Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/3500 E. , 2022/5546 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3500
Karar No : 2022/5546
DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU :
10/09/2018 tarih ve 30531 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin;
1- “Genel Esaslar” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan; “baz istasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesine kadar uzakta olması” ibaresinin,
2- “Okul öncesi ve ilköğretim kurumlarının açılması” başlıklı 6. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan; “tamamının” ve “sağlanabilir” ibarelerinin,
3-“Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 11. fıkrasını yürürlükten kaldıran düzenlemenin,
4-“Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi nüfusunun 5.000 veya yerleşim yerine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerekir” ibarelerinin kaldırılmasına ilişkin değişikliğin,
5-“Öğrenci pansiyonları” başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “ayrı ayrı 50 erkek ve 50 kız” ibarelerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu değişiklikten önce, eğitim kurumu için tahsis edilen arsanın üzerinde ve komşu parsele yakın bahçe duvarından en az 100 metre uzaklığa kadar baz istasyonu bulunmaması kuralı varken dava konusu düzenleme ile eğitim kurumlarında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenen mesafe kadar uzaklıkta bulunması koşuluyla baz istasyonunun kurulabileceği, her ne kadar düzenlemenin baz istasyonu ihtiyacına binaen yapıldığı anlaşılmakta ise de; çocuğun üstün yararı ve çocukların sağlığı karşısında açıkça hukuka kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık oluşturduğu, ulaşım şartlarının elverişsiz olması nedeniyle öğrenci velilerinin tamamının çocuklarının taşıma yoluyla eğitime erişim kapsamında öğrenim görmemelerini istemesi halinde bu okulların kapatılmasına olanak sağlandığı, dava konusu düzenlemeden önce anılan Yönetmelikte bu yönde bir hüküm bulunmadığından bakanlığın bu ilkokullar için ya öğrenci velilerini taşımalı eğitime göndermeleri ya da okulları açık tutmaya çalışmakta olduğu, Bakanlığın bu ilkokullar için istediğinde kapatabilmek için hukuksal dayanak yarattığı, “tamamının” ibaresiyle öğrenci velilerinden birinin bile istememesi halinde çocukların hem taşımalı eğitimden mahrum kalacakları hem de okullarının kapatılması ile karşı karşıya kalacağını, söz konusu okulların her açıdan dezavantajlı yörelerde bulunan okullar olduğunu, Bakanlığın bu yörelerdeki çocuklar yönünden pozitif ayrımcılığa gitmesi gerekirken eğitim öğretim hayatından yoksun kalma ihtimalini doğuracak düzenleme yaptığı, eğitim öğretim hakkının sağlanmasının devlet için yükümlülük olduğu, Çok Programlı Anadolu Liseleri, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve meslek eğitim merkezlerinde karma eğitim olmadan, yalnızca kız ya da erkek öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının ortaya çıkacağı, modern yaşamda kadın ve erkeğin farklılıklarıyla beraber birlikte yer aldığı ancak anılan kurumlarda eğitim alan öğrencilerin bu yaşayış ve ortamdan uzaklaşabileceği, anılan okullarda karma eğitim yapılabileceğine ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasının 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesine aykırı olduğu, Anadolu İmam Hatip Lisesi açılması için öğretim binasında 8 derslik ve öğretim binası içinde ya da bahçesi içerisinde mescit olmasının yeterli hale geldiği, ve “Anadolu liseleri” ile “Anadolu İmam Hatip Liselerinin” açılma koşullarının eşitlendiği, ortaöğretime geçiş sistemi içerisinde her iki okul türü yerleşme oranları ve okul sayıları dikkate alındığında düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, değişiklik ile 50 erkek, 50 kız öğrenci sınırlaması getirildiği, bu sınırlamanın pansiyon ihtiyacı olduğu halde söz konusu sınırların aşılması durumda bazı kız ya da erkek öğrencinin pansiyon hakkından dolayısıyla eğitim hakkından yoksun kalmasına yol açabilecek nitelikte olduğu, dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
