DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/113 E. , 2022/2809 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/113
Karar No : 2022/2809
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): …
VEKİLİ) : Av. …
2- (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2017/449, K:2021/1519 sayılı kararının, davacı tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi ile bu karar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zararların karşılığı olarak 300.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2017/449, K:2021/1519 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, söz konusu istinaf kararının … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla düzeltilerek onandığı ve davacı hakkında verilmiş olan mahkumiyet kararının 26/02/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden;
“Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”ndan, davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, üniversite döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer taraftan, davacının, örgüte müzahir STV grubu kanalların Digitürk Platformundan çıkarıldığı tarihten iki gün sonra Digitürk aboneliğini sonlandırmasına ilişkin durumun, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 300.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikye ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden;
Dosyanın incelenmesinden, … Noterliği nezdinde düzenlenen … tarih ve … yevmiye numaralı vekaletnamede feragat yetkisi bulunan davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve 09/05/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçe ile 300.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat talebinden feragat edildiğinin görüldüğü,
Bu itibarla, davacı vekilinin, manevi tazminat isteminden feragat etmiş olması nedeniyle davanın anılan kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, bu istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 300.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.600,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Dairenin kararına gerekçe olarak sunduğu iddiaların ceza dosyasında bulunan iddialar olduğu, bu iddiaların özleri ve nitelikleri gereği ceza yargılamasının cezalandırıcı işlevine hizmet etmek amacıyla ortaya konulduğu, halbuki idari yargının temel görevinin idari işlemin varlık şartlarını taşıyıp taşımadığını tespit etmek olduğu, her ne kadar Dairece, ceza dosyasında var olan hususlar gerekçeye dayanak olarak kullanılmışsa da bu hususların dava konusu idari işlemin tesis edildiği tarihte var olmayışının dikkate alınmadığı, Dairenin adeta ceza mahkemesi yerine geçerek karar verdiği, dava konusu işlemin usul ve esasa aykırı olduğu, 667 sayılı KHK’nın Anayasa’ya aykırı olduğu, hakimlik teminatının, savunma hakkının, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, özel hayatın gizliliği ilkesinin, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, kamu yararı amacına aykırı hareket edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Daire kararında manevi tazminat istemi yönünden idareleri lehine ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle anılan kararın lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda; vekilleri aracılığıyla 26/02/2018 tarihinde birinci savunma dilekçesinin sunulduğu, davacının 09/05/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçesi ile manevi tazminat talebinden feragat ettiği, dava dosyasının tekemmül aşamasının tamamlanmasından sonra temyize konu kararın verildiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife’ye aykırı bir şekilde sadece bir vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının, manevi tazminat istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı açısından davalı idare lehine ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararı esası yönünden, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında, manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedileceği, “Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret” başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife’de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği kurala bağlanmış, Tarife’nin İkinci Bölüm İkinci Kısmında, Danıştayda ilk derecede duruşmasız görülen davalarda avukatlık ücreti 3.600,00 TL olarak belirlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davanın, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi ile bu karar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zararların karşılığı olarak 300.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açıldığı, Dairenin temyize konu kararıyla kısmen davanın reddine, kısmen manevi tazminat istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davalı idare lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tek bir vekalet ücretine hükmedildiği, manevi tazminat istemi açısından ayrı bir kalem olarak vekalet ücretine hükmedilmediği, diğer taraftan, dava dilekçesinin 28/12/2017 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmesi üzerine davalı idarece yapılan ek süre talebi Dairece kabul edildikten sonra 26/02/2018 tarihinde avukat aracılığıyla savunma dilekçesi verildiği, ardından davacı vekili tarafından 09/05/2018 tarihli dilekçe ile davanın manevi tazminat talebine ilişkin kısmından feragat edildiği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle davacı vekili tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda belirlenen otuz günlük savunma süresinin bitiminden çok sonra feragat dilekçesinin sunulduğu görüldüğünden, manevi tazminat talebi yönünden ayrı bir kalem olarak davalı idare lehine 2021 yılı Avukatlık Agari Ücret Tarifesi’nde yer alan vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davalı idare lehine feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen manevi tazminat istemi açısından vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik söz konusu eksikliğin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu kararın hüküm fıkrasındaki, “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.600.00 TL vekâlet ücretinin” ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin 4. fıkrası, 15. maddesinin 1. fıkrası ile İkinci Kısmının İkinci Bölümü uyarınca; “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.600,00 TL avukatlık ücreti ile feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen manevi tazminat istemi yönünden belirlenen 3.600,00 TL avukatlık ücretinin” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/05/2021 tarih ve E:2017/449, K:2021/1519 sayılı kararının, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL avukatlık ücreti ile feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen manevi tazminat istemi yönünden belirlenen … TL avukatlık ücretinin” şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 10/10/2022 tarihinde, esas yönünden oybirliği, vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Danıştay Beşinci Dairesince, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin 4. fıkrası, 15. maddesinin 1. fıkrası ile İkinci Kısmının İkinci Bölümü uyarınca manevi tazminat istemi yönünden ayrı bir kalem olarak davalı idare lehine anılan Tarife’de yer alan vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekirken, feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen manevi tazminat talebi yönünden ayrı bir kalem olarak davalı idare lehine anılan Tarife’de yer alan vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği, anılan Kanun’un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmayıp, bu hususun anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Beşinci Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.