Danıştay Kararı 8. Daire 2020/5418 E. 2022/5510 K. 11.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5418 E.  ,  2022/5510 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5418
Karar No : 2022/5510

DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU :
30/07/2020 tarih 31201 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Mera Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile değiştirilen 31/07/1998 tarihli ve 23419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mera Yönetmeliğinin 8. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinin 8 numaralı alt bendinin birinci cümlesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu düzenlemenin, Anayasanın 45. maddesinde düzenlenen meraların amaç dışı kullanımını ve tahribini önlemek kuralını ihlal ettiğini, mera alanlarının kalıcı olarak mera olmaktan çıkarıldığını, temel insan haklarından biri olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini, bu nedenlerle Anayasaya aykırı olduğu, yönetmelik değişikliği ile meraların üzerine seralar kurulabileceği ve bunların ömrünün yaklaşık 30 yıl olduğu, üzerindeki kalıcı yapılar yüzünden meraların eski haline dönmesinin mümkün olmadığı, jeotermal atık suların yüksek miktarda tuz, bor, tarımsal üretim için zararlı madde, arsenik gibi fiziksel zehirli maddeler içerdiği, bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verebileceği, jeotarmal kaynak çıkışı esnasında açığa çıkacak gazlar nedeniyle meraların zarar göreceği, yapılan reenjeksiyonun sismik aktiviteyi tetikleyeceği ve depreme sebep olacağı, yönetmelik değişikliğinin telafisi güç zararlara neden olacağı, tüm bu nedenlerle dava konusu edilen maddenin iptali istenilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Mera Kanunu’nun 14. maddesi h bendi gereğince mera,yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan ve kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerin “jeotermal kaynaklı teknolojik sera için ihtiyaç duyulan kısımları için tahsis amacı değişikliği işlemi yapılabildiği, Mera Yönetmeliği hükümlerine göre mera alanlarında bulunan jeotermal kaynakların, kaynağın bulunduğu mera parselinde kurulacak teknolojik seralarda kullanılmasına ve ayrıca mera, yaylak ve kışlak alanları dışında bulunan jeotermal kaynağın bu alanlar dışında bulunan teknolojik seralara taşınması ve iletilmesi için bu alanların kullanılmasına izin verilmekte olduğu, dava konusu yönetmelik değişikliği ile jeotermal kaynak ruhsat sahası içerisinde mera, yaylak ve kışlak alanı bulunması durumunda bu alanlarda jeotermal kaynaklı teknolojik sera yapımına izin verilebildiği, ayrıca mera alanları dışında bulunan jeotermal kaynağın bu alanlar dışında bulunan teknolojik seraya taşınması veya iletilmesi için bu alanların kullanılmasına izin verilebildiği dolayısıyla yeni bir düzenleme getirilmediği ve bu amacın dışına çıkılmadığı, ayrıca yapılan düzenleme ile tahsis amacı değişikliği alanı jeotermal kaynak ruhsat sahası ile sınırlandırılarak kanun amacına aykırı yeni bir kullanım hakkı da getirilmediği, bu nedenlerle dava konusu Yönetmelik değişikliğinin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 30/07/2020 tarih 31201 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Mera Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile değiştirilen 31/07/1998 tarihli ve 23419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mera Yönetmeliğinin 8. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinin 8 numaralı alt bendinin birinci cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
4342 sayılı Mera Kanunu’nun 1. maddesinde; bu Kanunun amacının; daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamak olduğu belirtilmiştir. Tahsis amacının değiştirilmesi başlıklı 14. maddesinde de, tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı, ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden; maddede sayılan diğer ihtiyaç halleri yanında: (a) bendinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu ile 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti ile jeotermal kaynak ve doğal mineralli sular için zaruri olan; … (h) bendinde, Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan, … yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacının değiştirilebilleceği ve söz konusu yerlerin tescillerinin Hazine adına yaptırılacağı, bu madde kapsamında başvuruda bulunan kamu kurumları ile işletmecilerin, faaliyetlerini çevreye ve kalan mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde yürütmek ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlü olacakları ve bu yerlerin tahsis süresi bitiminde özel sicile kaydedileceği kurala bağlanmıştır.