Eğitim kurumları civarında kurulacak olan baz istasyonlarının eğitim kurumuna asgari uzaklığının, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 14/12/2018 tarih ve 30625 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik sertifikası Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin “Güvenlik mesafesi” başlıklı 6. maddesinde nasıl hesaplanacağının tespit edildiği, buna göre; okul öncesi eğitim ile temel eğitim kurumlarının bulunduğu mahallerde güvenlik mesafesi hesabı yapılırken dikkat edilmesi gereken hususların açıklandığı, bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nde de değişiklik yapıldığı, ayrıca baz istasyonlarının okul sınırları içerisinde inşa edilmesine zaten olanak bulunmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde toplam öğrenci sayısının okul öncesi ve ilkokullarda 10, ortaokullarda imam hatip ortaokullarda ve yatılı bölge ortaokulunda 40’ın altına düşmesi halinde kapatılması yönündeki genel hükmün; özellikle kış aylarında küçük yerleşim yerlerinin 2-3 ay gibi bir süre kapalı kalması, öğrenci sayısının düzenlemede belirtilen sayının altına düşmesi durumunda, fiziki imkanları yeterli olan ve birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan okulların öğrenci sayısının 8’in altına düşene kadar açık kalmasının sağlanması, eğitimde fırsat eşitliği ve devamsızlık oranlarının azaltılması açısından gerekli olduğu, yürürlükten kaldırılan düzenlemenin, diğer okul ve kurumlara yönelik karma eğitim yapılmayacağı şeklinde anlaşılmalara yol açtığı, bu konudaki esas düzenlemenin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer aldığı, bu düzenlemenin yerinin Kurum Açma Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği olmadığı gerekçesiyle bu Yönetmelikteki hükmün kaldırıldığı, yürürlükten kaldırmaya yönelik düzenlemenin normlar hiyerarşisine uygun olduğu, Kanun’un genel temayülünün karma eğitim olduğu istisna hususların yine Kanun’da düzenlendiği, açıkça Kanun’da yer alan düzenlemeye rağmen karma eğitim ifadesinin Yönetmelik’te aranmasına gerek olmadığı, dava konusu düzenleme ile madde metninden çıkarılan; “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi nüfusunun 5.000 veya yerleşim yerine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerekir” ibarelerinin, 14/02/2019 tarihli değişiklik ile yeniden eklendiği, bahse konu 50 kız, 50 erkek öğrenci toplam 100 öğrenci kapasitesinin alt sınır olarak belirlendiği, kaldı ki; 14/02/2019 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle dava konusu “ayrı ayrı 50 kız, 50 erkek öğrenci” ibaresinin madde metninden çıkarıldığı için iddiaların ortadan kalktığı, dava konusu düzenlemelerde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen reddi; kısmen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/09/2018 tarih ve 30531 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin “Genel esaslar” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “baz istasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesi kadar uzakta olması” ibaresinin; aynı Yönetmeliğin 5. maddesiyle değiştirilen, “Okul öncesi ve ilköğretim kurumlarının açılması” başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan “tamamının” ve “sağlanabilir” ibarelerinin; 6. maddesiyle değiştirilen, “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi nüfusunun 5.000 veya yerleşim yerine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerekir” ibarelerine yer verilmemesine; 11. fıkrasının ise tamamen yürürlükten kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin; 8. maddesiyle değiştirilen, “Öğrenci pansiyonları” başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “ayrı ayrı 50 erkek ve 50 kız” ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumları ile diğer kurumların açma, kapatma ve bu kurumlara ad verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 58 inci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayanılarak Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği hazırlanarak 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 6. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi, 02/10/2020 tarih ve 31262 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiş, 7. maddesinin 5. fıkrası 14/02/2019 tarih ve 30686 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiş, 12. maddenin 2. fıkrası ise 14/02/2019 tarih ve 30686 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiştir.
Yönetmeliğin değiştirilen maddelerine dayalı olarak tesis edilmiş bir işlem dava konusu edilmediğinden bu aşamada esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “baz İstasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesine kadar uzakta olması” ibaresinin incelenmesi;
Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliğinin 4. maddesinde “Güvenlik mesafesi” antenden itibaren ve antenlerin yayın yönü ile cihaz çıkış gücü, anten kazancı, elektrik alan limit değeri dikkate alınarak hesap edilen metre cinsinden değeri, olarak tanımlanmıştır.
