Danıştay Kararı 3. Daire 2019/2639 E. 2022/3680 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/2639 E.  ,  2022/3680 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2639
Karar No : 2022/3680

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …-Av. …
Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, taşınmaz alım satım faaliyetlerine aracılık yapmak suretiyle elde ettiği ticari kazancını beyan etmediğinden bahisle sevk edildiği takdir komisyonunca takdir edilen matrah üzerinden 2015 yılı için re’sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, banka hesaplarına gelen paralar üzerinden bir değerlendirme yapıldığı, gayrimenkul satış işlemleri ile ilgili olarak satıcılar nezdinde gerçekleştirilen incelemeler neticesinde alınan beyanların sağlıklı bir değerlendirme yapılmasına imkan vermediğinin belirtildiği fakat bu incelemeler herhangi bir tutanağa bağlanmadığından karşıt incelemenin varlığından söz edilemeyeceği, takdir komisyonu karaına dayanak alınan söz konusu rapor haricinde başkaca bir araştırma ve tespitin bulunmadığı, söz konusu kararda, mükellefin iş nevi, işyeri mevkii, faaliyet durumu ve emsal mükelleflerin beyanları, tahakkuk dökümleri, dönem beyanları gibi genel ve soyut ifadeler kullanıldığı ancak bunlara ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya sunulmadığından eksik incelemeye dayalı olarak yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu cezalı vergi kaldırmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda, 2015 yılında banka hesabına yüksek tutarlı Türk Lirası ve döviz olmak üzere para girişi olduğu, hesabına para transferi yapan kişilere ve bu kişilerin yakınlarına bu paralar karşılığında 18 adet gayrimenkul alımı gerçekleştirildiği, hesabına para gönderen ve adlarına gayrimenkul alınan şahısların yurtdışında bulunması nedeniyle bu kişiler nezdinde karşıt inceleme gerçekleştirilemediği, satıcı konumunda bulunan kişilerin de gerçek rakamı vermekten çekinmeleri, tahmini olarak da verdikleri rakamların inceleme yılı için gerçekçi olmaması nedeniyle sağlıklı değerlendirme yapılamadığı, davacının bu işlemleri bir bedel karşılığı olmaksızın yapmasının hayatın olağan akışına, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olmadığı, birden fazla ve farklı kişiler adına yapılan bu işlemleri komisyon karşılığı yapıldığı sonucuna varıldığından, … Emlakçılar Odasına bilgi isteme yazısı gönderilerek emlak komisyoncularının yaptıkları işlemler üzerinden komisyon oranının sorulduğu, verilen cevapta alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı olmak üzere katma değer vergisi dahil %3 olduğunun bildirildiği, toplamda %6’lık bir oranda komisyon geliri elde ettiği sonucuna varılarak hesaplanan gelirin takdir komisyonunca dikkate alınması gerektiği hususlarına yer verildiği ve söz konusu rapor done alınarak dava konusu tarhiyatın yapıldığının anlaşıldığı olayda, davacının banka hesabına swift şeklinde gelen paralar ile yabancı ülke vatandaşlarına Türkiye’de gayrimenkul satın alındığının sabit olduğu, yabancıların Türkiye’de gayrimenkul edinmesi işlemlerinin belli bir prosedüre tabi olması, bu işlerin takibinin belli bir zaman ve çaba gerektirmesi, bu sebeple yabancı kişiler adına gayrimenkul alım satım işlemlerinin büyük bir kısmının bu konuda belli bir bilgi birikimi ve hatta uzmanlık sahibi kişiler tarafından yapılması gerektiği, yabancı 17 kişi adına gayrimenkul alımı yapan davacının ifade ettiği üzere bu işlerin yabancı ülkede kurduğu arkadaşlık ve söz konusu kişiler ile aralarında oluşan karşılıklı güven ilişkisine ve hatıra dayalı olarak yapıldığı şeklinde açıklanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı, yabancı kişiler adına gayrimenkul alım işini devamlı surette yapmayı meslek haline getirdiğinden takdir komisyonunca takdir edilen matrahlar üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gayrimenkul satanların kendine komisyon ödeyip ödemediği yönünden inceleme yapılmadığı, takdir komisyonunca matrah değil sadece hasılat takdiri yapıldığı, ödenen harçlar ile taşınmaz satışına aracılık eden emlakçıların komisyonunun dikkate alınmadığından yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.