Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5211 E. , 2022/8551 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5211
Karar No : 2022/8551
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … Malzemeleri Ltd. Şti.
2- …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazdaki yapının riskli yapı olduğunun tespiti ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca yıkılması üzerine, davalı idarece; taşınmazın tapu kaydında cins değişikliği yapılmaması ve taşınmaza yapılan yeni yapı için hukuka aykırı ruhsat ve yapı kullanım izni verilmesi suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahisle uğranıldığı öne sürülen toplam 6.352.256,81-TL maddi ve manevi zararın karar tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıların hissedarı olduğu riskli yapının yıkılmasından sonra taşınmazın arsaya dönüştüğünün Karşıyaka Belediye Başkanlığı Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı arsa tespit tutanağıyla tespit edildiği, ancak, davalı idarenin taşınmazda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyetinin terkinini resen yapmadığı, taşınmazın fiili durumunun 06/02/2017 tarihi itibarıyla arsa olduğu halde, tapu kayıtlarında ve takbis sisteminde hukuki durumunun arsa olarak görünmesinin engellendiğinin belirtildiği anlaşıldığından, davacıların maddi ve manevi zararlarının meydana gelmesine neden olan olguları en geç, hissedarı oldukları taşınmazın üzerinde bulunan yapının yıkılmasından sonra taşınmaz üzerinde yeniden yapılacak yapı için düzenlenen … tarih ve … sayılı yapı ruhsatının tüm ekleriyle birlikte iptali istemiyle … İdare Mahkemesi’nin E: … sayılı dosyasına kayden açılan davanın açılma tarihi olan 17/05/2019 tarihinde bildikleri anlaşıldığından, davanın, zararın öğrenildiği tarih olan 17/05/2019 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde ve en son 16/07/2019 tarihine kadar ya da 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11.maddesi uyarınca 60 gün içinde davalı idareye başvuruda bulunup, başvurunun sonucuna göre kalan dava açma süresi içinde açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 24/12/2020 tarihli başvurunun davalı idarece cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine 23/03/2021 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bakılan davada, davacılar tarafından davanın süresinde olduğu iddia edilmiş ise de; davaya konu tazminat talebinin riskli yapı olarak belirlenen ve yıkımı gerçekleştirilen yapıda idarece 6306 sayılı Yasa gereği tesis edilmesi gereken cins değişikliği işleminin tesis edilmemesi olgusuna dayandırıldığı ve işbu tazminat davasında da taşınmazda cins değişikliği yapılmaması nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararların tazmininin istenildiği görüldüğünden, işbu davada dava açma süresinin, yapı ruhsatıyla ilgili olarak açılmış yargı sürecine dayandırılmasına ve anılan davadaki yargılama sürecine atıfla davanın süresinde açıldığının kabulüne olanak bulunmadığından, bu yöndeki davacıların iddialarına itibar edilmeyerek, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, tazminat istemli olarak gerek idareye yapılan başvuruda gerekse dava dilekçesinde, davalı idare tarafından yıkılan riskli yapı sonrası taşınmazda cins değişikliği yapılmadığı, yeni yapı için hukuka aykırı ruhsat ve yapı kullanım izni verildiği, arsa payının hukuka aykırı olarak satışına neden olunduğu, yüklenici lehine haksız kazanca sebep olunduğundan bahisle hizmet kusurunun bulunduğu, kusurlu eylemlerin ve zararın ise adli yargıda görülen dava sırasında Mahkemece hazırlattırılan 22.12.2020 tarihli bilirkişi raporuyla öğrenildiği, bunun üzerine 24.12.2020 tarihinde tazminat istemiyle idareye başvuru yapıldığı, anılan başvurunun zımnen reddi üzerine de 23.03.2021 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, davada süre aşımı bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazdaki davacıların da maliki olduğu yapı riskli yapı olarak tespit edilip, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca yıkılmasından sonra arsa haline gelen taşınmazdaki davacının arsa payı satılıp, taşınmaza yeni yapı yapılması üzerine tesis edilen bütün işlemlerde hukuka aykırılık olduğu ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahisle öncelikle Karşıyaka Belediye Başkanlığına 24.12.2020 tarihinde tazminat istemli başvuru yapılmış, anılan başvuruya cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125.maddesinde; İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b.maddesinde; İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasından sayılmıştır. Anılan Kanunun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun 12. maddesinde; “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmüne, 13.maddesinde ise; “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemler ile bu işlemlerin uygulanması ve idari eylemler sonucu meydana gelen hak ihlallerinin giderilmesi istemiyle açılacak tam yargı davalarına yönelik olarak 2577 sayılı Yasada ayrı usul hükümleri ve farklı dava açma süreleri öngörülmüştür. Yasanın 13. maddesi uyarınca, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak, başvurunun kısmen, tamamen veya zımnen reddi halinde bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken; 12. maddede yer alan düzenleme uyarınca; idari işlemlerin yol açtığı hak kayıplarının giderilmesinin istenilmesi halinde ise doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasının açılması veya ilk önce iptal davası açılarak bu davanın karara bağlanması üzerine veya işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içerisinde tam yargı davasının açılması gerekmektedir. 2577 sayılı Yasadaki bu farklı düzenleme nedeniyle öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen tasarrufların nitelendirilmesi, idari işlem mi yoksa idari eylem mi olduklarının belirlenmesi gerekmektedir.