Yine aynı yönetmeliğin 6. maddesinde güvenlik mesafesi hesabı düzenlenmiş, 2. fıkrasında, okul öncesi eğitim ile temel eğitim kuruluşlarının bulunduğu mahallerde ve çocuk oyun parklarında güvenlik mesafesi hesabı yapılırken, çocuklar için ayrılmış oyun alanları sınırı ve okul öncesi ve temel eğitim kuruluşlarının bahçe sınırlarının dikkate alınacağı,kurala bağlanmıştır.
Yönetmeliğin dava konusu edilen düzenlemesinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesine atıfda bulunulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasını yürürlükten kaldıran düzenlemenin incelenmesi;
Anayasanın 42. Maddesinde “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.
Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
….
İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.” hükmü yer almaktadır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun “Karma eğitim” başlıklı 15. maddesinde ise “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin 7. maddesinin 11. fıkrasında “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır.” düzenlemesi yer almakta iken 10/09/2018 tarih ve 30531 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile bu fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.
Milli Eğitim Temel Kanununun 15. maddesi hükmü gereğince okullarda kız ve erkek karma eğitimi yapılması esas olup, bunun istisnaları yine madde de belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasında karma eğitim yapılacak eğitim ve öğretim kurumları belirlenmiş iken dava konusu edilen Yönetmelik maddesi ile bu düzenleme yürürlükten kaldırılmak suretiyle, karma eğitim yapacak eğitim ve öğretim kurumları konusunda hukuksal bir boşluk yaratılmıştır. Bir başka anlatımla hangi eğitim ve öğretim kurumlarının karma eğitim, hangilerinin karma eğitim yapmayacağı konusunda bir belirleme yapılmayarak, eksik düzenleme yapılmıştır.
Bu durumda dava konusu edilen düzenlemede Anayasanın 42. maddesi ve Milli Eğitim Temel Kanununun 15. maddesine uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle 10/09/2018 tarih ve 30531 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan , Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen Ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasına yönelik davanın reddi, 6. maddesiyle Ana Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin iptali gerektiği, dava konusu edilen diğer Yönetmelik maddelerine yönelik dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde de; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır. Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yine, Anayasa’nın 124. maddesinde; “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri” kuralı yer almıştır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrasında; “İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak” genel amaçlar arasında sayılmış olup; “Eğitim hakkı” başlıklı 7. maddesinde; “İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. İlköğretim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Orta öğretim” başlıklı bölümün altında yer alan “kapsam” başlıklı 26. maddesinde; ” Ortaöğretim; ilköğretime dayalı dört yıllık zorunlu örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumları ile mesleki eğitim merkezlerinin tümünü kapsar. Bu okul ve kurumları bitirenlere, bitirdikleri programın özelliğine göre diploma verilir. Ancak mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin diploma alabilmeleri için Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenen fark derslerini tamamlaması zorunludur.” hükmü, “Ortaöğretimden yararlanma hakkı” başlıklı 27. maddesinde; “İlköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış olan her öğrenci, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkanlarından ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahiptir.” “Amaç ve görevler” başlıklı 28. maddesinde ise; “Ortaöğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak;
1. Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak,
2. Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır.
Bu görevler yerine getirilirken öğrencilerin istekleri ve kabiliyetleri ile toplum ihtiyaçları arasında denge sağlanır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumları ile diğer kurumların açma, kapatma ve bu kurumlara ad verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”; “Dayanak” başlıklı 2. maddesinde; “Bu Yönetmelik, 5/1/1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 58 inci maddesi, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayanılarak hazırlanmıştır.” hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin; “Genel esaslar” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan; “baz istasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesine kadar uzakta olması” ibaresi yönünden yapılan inceleme:
24/06/2017 tarihli ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; “Yatırım programına alınması teklif edilecek eğitim kurumu için tahsis edilen arsanın; imar mevzuatına uygun olması, bataklıkta, dere yatağında, heyelan bölgesinde olmaması, arsanın üzerinde ve komşu parsele yakın okul bahçesi duvarından en az 100 m uzaklığa kadar orta/yüksek gerilim hattı, ‘baz istasyonu bulunmaması’,….” ibaresi yer almakta iken; 10/09/2018 tarihli ve 30531 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile anılan Yönetmeliğin 5. maddesinde değişiklik yapılarak; anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Yatırım programına alınması teklif edilecek eğitim kurumu için tahsis edilen arsanın; imar mevzuatına uygun olması, bataklıkta, dere yatağında, heyelan bölgesinde olmaması, arsanın üzerinde ve komşu parsele yakın okul bahçesi duvarından en az 100 m uzaklığa kadar orta/yüksek gerilim hattı bulunmaması, akaryakıt servis istasyonlarına en az 50 m, eğlence yerlerine ise en az 100 m uzaklıkta ve baz istasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesi kadar uzakta olması,….” düzenlemesi yapılmıştır.
