Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3912 E. , 2022/3622 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3912
Karar No:2022/3622
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait “… ” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 29/12/2020 tarihinde saat 19:59’da yayınlanan “…” isimli programda 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle 25.881,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı toplantıda alınan … no.lu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … . İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu yayına ilişkin CD’nin ve deşifre metninin incelenmesinden, 29/12/2020 tarihinde saat 19:59’da yayınlanan “…”nde, evinde öldürülen bir bayan ile ilgili olarak yapılan haberin aktarımı sırasında ve sonrasında kullanılan ifadelerde ve yapılan açıklamalarda herhangi bir suç isnadında bulunulmadığı, bu yönüyle fiilde 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi yönünden tipiklik unsurunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin yalnızca idari para cezası uygulanması işlemi olduğu, yayıncı kuruluşun uyarılması gibi bir hususun söz konusu olmadığı, işlemde bulunmayan bir unsurun varmış gibi değerlendirilerek iptal kararı verilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğu, davaya konu işlemin tesis edilmesine sebep olan yayının 6112 sayılı Kanun’un 8/1-(i) maddesini ihlâl ettiği, haber programında sunucu tarafından sarf edilen sözler ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik yapılan açıklamaların ve kullanılan ifadelerin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı, sözlerin dürüst kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen gösterilmediği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın suçlu olduğuna dair kesin yargı cümleleri ile olayın anlatıldığı, medyanın taraflı yayınlarla ön yargılı bir kamuoyu oluşturarak yargıya intikal etmiş bir konuda haber niteliği aşılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın suçluymuş gibi kamuoyunda bir intiba oluşmasına neden olabilecek nitelikte yayın yapıldığının tespit edildiği, yayının “ödev ve sorumluluk bilinci” anlayışına aykırı olarak yapıldığı, basının sorumluluk bilinci ile hareket etmesinin bir zorunluluk olduğu, tüzel kişinin çevresinde kazandığı itibarı aşağılayan yazılı, sözlü veya görüntülü beyanların, şu veya bu vasıflara sahip olmadığına dair yayınların, kişilik haklarından şeref ve haysiyete yönelik tecavüz olarak kabul edileceği, ilk derece mahkemesi kararında yerindelik denetimi yasağına aykırılık görüldüğü, yayın ilkesi ihlâllerinde ihlâlin hangi nitelikte olduğunu değerlendirme yetkisinin Üst Kurul’da olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, yayında Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında suç isnadında bulunulmadığı, yayının yaptırıma dayanak gösterilen bölümünde, kendisi de bir kadın olan sunucunun kadın cinayetlerinin sosyolojik nedenlerini tartıştığı, kimi devlet yöneticilerinin kadının toplumdaki konumu ve rolü hakkındaki açıklamalarının kadının bağımsızlığı ve birey olarak var oluşunu desteklemediğini ifade ederek eleştirdiği, dava konusu kararda yer almayan ancak haberin hemen devamında Diyanet İşleri … ‘ın “…Hangi açıdan düşünürsek düşünelim hiçbir gerekçe ya da meşgale aile olmayı ertelemeye ve aileyi ihmal etmeye, ilgisizliğe mazeret olamaz. Hiçbir meslek ya da hedef aile olmaktan, anne olmaktan daha önemli kabul edilemez…” açıklamasının VTR olarak izleyicilere aktarıldığı, dava konusu yayın bir bütünlük içinde değerlendirildiği takdirde RTÜK’ün iddiasının dayanaksız olduğunun anlaşılacağı, bir kurumun eleştirilmesinin o kurum hakkında suç isnadında bulunulması anlamını taşımadığı, mahkeme ve istinaf dairesince hukukilik denetimi yapıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara ve istemi hâlinde kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.