Danıştay Kararı 10. Daire 2018/534 E. 2022/4286 K. 10.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/534 E.  ,  2022/4286 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/534
Karar No : 2022/4286

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunan davacı tarafından, 19/11/2014 tarihinde aynı odada kaldığı iki hükümlü tarafından kesici aletle yaralanması nedeniyle olayın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun ve gözetim ihlalinin bulunduğu, hayati tehlike yaratacak şekilde yaralandığı, vücudunda çeşitli izlerin kaldığı, bu nedenle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; olaya karışan kişilerle davacı arasında daha önceden bir husumet bulunduğu veya bu kişilerin davacının can güvenliğini tehdit ettiği ya da davacının anılan koğuşta kalmasının can güvenliği açısından sakıncalı olduğu yolunda idarenin bilgisine giren herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, hatta davacının talebi doğrultusunda önceki kaldığı odadan aldığı tehditler nedeniyle dava konusu olayın gerçekleştiği odaya yerleştirildiği, davacının görevli personelle konuştuğunu duyan oda arkadaşları tarafından gerçekleştirilen olayın aniden gerçekleşmiş olduğu, aniden meydana gelen olayı infaz ve koruma memurlarının engelleme imkanının bulunmadığı, davacıyı esir alıp öldürmekle tehdit eden hükümlülere karşı davacının hayati tehlikesi gözetilerek müdahalede bulunulduğu, CD izleme tutanağından, alınan ifadelerden ve diğer delillerden olayın gerçekleşmesinde idarenin kusurunu gerektirecek bir eylemin/durumun tespit edilemediği, tazmini istenilen zararın 3. bir şahsın eyleminden ve ağır kusurundan kaynaklandığı, zararla idari işlem veya eylemler arasında nedensellik bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; davacının ruhsatsız silah bulundurmak suçundan aldığı hapis cezasının süresinin ne kadar olduğu, dava devam ederken davacıya vasi olarak tayin edilen …’ün bu davaya icazet verip vermediği, sulh hukuk mahkemesinin izin kararının bulunup bulunmadığı, diğer ifade ile davacının dava açma ehliyetinin olup olmadığı araştırılmadan, vesayet altında bulunan davacının vasi icazeti ve vesayet makamı izni bulunmaksızın doğrudan dava açabilmesinin mümkün olmadığı dikkate alınmaksızın işin esası incelenmek suretiyle verilen kararda isabet bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca mahkemesine gönderilmesine temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarenin hizmet kusurunun olmadığı, benzer olaylarda ret kararı verildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Bakılan dava, … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunan davacı tarafından, 19/11/2014 tarihinde aynı odada kaldığı iki hükümlü tarafından kesici aletle yaralanması nedeniyle meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun ve gözetim ihlalinin bulunduğu, hayati tehlike yaratacak şekilde yaralandığı, vücudunda çeşitli izlerin kaldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak 100.000,00 TL maddi ve 100.000 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinde, “(Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir…” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 46. maddesinin (b) bendinde ise, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar hakkında, bölge idare mahkemeleri tarafından istinaf kanun yolu aşamasında verilen kararların temyize tabi olduğu kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun’un 45. maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 19. maddesinin gerekçesinde, “…Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yapacak ve yine istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verecektir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esasına girecek ve esas hakkında yeniden bir karar verecektir. İşin esasına girilerek yapılacak inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilecektir. Bu durumda, istinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. Yukarıda belirtildiği gibi istinaf incelemesinde kural, ilk derece mahkemesince verilen kararda tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararın da istinaf mercii tarafından verilmesidir. Ancak bu kuralın bir istisnası söz konusudur. Şayet ilk derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun’un 14 ve 15’inci maddeleri uyarınca ilk inceleme üzerine vermiş olduğu bir karara karşı istinaf başvurusu yapılmış ve istinaf mercii bu başvuruyu haklı görmüş ise, istinaf mercii bu kararı bozacak ve dosyayı kararı veren mahkemeye geri gönderecektir. Bunun gibi, ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hâlinde de, istinaf mercii kararı bozmak suretiyle dosyayı geri gönderecektir. Bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir…” açıklamalarına yer verilmiştir.
6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinde “itiraz usulü” kaldırılarak, “istinaf” kanun yolu getirilmiştir. İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukukî yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiştir.
İstinaf merciinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine, aksi hâlde ise kararın kaldırılmasına karar vermesi, İstinaf mercii tarafından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği durumlarda ise kural olarak, mahkeme kararında tespit edilen maddî veya hukukî eksiklikler tamamlanarak nihaî karar verilmesi gerekmektedir.
İstinaf merciî olan bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmayarak, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği hâllerde, kural olarak, işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; istisnaî olarak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde ise dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunduğu 19/11/2014 tarihinde aynı odada kaldığı iki hükümlü tarafından kesici aletle yaralanması nedeniyle meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun ve gözetim ihlalinin bulunduğu, hayati tehlike yaratacak şekilde yaralandığı, vücudunda çeşitli izlerin kaldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak 100.000,00 TL maddi ve 100.000 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Tam yargı davası hakkında, İdare Mahkemesince “esas” yönünden bir değerlendirme yapılarak, davanın reddine karar verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda Bölge İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın davacının dava açma ehliyetinin olup olmadığı araştırılmadan, vesayet altında bulunan davacının vasi icazeti ve vesayet makamı izni bulunmaksızın doğrudan dava açabilmesinin mümkün olmadığı hususu dikkate alınmaksızın işin esası incelenmek suretiyle verilen kararda isabet bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca istinaf istemine konu kararın kaldırılmasına, aynı hüküm gereğince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere; ilk derece mahkemelerinin 2577 sayılı Kanun’un 14 ve 15. maddeleri uyarınca “ilk inceleme üzerine verdiği kararlara” karşı yapılmış bir istinaf başvurusu ve Bölge İdare Mahkemesince de bu başvurunun haklı görülüp “ilk inceleme üzerine verilen kararın” kaldırılmasına karar verilmesi durumunda ancak, Bölge İdare Mahkemesi kararının kesinliğinden söz edilebilecek olması karşısında, uyuşmazlıkta; “esas” yönünden değerlendirme yapılarak verilen İdare Mahkemesi kararı üzerine alınan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize tabi olduğu sonucuna varıldığından, davacının temyiz istemi incelenmiştir.
Bakılan uyuşmazlıkta; Uyap üzerinden yapılan incelemede, davacıya ait vukuatlı nüfus kayıt örneğinde davacının kısıtlandığını veyahut vasi atandığını gösterir herhangi bir ibareye rastlanmadığı dikkate alındığında, davacının dava açma ehliyetinin olduğu görüldüğünden davacı tarafından açılan davada hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, uyuşmazlığın esasına ilişkin verilen kararın esas yönünden incelenmesi gerekirken davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile usul eksikliği gerekçe gösterilerek Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesine gönderilmesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.