Dava konusu değişiklik öncesinde kurum binalarına ait arsanın üzerinde ve komşu parsele yakın okul bahçesi duvarından en az 100 m uzaklığa kadar baz istasyonu bulunmaması gerekirken; dava konusu değişiklik ile baz istasyonlarının, kurum binalarına ne kadar mesafe bulunması gerektiği hususunu belirleme yetkisi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığı’na bırakılmıştır.
Nitekim; 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teşkilat Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri uyarınca baz istasyonlarına yönelik düzenleme yapmak kurumun uhdesinde bulunmaktadır. Kurum kendisine verilen bu yetkiyi 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu Kanun uyarınca hazırlanan Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği hükümleri uyarınca güvenlik mesafesi hesabı yaparak belirlemektedir.
21/04/2011 tarih ve 27912 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği’nin “Güvenlik mesafesi hesabı” başlıklı 6. maddesinde güvenlik mesafesinin; antenden itibaren ve antenlerin yayın yönü dikkate alınarak uluslararası IRPA kuruluşunun belirlemiş olduğu formülün dikkate alınarak belirleneceği; okul öncesi eğitim ile temel eğitim kuruluşlarının bulunduğu mahallerde ve çocuk oyun parklarında güvenlik mesafesi hesabı yapılırken, çocuklar için ayrılmış oyun alanları sınırı ve okul öncesi ve temel eğitim kuruluşlarının bahçe sınırlarının dikkate alınacağı; okul öncesi eğitim ve temel eğitim kurumlarının çok katlı işyeri, alışveriş merkezi ve site gibi binalarda bulunması durumunda o eğitim kurumunun bulunduğu katlarda güvenlik sertifikası alınmasını gerektiren elektronik haberleşme cihazının kurulamayacağı, okul öncesi ve temel eğitim kurumlarının herhangi bir kampüs alanında kurulmuş ve kampüs sınırları haricinde müstakil bahçe duvarının bulunmaması halinde güvenlik mesafesinin sınırının, Kurum tarafından yerinde inceleme yapılmak suretiyle belirleneceği ve güvenlik sertifikasının Kurum Başkanının onayı ile düzenleneceği kurala bağlanmış olup; güvenlik mesafesi hesabının yapılmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir.
Davacı Sendika tarafından, dava konusu değişiklikten önce, eğitim kurumu için tahsis edilen arsanın üzerinde ve komşu parsele yakın bahçe duvarından en az 100 metre uzaklığa kadar baz istasyonu bulunmaması kuralı varken dava konusu düzenleme uyarınca eğitim kurumlarında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenen mesafe kadar uzaklıkta bulunması koşuluyla baz istasyonunun kurulabileceği, her ne kadar düzenlemenin baz istasyonu ihtiyacına binaen yapıldığı, ancak; düzenlemenin çocuğun üstün yararı ve çocukların sağlığı karşısında açıkça hukuka kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık oluşturduğu iddia edilmekte ise de; baz istasyonlarının kurulumu ve işletimine ilişkin sürecin, teknik bir konu olması hasebiyle, kuruluş Kanunu’nda da belirtildiği üzere, yeterli teknik ve donanıma sahip olan Bilgi Teknolojileri Kurumu Başkanlığı’nca gerekli bilimsel veriler ışığında ve uluslararası ölçekte kabul edilen hesaplama yöntem ve formülleri kullanılarak eğitim kurumu için tahsis edilen arsanın baz istasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesi kadar uzakta olması kuralında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin “Okul öncesi ve ilköğretim kurumlarının açılması” başlıklı 6. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan; “tamamının” ve “sağlanabilir” ibareleri yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin “Okul öncesi ve ilköğretim kurumlarının açılması” başlıklı 6. maddesinde ilkokul açılabilmesi için gerekli şartlar düzenlenmiş olup; anılan maddenin ikinci fıkrasının dava konusu halinde; ulaşım şartlarının elverişsiz olması veya öğrenci velilerinin tamamının çocuklarının taşıma yoluyla eğitime erişim kapsamında öğrenim görmelerini istememeleri durumunda ilkokul 1-4 üncü sınıflarda öğrenci sayısının toplamda en az 8 olması ve valilikçe gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça bu ilkokulların açık kalması sağlanabileceği kuralı yer almaktadır.