Mera Yönetmeliğinin dava konusu edilen 8. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinin 8 numaralı alt bendinin birinci cümlesinde: ‘Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde; jeotermal kaynak ruhsat sahası içerisinde kalan mera, yaylak ve kışlaklarda kurulacak jeotermal kaynaklı teknolojik seralar ile mera, yaylak ve kışlak alanları dışında bulunan jeotermal kaynağın teknolojik seralara taşınması veya iletilmesi için ihtiyaç duyulan yerlerin, zorunlu hallerde, ilgili müdürlük veya Genel Müdürlükten gerekçeli rapor, jeotermal kaynak kullanım izni veya ruhsat, talep edilen alanın 1/5000 ölçekli harita üzerine işlenmiş vaziyet planı, ÇED raporu, koruma alanları etüt raporu, jeotermal akışkanın kullanım sonrası nasıl uzaklaştırılacağına ilişkin belge, fizibilite raporu ile komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler ile tahsis amacı değişikliği yapılabilir. …’ kuralına yer verilmiş bulunmaktadır.
Mera Kanunu’nun yukarıda yer verilen 14. maddesi uyarınca, mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş ve çok eskiden beri bu amaçla kullanılan arazilerden jeotermal kaynaklı teknolojik seralara yönelik ihtiyaç duyulan yerler için tahsis amacı değişikliği yapılmasına imkan bulunduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile jeotermal kaynağın mera parseli üzerinde bulunup bulunmadığına bakılmaksızın jeotermal kaynak ruhsat sahası içerisinde kalan mera, yaylak ve kışlakların jeotermal kaynaklı teknolojik sera yapımında kullanılmasına veya bu alanlar dışında bulunan jeotermal kaynağın teknolojik seralara taşınması veya iletilmesi için bu yerlerin kullanılmasına izin verildiği görülmektedir.
Yönetmelikte yapılan değişikliğin Mera Kanununda yer verilen jeotermal kaynaklı teknolojik sera kullanımı amacına aykırı ya da bunu aşar vaziyette yeni bir kullanım hakkı getirmediği görüldüğünden dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava konusu Yönetmelik 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 31. maddesine dayanılarak çıkarılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı 45. maddesinde, Devletin, tarım arazileri ile çayır ve mer’aların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştıracağı, Devletin, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alacağı hüküm altına alınmıştır.
4342 sayılı Mera Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı; daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır.” kuralı yer almıştır.
“Tahsis Amacının Değiştirilmesi” başlıklı 14. maddesinde ise,
Aynı Kanunun “(Değişik: 27/5/2004-5178/3 md.) Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden;

h) (Ek: 26/3/2008-5751/3 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan,
Yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.
(Değişik ikinci fıkra: 9/7/2008-5784/26 md.) Bu madde kapsamında başvuruda bulunan kamu kurumları ile işletmeciler, faaliyetlerini çevreye ve kalan mera alanlarına zarar vermeyecek şekilde yürütmek ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler. Bu yerler, tahsis süresi bitiminde özel sicile kaydedilir.
Komisyon gerektiğinde; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun uygulanmasını Bakanlıktan talep edebilir ve köy veya belediyelerde toplulaştırma projeleri uygulatabilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 26/3/2008-5751/3 md.) Durumu ve sınıfı çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda birinci fıkranın (a), (f), (g), (ğ) ve (h) bentleri hariç, tahsis amacı değişikliği yapılamaz.
Bu Kanun kapsamında, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre arama ve işletme faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta mallarının tahsis amacı değişikliğinde bu madde hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 3/7/2005 – 5403/27 md.) Bakanlık tarafından uygulanacak mera veya arazi toplulaştırma projeleri kapsamında; arazinin niteliği ve kullanım bütünlüğü dikkate alınarak işlenen tarım arazilerinden mera kullanımına mera olarak kullanılan alanlardan arazi plânlaması yapılabilir. Tarımsal kullanım veya mera bütünlüğü sağlamak için, nitelikleri itibarıyla değişim yapılacak arazi bulunamaması durumunda bu fıkra hükümlerine göre değerlendirmek, değiştirmek veya satın almak sureti ile kamulaştırma yapılabilir. Kamulaştırılan bu araziler değişim veya doğrudan satış ile değerlendirilir. Yapılan kamulaştırma ve değişim ile ilgili işlemler ve düzenlenen kâğıtlar Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç ve katkı payından müstesnadır.” hükmüne yer verilmiştir.
