılmak suretiyle temyiz isteminin reddine dair Daire kararına katılmıyorum.