Anılan düzenlemede; 02/10/2020 tarih ve 31262 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle yapılan değişiklikle; “İlkokul 1-4 üncü sınıflarda öğrenci sayısının toplamda 10’un altına düşmesi durumunda; ulaşım şartlarının elverişsiz olması veya öğrenci velilerinin çocuklarının taşıma yoluyla eğitime erişim kapsamında öğrenim görmelerini istememeleri hâlinde, öğrenci sayısına bakılmaksızın valilikçe uygun görülmesi durumunda Bakanlıkça bu ilkokulların açık kalması sağlanabilir.” kuralı; 14/05/2022 tarih ve 31835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle yapılan değişiklikle de; “Nüfusu az ve dağınık olan köy ve benzeri yerleşim yerlerinde öğrenci sayısına bakılmaksızın valilikçe uygun görülmesi durumunda Bakanlık onayı ile ilkokul açılır.” kuralı yer almaktadır.
Görüldüğü üzere; düzenlemenin dava konusu hali uyarınca, bir yerleşim yerinde bulunan ilkokulun 1-4üncü sınıflarında öğrenci sayısı toplamda en az sekiz olması halinde öğrenci velilerinin tamamının çocuklarının taşımalı eğitim kapsamında öğrenim görmelerini istemezlerse okulun açık kalması sağlanabilecekken, İlkokul 1-4 üncü sınıflarda öğrenci sayısının toplamda 10’un altına düşmesi durumunda; ulaşım şartlarının elverişsiz olması veya öğrenci velilerinin çocuklarının taşıma yoluyla eğitime erişim kapsamında öğrenim görmelerini istememeleri hâlinde, öğrenci sayısına bakılmaksızın valilikçe uygun görülmesi durumunda Bakanlıkça bu ilkokulların açık kalması sağlanabilecektir.
Son değişiklik ile birlikte (14/05/2022 tarih ve 31835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan); nüfusu az ve dağınık olan köy ve benzeri yerleşim yerlerinde öğrenci sayısına bakılmaksızın valilikçe uygun görülmesi durumunda Bakanlık onayı ile ilkokul açılacaktır.
Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere; dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemede yapılan değişikliklerle davanın konusunun anılan düzenleme yönünden ortadan kalkmış olması karşısında, davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönününden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi nüfusunun 5.000 veya yerleşim yerine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerekir” ibarelerinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme yönünden yapılan inceleme:
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında; “Anadolu imam hatip lisesi açılabilmesi için; öğretim binasında en az 8 derslik, öğretim binası içinde veya bahçesinde uygulama mescidi ya da mescit yerinin olması, geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 5.000 veya yerleşim birimine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerekir.” hükmü yer almaktayken; 15/09/2017 gün ve 30181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değişiklik yapılarak; Anadolu İmam Hatip Lisesi açılabilmesi için; öğretim binasında en az 8 derslik, öğretim binası içinde veya bahçesinde uygulama mescidi ya da mescit yerinin olması, geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması gerektiği, okulun açılmasının; ihtiyaca binaen valilik teklifine bağlı olarak Bakanlıkça sağlanacağı kuralı getirilmiştir.
