Danıştay Kararı 10. Daire 2018/2618 E. 2022/4288 K. 10.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2018/2618 E.  ,  2022/4288 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2618
Karar No : 2022/4288

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mardin ili, Dargeçit ilçesi, Jandarma Karakolu önünde 09/10/2014 tarihinde meydana gelen olayda davacının ateşli silahla yaralandığından bahisle uğranılan zararın tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 20.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 220.000,00 TL tazminatın 09/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının 29/06/2015 tarihinde İçişleri Bakanlığına uğranıldığı ileri sürülen zararlarının tazmin edilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurusunun davalı idarece zımnen reddedildiği, zımnen ret işleminin 28/08/2015 tarihi itibarıyla oluştuğu, yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine dava açma süresinin işlemeye başladığı, en son 27/10/2015 tarihinde dava açılması gerekirken, belirlenen bu dava açma süresi geçtikten sonra, 01/09/2016 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 18/03/2015 tarihli adli tıp raporu ile anlaşılacağı üzere sol gözünün görme işlevini tamamen yitirdiği, davaya neden olan eylem nedeniyle ceza soruşturmasının devam ettiği, süreaşımı başlangıcının ceza mahkemesi kararının kesinleşmesiyle başlayacağı, ceza zamanaşımı süresi dolmadan tazminata ilişkin sürenin başlamayacağı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Mardin ili, Dargeçit ilçesi, Jandarma Karakolu önünde 09/10/2014 tarihinde Jandarma tarafından açıldığı öne sürülen ateş sonucu yaralandığı, uğradığı zararlarının karşılanması talebiyle 29/06/2015 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunduğu, başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine 20.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 220.000,00 TL tazminatın 09/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları anlatır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlendiği ödevin ve yürüttüğü hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendisine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak gene de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak, onları kullanarak hareket ettiği, bu nedenle de idaresinden tamamen ayrılmasını önleyen ve engelleyen görev kusurları nedeniyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği, bazen ceza davalarıyla personelin şahsi kusuru sonucu mu, yoksa görev kusuru sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir.
Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmak gerekmektedir.
Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasından ve Uyap üzerinden yapılan incelemeden, 09/10/2014 tarihinde Mardin ili, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı önünde gerçekleştirilen protesto esnasında çıkan arbedede Karakol Komutanlığında görev yapan bir kısım askerler tarafından açılan ateş nedeniyle sivil vatandaşların yaralanmasına/ölmesine sebebiyet verildiği iddiasıyla yürütülen soruşturmada … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyasında 10/10/2019 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmaktadır. Yetkisizlik kararı üzerine gönderilen dosyada, … Cumhuriyet Başsavcılığı ise … soruşturma numaralı ve 31/01/2020 tarihli yetkisizlik kararı vererek dosyayı … Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
Bu durumda, davacının uğradıkları zararın, idareye yükletilebilecek bir eylemden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ancak yapılacak ceza yargılaması sonucunda kesinleşeceği dikkate alındığında; davacının, idari faaliyet ile illiyet bağının tam olarak kurulamadığı olay tarihi (09/10/2014) esas alınarak uğradığı zararla ilgili idari başvuru yapmak suretiyle dava açmasının beklenmesinin, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği ve davacıya makul sebeplere dayanmayan bir külfet yükleyeceği anlaşıldığından, olayla ilgili olarak Dargeçit ve Mardin Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yetkisizlik kararları verilmiş olup halen soruşturma devam ettiğinden ve henüz sonuçlanmayan yargılama öncesinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine ceza soruşturması sonucunda dava açma imkanı olan davacının bu aşamada açtığı davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.