Danıştay Kararı 3. Daire 2020/4418 E. 2022/3726 K. 12.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/4418 E.  ,  2022/3726 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/4418
Karar No : 2022/3726

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Reklam Serigrafi Oto Sanayi Ticaret Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma kararı uyarınca davayı yeniden inceleyen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, vergi borcunun iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından, …’a ait muhtelif vergi borçları nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca adına düzenlenen ve tebliğ edilen haciz bildirisine süresinde itiraz edilmemişse de bunun üzerine ödeme emri düzenlenip sürecin işletilebilmesi için davacının haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarihte anılan şahsa gerçekten borcu olduğunun tespit edilmesi gerektiği, bu durumun tespiti için Mahkemelerince verilen ara kararına davacı tarafından 260,00-TL borcu olduğu şeklinde cevap verilmesi, idarece ise borç miktarının ortaya konulamadığının görülmesi karşısında, dava konusu işlemin 260,00-TL’yi aşan kısmında hukuka uygunluk, 260,00-TL’lik kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin 260,00-TL’yi aşan kısmı iptal edilmiş, 260,00-TL yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının haciz bildirisine süresinde itiraz etmediği, düzenlenen ödeme emrine karşı da dava açmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile temyize konu hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Vergi Mahkemesi kararının temyize konu hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 12/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, …’ın vergi borcundan kaynaklanan kamu alacağının tahsili amacıyla, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’ un 79. maddesi uyarınca düzenlenerek tebliğ edilen haciz bildirisine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmediği için borcun zimmetinde sayılmasıyla banka hesaplarına haciz konulması üzerine, davacı tarafından, idareye vergi borcunun iptali istemiyle yapılan başvurunun reddi işleminin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
Vergi Mahkemesince davacıdan asıl kamu borçlusuna borcunun olup olmadığı, var ise ne kadar borcunun olduğu, ödenmiş ise ödediğini gösteren bilgi belgenin istenilmesine ilişkin verilen ara kararına cevaben davacının dosyaya sunmuş olduğu tahsilat makbuzlarının ve cari hesap tablosunun borcu ödediğine ilişkin hukuki mahiyette kabul edilebilir belge niteliği taşımadığı, her zaman düzenlenebilir mahiyette olduğu dolayısıyla borcun ödenmesini kanıtlayamayacağından Mahkeme kararının temyize konu hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.

(XX)- KARŞI OY:
Davacı tarafından, …’ın vergi borçları nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca davacı nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına haciz konulması ve sonucun yedi günlük süre içinde bildirilmesi, aksi takdirde aynı yasa maddesi uyarınca işlem yapılacağını duyuran haciz bildirisine süresinde itiraz edilmemesi üzerine borç zimmetinde kabul edilerek adına düzenlenen ödeme emrine de dava açılmaması sonucunda banka hesaplarına haciz konulması üzerine idareye vergi borcunun iptali istemiyle yapılan başvurunun reddi işlemine karşı dava açılmıştır.
6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunanların böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği, aynı Kanun’un “Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi” başlıklı 5479 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değişik 79. maddesinin birinci fıkrasında, hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyet olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılacağı, üçüncü fıkrasında haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın borçlu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu iddiasında ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılacağı ve hakkında bu Kanun hükümlerinin tatbik olunacağı kurala bağlanmıştır.
Bu durumda, yukarıda yazılı Yasa maddelerinin değerlendirilmesinden, usulüne uygun olarak yapılan haciz bildirisinin tebliğinden başlayarak yedi gün içinde belirtilen nedenlerle herhangi bir bildirimde bulunulmadığı hususunda taraflar arasında ihtilaf olmadığından ve haciz bildirisinde de açıkça bu takdirde borcun davacının zimmetinde sayılacağı bildirildiğinden, borcun zimmetinde sayılarak davacı adına ödeme emri düzenlenmesi ve devamı hukuki süreçlerin işletilmesi Kanun gereği olduğundan, davacının hiçbir aşamada dava açma hakkını da kullanmadığı göz önüne alındığında vergi borcunun iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının temyize konu hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.