Dava konusu düzenleme, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren muhtelif tarihlerde değişikliğe uğramış olup; anılan değişikliklerin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
15/09/2017 tarih ve 30181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 2. maddesi ile değiştirilen, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 5. fıkrasının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 29/01/2018 günlü, E:2017/7181 sayılı karara, davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04/07/2018 tarihli, YD İtiraz No: 2018/139 sayılı kararıyla; Yönetmeliğin değişiklik öncesi halinde, Anadolu İmam Hatip liseleri açılması için, maddedeki diğer okul türleri için belirlenen kriterlere benzer şekilde okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 5.000 veya yerleşim birimine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerektiği düzenlenerek nüfus kriteri getirilmişken, dava konusu değişiklik ile bu şart kaldırılmış olup, davalı idarece, anılan düzenlemenin, Bakanlığa ulaşan talep ve şikayetler dikkate alınarak yapıldığı yönünde savunma verildiği, bu durumda; diğer okul türlerinde aranan nüfus kriteri Yönetmeliğin ilk halinde Anadolu İmam Hatip liseleri için de aranmaktayken, bu şartın neden kaldırıldığına ve okul türleri arasında açılması için gereken şartlar açısından oluşturulan bu farklılığa ilişkin hukuken kabul edilebilir somut bir gerekçenin ortaya konulamamış ve başkaca bir bilgi ve belgenin de sunulmamış olması karşısında, bu okulların açılmasında diğerlerinde aranan nüfus kriterini kaldıran dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk, anılan düzenlemeye yönelik yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin kararda hukuki isabet görülmediği,” gerekçeleriyle itirazın kabulü ile dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 5. fıkrasının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu 10/09/2018 tarih ve 30531 sayılı Resmi Gazate’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle, Anadolu İmam Hatip Lisesi açılabilmesi için; öğretim binasında en az 8 derslik, öğretim binası içinde veya bahçesinde uygulama mescidi ya da mescit yerinin olması gerektiği kuralı getirilmiştir.
Dava devam ederken, 14/02/2019 tarih ve 30686 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesiyle anılan maddede yeniden değişiklik yapılmış olup; anılan değişilikle; “Anadolu İmam Hatip Lisesi açılabilmesi için; okulun açılacağı yerleşim birimi merkez nüfusunun 5.000 veya yerleşim birimine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 ya da 9 uncu sınıfa kayıt olacak en az 2 şube mevcudunda öğrenci olması, binada en az 8 derslik, öğretim binası içinde veya bahçesinde uygulama mescidi ya da mescit yerinin olması, geleneksel/görsel sanatlar atölyesi ve/veya mûsikî/müzik dersliği bulunması gerekir. Okulun açılması; ihtiyaca binaen valilik teklifine bağlı olarak Bakanlıkça yapılır.” kuralı Yönetmeliğe eklenmiştir.
Söz konusu değişiklikle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04/07/2018 tarihli YD İtiraz No:2018/139 kararında yer alan gerekçe doğrultusunda, diğer okul türlerinde aranan nüfus kriteri ve diğer kriterler yönünden sonradan yaratılmış olan farklılıklar giderilerek, her iki fıkrada da eşitlik sağlandığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemede yapılan değişikliklerle davanın konusunun anılan düzenleme yönünden ortadan kalkmış olması karşısında, davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönününden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 11. fıkrasını yürürlükten kaldıran düzenleme yönünden yapılan inceleme:
Anılan Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasınında, Çok Programlı Anadolu lisesi, Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi ile Mesleki Eğitim Merkezinde karma eğitim yapılacağı kuralı düzenlenmişken, 10/09/2018 tarih 30531sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle anılan düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır.
Davacı Sendika tarafından; Çok Programlı Anadolu Liseleri, Mesleki Ve Teknik Eğitim Merkezi ve Meslek Eğitim Merkezlerinde karma eğitim olmadan, yalnızca kız ya da erkek öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının ortaya çıkacağı, modern yaşamda kadın ve erkeğin farklılıklarıyla beraber birlikte yer aldığı ancak anılan kurumlarda eğitim alan öğrencilerin bu yaşayış ve ortamdan uzaklaşabileceği, anılan okullarda karma eğitim yapılabileceğine ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasının 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesine aykırı olduğu iddia edilmekte olup; davalı idarece; yürürlükten kaldırılan düzenlemenin, diğer okul ve kurumlara yönelik karma eğitim yapılmayacağı şeklinde anlaşılmalara yol açtığı, bu konudaki esas düzenlemenin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer aldığı, bu düzenlemenin yerinin Kurum Açma Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği olmadığı gerekçesiyle bu Yönetmelikteki hükmün kaldırıldığı, yürürlükten kaldırmaya yönelik düzenlemenin normlar hiyerarşisine uygun olduğu, Kanun’un genel temayülünün karma eğitim olduğu istisna hususların yine Kanun’da düzenlendiği, açıkça Kanun’da yer alan düzenlemeye rağmen karma eğitim ifadesinin Yönetmelik’te aranmasına gerek olmadığı savunulmaktadır.
