Danıştay Kararı 8. Daire 2018/6148 E. 2022/5531 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/6148 E.  ,  2022/5531 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6148
Karar No : 2022/5531

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, … tarih ve … sayılı encümen kararı ile tesis edilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 340.700,00-TL tutarındaki … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin dayanağı para cezasının iptali istemiyle açılan davada aynı Mahkemenin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, idari para cezalarının kesinleşmeden takip ve tahsil edilebilmesinin mümkün olmadığı, ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunmaması nedeniyle ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrine dayanak teşkil eden belediye encümen işlemine karşı süresinde dava açılmadığı, işlemin kesinleştiği, söz konusu işlem üzerine düzenlenen tahakkuk fişine de itirazda bulunulmadığı, dava açılmadığı, encümen kararının iptalini gerektiren bir hususun da olmadığı, yapılan ölçümlerin ve tahakkuk ettirilen para cezasının usule ve yasalara uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 11/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Dava, … tarih ve … sayılı encümen kararı ile tesis edilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 340.700,00-TL tutarındaki … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi’nce; dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin dayanağı para cezasının iptali istemiyle açılan davada aynı Mahkemenin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, idari para cezalarının kesinleşmeden takip ve tahsil edilebilmesinin mümkün olmadığı, ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunmaması nedeniyle, ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemin dayanağı … tarih ve … sayılı encümen kararının iptali istemiyle … İdare Mahkemesi’nin E:… esasına kayden açılan davada; … sayılı Yasa’ya istinaden tesis edilen yaptırım kararından kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle … tarih ve K:… sayılı kararla davanın görev yönünden reddine; anılan kararın kanun yolu incelemesi sonucu Danıştay Onuncu Dairesinin 28.09.2017 tarih ve E:2017/818, K:2017/3807 sayılı ve yine aynı Dairenin 02.07.2018 tarih ve E:2018/2327, K:2018/2314 sayılı kararlarıyla sırasıyla temyiz ve karar düzeltme istemlerinin reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “İdari para cezası” başlıklı 17. maddesinde; “(3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir. (4) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan haliyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 1. maddesinde; “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.” hükmüne, 37. maddesinde; “Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emriyle tebliğ olunacağı belirtilmiş, 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığınca hazırlanıp 12/5/2007 tarih ve 26520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 442 sayılı “Tahsilat Genel Tebliği”nde; 5326 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek “İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi” konusunda açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Yasaya göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir.
Tebliğde ayrıca, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarının takip ve tahsilinde idari yaptırım kararlarının kesinleşme şartının aranmayacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, genel bütçeye gelir olarak kaydedilmeyen mahalli idarelerce verilen para cezalarının kesinleşme şartı aranmaksızın, takip ve tahsil edilebilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin 6183 sayılı Kanun’un 58.maddesinde belirtilen hususlar yönünden esasına girilerek incelenmesi gerekirken, ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunmaması nedeniyle, ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararı ile anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.