Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/101 E. , 2022/3764 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/101
Karar No : 2022/3764
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı adına
VEKİLİ : Av….
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: … Boru Profil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli dahilde işleme izin belgeleri kapsamında gümrük muafiyetli olarak 2000 ve 2001 yıllarında gerçekleştirilen ithalatlara ilişkin istenilen eksik bilgi ve belgelerin tamamlanmaması nedeniyle taahhüt hesabının re’sen müeyyideli olarak kapatıldığının bildirilmesi üzerine 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı üzerinden hesaplanan para cezasının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle, tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, müeyyideli kapatma kararının 24/04/2006 tarihinde idareye bildirilmesi üzerine gümrük beyannameleri kapsamında tahakkuk ettirilen ve teminata bağlanan gümrük vergisi ve fer’ilerinin 6183 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarınca ödenmesi, aksi takdirde teminatın nakde çevrileceği hususunun 28/04/2006 tarihli ve muhtelif sayılı yazılarla asıl borçluya 09/05/2006 ve 15/05/2006 tarihlerinde tebliğ edildiği, ödemede bulunulmaması üzerine teminatlarının nakde çevrilerek kalan kısım için 01/12/2006 tarihinde ödeme emirleri düzenlendiği, asıl borçlu şirketin 18/12/2007 tarihinde iflas dosyasının açılarak alacakların 3. sıraya kaydedildiği, İcra Müdürlüğünün 03/11/2017 tarihli yazısıyla tasfiyenin sonuna gelindiği ancak dağıtım konusu olabilecek bakiye bulunmadığının bildirilmesi üzerine de kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlendiğinin anlaşıldığı; tahakkuk ettirilerek teminata bağlanan alacağın vadesinin belli olmadığı, 6183 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarınca borcun 7 gün içinde ödenmesi aksi takdirde teminatın nakde çevrileceği hususuna dair yazı gönderilmesi ile alacağın vadesinin belirlendiği, dolayısıyla vade belirleme yazısından sonra alacağın talep edilebilir hale geldiği ve bu aşamadan sonra tahsil zamanaşımının işlemeye başlayacağı, 09/05/2006 ve 15/05/2006 tarihlerinde şirkete tebliğ olunan vade belirleme yazılarındaki vade tarihinden sonra işlemeye başlayan zamanaşımının asıl borçlu şirket adına 01/12/2006 tarihinde düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği ile kesildiği, asıl amme borçlusunun 18/12/2007 tarihinde iflasına karar verilmesi ile de işlemeye başlayan zamanaşımının durduğu belirtilerek, iflas süresince zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği, aksi halde, zamanaşımı süresinden fazla süren iflasın tasfiyesinde amme alacağının kendiliğinden zamanaşımına uğrayacağı, bu nedenle, 6183 sayılı Kanun’da zamanaşımını kesen haller arasında iflasın sayılmadığı, iflasın doğal sonucunun zamanaşımı süresinin işlememesini gerektirdiği değerlendirilerek gerek tahakkuk esnasında vergilerin teminata bağlanmış olması gerekse asıl amme borçlusunun iflas sürecine girmiş olması nedenleriyle amme alacaklarının zamanaşımına uğradığına yönelik itirazın yerinde olmadığı hususları değerlendirilerek, şirketin borçlarını karşılayabilecek kadar mal varlığının bulunmadığının anlaşılması nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen davaya konu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tarh ve tahsil zamanaşımı bulunması nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E…, K… sayılı kararının ONANMASINA,
3. … TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.