Danıştay Kararı 4. Daire 2018/1491 E. 2022/5533 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/1491 E.  ,  2022/5533 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/1491
Karar No : 2022/5533

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarihli ve …/…, …, …, …, … ve … ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı adına şirket ortağı sıfatıyla ödeme emri düzenlenmeden önce asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve mal varlığı araştırması yapılmadığı anlaşıldığından, şirket adına usulüne uygun olarak kesinleştirilmiş bir kamu alacağı bulunmadığından, şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan iş ve işlemlerin yerinde ve yasal olduğu, hukuka aykırı olarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde; tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, aynı Kanunun “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de; muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde ise; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları; 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde de bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları düzenlenmiştir.
Bu çerçevede, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi hükmüne göre şirket ortağı sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, asıl borçlu şirket nezdinde vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk ve tebliğ safhalarından geçerek kesinleştirilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut biçimde ortaya konulması, bir başka ifadeyle, asıl borçlu şirket hakkında 6183 sayılı Kanun ile belirlenen takip ve tahsil yollarının tüketilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu asıl borçlu şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …/…,…,…,…,…,… sayılı ödeme emirleri içeriğini oluşturan vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin dosyaya sunulan tebliğ alındılarının incelenmesinden, şirket hakkında tanzim edilen bir kısım ödeme emirlerinin tebliğinin yapılamadığına ilişkin durumun usulüne uygun tutanak haline getirilmediği, bir kısım ödeme emrinin ise şirketin ticaret sicilinden re’sen silindiği ve bu hususun … tarihli ve … sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilan olduğu tarihten sonra 31/04/2014 tarihinde şirketin diğer ortağı …’e tebliğ edildiği, dolayısıyla, ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının asıl borçlu şirketin tüzel kişiliği devam ederken tebliğ edilerek usulüne uygun bir biçimde kesinleştirilmediğinin görüldüğü, ayrıca iki adet tebliğ alındısına ilişkin olarak tebliği yapılmaya çalışılan ödeme emri numaralarının ve memur tarafından yazılan notun silik şekilde olması nedeniyle okunamadığı, bu sebeple hangi ödeme emirlerinin tebliğinin yapıldığı veya yapılamadığı tespit edilememiştir.
Bu durumda, amme alacaklarının takip yönteminde her aşamada ileri sürülebilecek iddiaların farklılık arz ettiği, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiğinden, dava konusu ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının her biri için yukarıda tespit edilen hususlar göz önünde bulundurularak, gerekirse bu hususlarda yeniden ara kararıyla davalı idareye sorularak, her bir vergi borcu için düzenlenen ödeme emri ve tebliğ durumu ortaya konulmak suretiyle, amme alacağının usulüne uygun şekilde kesinleştirilip kesinleştirilmediği araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.