İdari işlemler, idari makam ve mercilerin idari faaliyet alanında idare hukuku çerçevesinde, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tasarruflardır. İdarenin, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan veya bir idari sözleşmeye dayanmayan her türlü faaliyeti (fizik alanında görülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar) veya hareketsiz kalması ise idari eylem olarak tanımlanmaktadır. İdari işlemlerin, hukuk aleminde değişiklik, yenilik doğuran irade açıklamaları olmalarına karşın, idari eylemler, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmaları koşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurmaktadırlar.
Dosyanın incelenmesinden; davacıların, bağımsız bölüm maliki olduğu yapının riskli yapı olduğundan bahisle yıkılması, sonrasında arsa haline gelen taşınmazda cins değişikliği yapılmaması, arsa payı maliki olarak durumunun açıkça ortaya konulmadan hissesinin 6306 sayılı Kanun kapsamında satışa çıkarılması, taşınmaza yapılan yeni yapı için hukuka aykırı bir şekilde hazırlanan yapı denetim sözleşmesinin belediye tarafından kabul edilerek yapı ruhsatı verilmesi, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapıya ilişkin gerekli ve yeterli inceleme ve denetim yapılmadan yapı kullanım izni düzenlenmesinden ötürü meydana gelen zararın oluşumunda davalı idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazminini istediği anlaşılmaktadır.
Görülmekte olan tam yargı davası, iki ayrı kategoride toplanması mümkün olan idari tasarruflar nedeniyle açılmış bulunmaktadır. Olayda, söz konusu taşınmazla ilgili 6306 sayılı Kanun kapsamında cins değişikliğinin yapılmaması, İmar mevzuatı kapsamında ise yapı denetim sözleşmesinin onaylanması, yapı ruhsatı verilmesi ve yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesinin, yetkili idari makamların tek taraflı irade açıklamasıyla sonuç doğuran kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem niteliğini taşıdığı gibi bu işlemlerin icrası aşamasında ise, idarenin gerekli inceleme ve denetimi yapmaması nedeniyle aynı zamanda idari eylem niteliği de taşımaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda, idari işlemlerin uygulanması ve idari eylemler nedeniyle tam yargı davası açma süreleri Yasanın 12. ve 13. maddelerinde düzenlenmekle birlikte, idari işlem ve idari eylemlerin birlikte hak ihlaline neden olması halinde, dava açma süresinin nasıl hesaplanacağı belirlenmemiş ise de bu tür durumlarda dava açma süresinin hakkı ihlal edilenin lehine olacak şekilde yorumlanmasının hak arama özgürlüğünün gereği olduğu açıktır.
Hak arama özgürlüğünün ancak yasayla sınırlandırılması, bir davanın, yasada duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta belirtilen sürede açılmaması halinde süre aşımı yönünden reddedilmesi mümkün olduğuna göre, yargılama usulündeki yukarıda belirtilen öznel durumlar hakkı ihlal edilenlerin dava açma hakkını kaybetmelerine neden olmamalıdır. Dolayısıyla yargılama usulü hükümlerinin, ilgililerin dava açma haklarını koruyacak biçimde yorumlanması zorunludur.
Bu itibarla; giderilmesi istenilen hak ihlaline idari işlem/idari eylem olarak nitelendirilen birden fazla idari tasarruf neden olmuş ve zarara yol açmaları yönünden idari işlem/idari eylemlerin ayrılması mümkün değil ise, dava açma süresinin, ilgililere zararın doğduğu tarihten itibaren 1 yıl içinde idareye başvuru ve daha sonra dava açma olanağı tanıyan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesine göre belirlenmesi mümkün olduğu gibi zarara yol açan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları var ise bu davalarda verilen kararın kesinleşmesinden sonra dava açma süresi içerisinde tam yargı davasının da açılması mümkündür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, davacıların iddiaları ile davalının savunmaları, açıklamalar ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülen zararın sadece cins değişikliği olgusundan kaynaklanmadığı, zararın oluşumuna riskli yapının yıkımı ile yeni yapıya verilen yapı kullanma izni arasında gerçekleşen birbirinden ayrılması mümkün olmayan zincir işlemler ve eylemlerin neden olduğunun ileri sürüldüğü, öte yandan zarara neden olduğu ileri sürülen hisse satışı, ruhsat ve yapı kullanma iznine ilişkin işlemlere karşı davacılar tarafından iptal davalarının açıldığı anlaşıldığından, idari eylem yönünden; İstinaf Dairesince öncelikle tazmini gerektiren zararın mevcut olup olmadığı tespit edildikten sonra zarara yol açan eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği, şayet varsa idarenin kusurundan doğan zararın doğduğu tarihin net olarak tespit edilmesi, idari işlemler yönünden ise; zarara neden olduğu ileri sürülen işlemlerin hak ihlaline neden olup olmadığı, söz konusu işlemlerin hak ihlaline sebep olduğu sonucuna varılması halinde ise anılan işlemlere karşı açılan iptal davalarının sonuçlarının da dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde zararın sadece cins değişikliği olgusundan kaynaklandığı belirtilerek, bu zararın ise yapı ruhsatına karşı açılan iptal davasının açıldığı tarihte öğrenildiğinin kabul edilerek dava açma süresinin hesaplanmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ilk derece Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.