Öte yandan; görülmekte olan davada, davacı Sendika tarafından; Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır.” kuralının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin iptali istenilmekte olup; Dairemiz esasına kayıtlı E:2017/4581 esas nolu dosyada, yine davacı Sendika tarafından, yürürlükten kaldırılan; “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır.” kuralının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek anılan düzenlemenin iptali istemiyle dava açıldığı görülmektedir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Fırsat ve imkan eşitliği” başlıklı 8. maddesinde; eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanacağı kuralı; ” Karma eğitim” başlıklı 15. maddesinde; okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılmasının esas olduğu, ancak; eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okulların yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabileceği kuralı yer almaktadır.
Yukarıda yer alan Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere; Türk Milli Eğitim Sistemi içerisinde eğitim öğretimin karma olması kuralının esas olduğu, ancak; okul türü itibariyle verilen eğitimin belirli bir alana özgülenerek sunulması veya sahip olunan imkanlar ya da yaşanan zorluklar gereği bazı okulların yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilmesinin mümkün olduğu, bu durumun ise istisnai olarak düzenlendiği, aslolanın karma eğitim şeklinde eğitim öğretim faaliyetlerinin sunulması olduğu, istisnai olarak Kanun’un cevaz verdiği durumlarda davalı idarece verilecek bir karar açısından şartların oluşup oluşmadığı hususunun kendi koşullarında ayrıca değerlendirilebileceği, bu yönüyle görülmekte olan davanın konusunu oluşturmadığı açıktır.
Bu durumda; dava konusu düzenlemenin üst norm hükümlerine uygun olduğu görülmekte olup; davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin – “Öğrenci pansiyonları” başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “ayrı ayrı 50 erkek ve 50 kız” ibareleri yönünden yapılan inceleme:
“Öğrenci pansiyonları” başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında; okul bahçesinde yeterli alan olmaması durumunda ortaöğretim pansiyonlarının okul binasına en fazla 1000 m uzaklıkta olması, özel eğitim kurumları okul pansiyonu hariç diğer pansiyonlar için en az ayrı ayrı 50 erkek ve 50 kız olmak üzere toplam 100 öğrenci kapasiteli olması gerektiği yolundaki düzenlemenin, 14/02/2019 tarih ve 30686 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile okul bahçesinde yeterli alan olmaması durumunda ortaöğretim pansiyonlarının okul binasına en fazla 1000 m uzaklıkta olması ve özel eğitim kurumları okul pansiyonu hariç diğer okul pansiyonlarının en az 100 öğrenci kapasiteli olması gerekeceği, bu kapasitenin tamamı kız, tamamı erkek veya kullanım alanları ayrı olacak şekilde kız ve erkek öğrenciler için kullanılabileceği şeklinde değiştirildiği görülmektedir.
Bu durumda, dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemede yapılan değişiklik ile birlikte davanın konusunun anılan düzenlemeler yönünden ortadan kalkmış olması karşısında, davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın bu kısmı yönününden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
10/09/2018 tarih ve 30531 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik, 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinin;
1. “Genel esaslar” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan; “baz istasyonlarına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca belirlenmiş olan güvenlik mesafesine kadar uzakta olması” ibaresi ile “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 11. fıkrasını yürürlükten kaldıran düzenleme yönünden DAVANIN REDDİNE;
2. “Okul öncesi ve ilköğretim kurumlarının açılması” başlıklı 6.maddesinin ikinci fıkrasının c bendinde yer alan; “tamamının” ve “sağlanabilir” ibareleri; “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; “geleneksel/görsel sanatlar atölyesi, musiki/müzik dersliği bulunması, okulun açılacağı yerleşim birimi nüfusunun 5.000 veya yerleşim yerine bağlı mahalle ve köyleri ile birlikte en az 10.000 olması gerekir” ibarelerinin kaldırılmasına ilişkin değişiklik ve Öğrenci pansiyonları” başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “ayrı ayrı 50 erkek ve 50 kız” ibareleri yönünden KONUSU KALMAYAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
2. Dava kısmen ret kısmen karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin 1/2 si olan … TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan 1/2 si olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
12/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.