Danıştay Kararı 10. Daire 2018/3881 E. 2022/4289 K. 10.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/3881 E.  ,  2022/4289 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3881
Karar No : 2022/4289

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …
2- … Valiliği

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 27/07/2008 tarihinde İstanbul ili, Güngören ilçesinde meydana gelen terör saldırısında sol bacağında ve kulaklarında zarar gören davacı tarafından meydana gelen yaralanma nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin davalı idare işlemlerinin iptali ile 150.000,00 TL maddi ile 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu ve bu isteğin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava açma süresi içinde tam yargı davası açılması gerektiği, davacı vekili tarafından, 15/11/2017 tarihli başvuru dilekçesi ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat istemiyle başvuruda bulunulduğu, olayın 27/07/2008 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında, eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde idareye başvuru şartının yasada düzenlendiği, bu süreden çok sonra yapılan başvurunun reddi üzerine açılan bu davada süreaşımı bulunduğundan, davanın esasının incelenmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusu üzerine, … Bölge idare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; 27/07/2008 tarihinde İstanbul ili, Güngören ilçesinde meydana gelen patlamada yaralan davacı hakkında en son Edirne Devlet Hastanesinin … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporuyla %45 oranında sürekli tüm vücut fonksiyon kaybı bulunduğunun belirtildiği, ancak olay nedeniyle oluşan zararın arttığına yönelik başkaca bir sağlık kurulu raporunun bulunmadığı, bu durumda, bahsi geçen sağlık kurulu raporuyla, oluşan bedensel zararın tüm sonuçlarının kesin olarak ortaya çıktığının ve anılan sağlık kurulu raporu üzerine 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi kapsamında bir yıl içerisinde idareye başvuru yapılarak dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra yapılan başvuru üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 30/09/2013 tarihine kadar aralıksız 5 yıl kadar evde yatarak tedavi gördüğü, bu tedavilerin halen devam ettiği, 28/11/2017 tarihinde İstanbul Tıp Fakültesi ortopedi doktoru tarafından verilen raporda 2008 tarihinden beri tedavisinin devam ettiği, bu tarihten sonra rutin olarak takibinin gerektiği hususunun yazıldığı, zamanaşımı başlatılacaksa bunun ceza zamanaşımı olması gerektiği, aynı olay nedeniyle açılan bir davada başka bir davacının tazminat isteminin kabulüne ilişkin kararın temyiz incelenmesi üzerine onandığı, hakkında 21/06/2018 tarihinde alınan sağlık kurulu raporu ile % 40 oranında sürekli engelli olduğunun belirlendiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup İstanbul Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının 27/07/2008 tarihinde İstanbul ili Güngören ilçesinde meydana gelen terör olayı nedeniyle sol bacağında ve kulaklarında meydana gelen yaralanma nedeniyle 15/11/2017 tarihinde İstanbul Valiliğine ve İçişleri Bakanlığına başvuru yaparak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu ve bu taleplerin idareler tarafından reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, 30/09/2013 tarihine kadar tedavisinin aralıksız devam ettiği, 28/11/2017 tarihinde de İstanbul Tıp Fakültesinde çalışmakta olan ortopedi doktoru tarafından düzenlenen yazıda “davacının 2008 tarihinden beri tedavisinin devam ettiği, bu tarihten sonra rutin olarak takibinin gerektiği” hususunun belirtildiği ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları anlatır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmak gerekmektedir.
Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasındaki belgeler ve Uyap üzerinden yapılan incelemede; 27/07/2008 tarihinde İstanbul ili, Güngören ilçesinde meydana gelen patlama olayıyla ilgili olarak olayın faili olduğu şüphesiyle yargılanan şahıslar hakkında gerçekleştirilen yargılamada Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla sanıklar hakkında verilen hükümlerle ilgili olarak Ağır Ceza Mahkemesi kararının kısmen onanmasına, kısmen düzeltilerek onanmasına, kısmen bozulmasına karar verildiği görülmekte olup henüz yargılamanın tümüyle sona erdiğinden bahsedilemez.
Bu durumda, davacının uğradığı zararın, idareye yükletilebilecek bir eylemden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ancak yapılacak ceza yargılaması sonucunda kesinleşeceği dikkate alındığında; davacı hakkında Edirne Devlet Hastanesinden 29/05/2014 tarihinde alınan sağlık raporu esas alınarak uğradığı zararla ilgili idari başvuru yapmak suretiyle dava açmasının beklenmesinin, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği ve davacıya makul sebeplere dayanmayan bir külfet yükleyeceği anlaşıldığından, pek çok mağdurun yer aldığı olayla ilgili olarak yürütülen Ceza yargılaması halen devam ettiğinden ve henüz sonuçlanmayan yargılama öncesinde 15/11/2017 tarihinde davalı idarelere yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine 12/01/2018 tarihinde açılan işbu davanın süresinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin gerekçeli reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan davacı tarafından yapılan tazminat başvurusunun reddine ilişkin işlemlerin iptali de istenildiğinden ön karar niteliğindeki başvuruya ilişkin olarak da mahkemece bir karar verilmesi gerekmekte olup bu hususta hüküm kurulmamış olup anılan taleple ilgili olarak iptali istenilen işlemlerin iptal davasına konu edilemeyeceğinden talebin niteliği gözetilerek incelenmeksizin ret kararı verileceği açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre yönünden reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.