31/07/1998 gün ve 23419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mera Yönetmeliğinin ”Tanımlar” başlıklı 4 maddesinde; k) (Ek:RG-25/2/2011-27857) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera: Jeolojik yapıya bağlı olarak yerkabuğu ısısının etkisiyle sıcaklığı sürekli olarak bölgesel atmosferik yıllık ortalama sıcaklığın üzerinde olan, çevresindeki sulara göre daha fazla miktarda erimiş madde ve gaz içerebilen, doğal olarak çıkan veya çıkarılan su, buhar ve gazlar ile yeraltına insan düzenlemeleri vasıtasıyla gönderilerek yerkabuğu veya kızgın kuru kayaların ısısı ile ısıtılarak elde edilen su, buhar ve gazları kullanarak sulama, gübreleme, iklimlendirme ve bakım gibi faaliyetlerini sürdüren seraları ifade eder. ” hükmü yer almaktadır.

Dava Konusu Yönetmelik Değişikliğinin İncelenmesi:
Dava konusu, 30/07/2020 tarihli ve 31201 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ”Mera Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” in 1. maddesinde “Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde; jeotermal kaynak ruhsat sahası içerisinde kalan mera, yaylak ve kışlaklarda kurulacak jeotermal kaynaklı teknolojik seralar ile mera, yaylak ve kışlak alanları dışında bulunan jeotermal kaynağın teknolojik seralara taşınması veya iletilmesi için ihtiyaç duyulan yerlerin, zorunlu hallerde, ilgili müdürlük veya Genel Müdürlükten gerekçeli rapor, jeotermal kaynak kullanım izni veya ruhsat, talep edilen alanın 1/5000 ölçekli harita üzerine işlenmiş vaziyet planı, ÇED raporu, koruma alanları etüt raporu, jeotermal akışkanın kullanım sonrası nasıl uzaklaştırılacağına ilişkin belge, fizibilite raporu ile komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler ile tahsis amacı değişikliği yapılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı tarafından, değişikliğin amacının jeotermal kaynak kullanan teknolojik seraların kurulumu ve kullanımında mera alanlarının tahsis değişikliği yapılması olduğu, yönetmelik değişikliği ile meraların üzerine seralar kurulabileceği ve bunların ömrünün yaklaşık 30 yıl olduğu, üzerindeki kalıcı yapılar yüzünden meraların eski haline dönmesinin mümkün olmadığı, jeotermal atık suların yüksek miktarda tuz, bor, tarımsal üretim için zararlı madde, arsenik gibi fiziksel zehirli maddeler içerdiği, bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verebileceği, jeotarmal kaynak çıkışı esnasında açığa çıkacak gazlar nedeniyle meraların zarar göreceği, yapılan reenjeksiyonun sismik aktiviteyi tetikleyeceği ve depreme sebep olacağı, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
11.09.2014 tarih ve 29116 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanarak yürürlüğe giren kanun değişikliği ile Mera kanunu 14. maddesini (h) bendi olarak, ” Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan” hükmünün eklendiği, bu alanlar içerisinde kalan 4342 saylı Mera kanuna tabi alanların bu bent kapsamında tahsis amacının değiştirilebileceğinin düzenlendiği, söz konusu kanun hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ise dava konusu 30.07.2020 tarihli Mera Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile belirlendiği anlaşılmaktadır.
Mera Kanunu’nun 31. maddesinde ise :”Bu Kanunun uygulanması ile ilgili hususlar; ilgili bakanlıklar ve kuruluşların da görüşleri alınarak Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.
” hükmünün bulunduğu; dikkate alındığında davalı idarenin dava konusu yönetmeliği çıkarma yetkisinin bulunduğu görülmektedir.
Öte yandan, Devletin, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer olarak tanımlanan meraların amaç dışı kullanılmasını önleme görevinin yüklendiği ve ancak Mera Kanunununda sınırlı olarak sayılan hallerde tahsis amacı değiştirilerek mera alanlarından amacı dışında faydalanılabileceği düzenlenmiştir. Bir başka anlatımla Mera Kanununda tahsis amacı değiştirilmedikçe meralardan Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı, ancak istisnai durumlarda meraların tahsis amacının değiştirilebileceği hükmü getirilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik değişikliği hükümlerinin, Mera Yönetmeliğinin ve dayanağı Mera Kanunu’nun amacına uygun olarak hazırlandığı Yasa hükmünü aşar hükümler veya subjektif unsurlar içermediği anlaşıldığından dava konusu Yönetmelik değişikliğinde kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1 DAVANIN REDDİNE,
2 Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.