Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3443 E. , 2022/6505 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3443
Karar No : 2022/6505
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Teşkilatı
Vekili : Hukuk Müşaviri …
İstemin Özeti : Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin …. Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Olağanüstü hal döneminde yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, durumun gerektirdiği ölçüde geçici tedbirler alınması gerekirken kalıcı sonuçlar doğuran kamu görevinden çıkarma işleminin uygulandığı, Anayasa’nın 15. ve 121. maddelerinin ihlal edildiği, kamu hizmetinden çıkarılmaya ilişkin usul ve esasların Anayasa ve kanunlarda düzenlendiği, bu usul ve esaslara uyulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY ile bağını gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için aleyhindeki isnadı tam ve eksiksiz olarak bilmesi gerektiği, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının “silahlı terör örgütü üyesi olma” ve “siyasal veya askeri casusluk” suçlarından, anılan suçları işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2. ve 328/1. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY MİT mahrem yapılanmasında MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenciden oluşan dört katmanlı bir hiyerarşinin benimsendiği belirtilmiş, MİT imamı, F.GÜLEN’e doğrudan bağlı, onunla yüz yüze görüşme imkanı bulunan kişi; temsilci, MİT imamına doğrudan bağlı çalışan merkez ve bölge yapılanmalarının en başındaki yönetici; öğretmen, MİT bünyesinde görevli FETÖ/PDY mensupları ile doğrudan temas kurarak onları sevk ve idare eden sorumlu kişi; öğrenci ise kısa tabiriyle MİT içerisindeki FETÖ/PDY mensupları olarak tanımlanmıştır.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, “… FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu Mahkememizce kabul edilen sanığın, değinildiği üzere örgüt ile temasının 2012 yılında bünyesine katıldığı MİT’ten önce henüz okul yıllarında başladığı, münasebet içerisinde olduğu bu örgütün amaçları doğrultusunda 2012 yılında MİT’e katıldığı, eğitim döneminden başlamak üzere ihraç edildiği tarihe kadar sırasıyla; eğitim biriminde mahrem imam … ve atandıktan sonra mahrem imam … isimli örgüt abisine bağlı faaliyet yürüttüğü, örgütsel takibinin ismi geçen mahrem imamlar tarafından yapıldığı, sanığın adı geçen mahrem abiler ile belirlemiş oldukları periyotlar dahilinde görüşmeler yaptığı, yaptığı bu görüşmelerden önce mahrem abilerinin kendisinden istediği MİT’in eğitim ünitesi, eğitime katılan hocalar, dersler, işlenen konular ile ilgili bilgileri ayrıca MİT içerinde kurumla ilgili her türlü bilgi ve belgeyi mahrem abilerine vermek amacıyla temin ettiği, tüm bu hususların sanığın aşamalarda örgüt ile olan bağlantısını anlattığı savunmaları ile soruşturma aşamasında mahrem abilerine bilgi aktarımı için görüştüğüne yönelik beyanları, yine mahkememizde kayıtlı diğer pek çok dosyada dinlenen tanıklar beyanından açıkça anlaşıldığı üzere MİT mahrem yapılanmasının amaç ve faaliyetleri doğrultusunda yapılan örgütsel görüşmelerin bilgi teminine yönelik olduğu noktasında şüphe bulunmadığı, dosyamız arasına alınan MİT teftiş kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın örgütün MİT mahrem yapılanması içerisinde “öğrenci” konumunda faaliyette bulunarak, örgüt hiyerarşisinde üstü konumunda olan mahrem abileri ile belirli periyotlar içerisinde paylaşımda bulunmak amacıyla teşkilata ilişkin gizli bilgileri casusluk özel kastıyla temin ettiği, anılan bilgilerin; Milli İstihbarat Teşkilatının sahip olduğu, devletin güvenliği ve bekasına, milli menfaatler ile milli güvenliğine ilişkin, özünde devlet sırrı niteliğindeki bilgiler olduğu, sanığın bu bilgileri üyesi olduğu örgütün yönlendirmesiyle temin ettiği, örgütün mahrem yapılanması altında özel olarak ayrıntılı bir şekilde yukarıda izah edilen MİT mahrem yapılanmasının hedef aldığı Teşkilatı kontrol ve yönetmek amacıyla sızdırdığı ve öğrenci olarak nitelendirdiği üyeleri aracılığıyla kurum bünyesinden bilgi alma cihetine gittiği, MİT mahrem imamlarınına deruhte edilen faaliyetin ana gayesinin de bu noktaya teksif edildiği, bunun için de imamların takibi altındaki öğrencilerden Teşkilat kapsamında öğrendikleri bilgileri temin etme stratejisi ile hareket ettikleri, nitekim yapılan örgütsel görüşmelerin de bu amaçla icra edildiği, sanık ile mahrem imamı arasındaki görüşmelerin dosya kapsamındaki delillerden anlaşıldığı üzere örgütsel amaca uygun olarak ve periyodik gerçekleştiği, sanığın yukarıda belirtilen şekilde örgüt abisine vermek üzere Teşkilat bünyesinden bilgi temin ettiği,
Anılan örgütün MİT mahrem yapılanmasında öğrenci konumunda faaliyette bulunan sanığın, sızdırıldığı Milli İstihbarat Teşkilatı bağlamında zahirde bir kamu görevlisi olsa da özünde örgüt militanı vasfıyla hareket ettiği, teşkilata yerleştirilmesi ve buradaki çalışmasının yegane amacının üyesi olduğu örgütün stratejik amaçlarına hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmediği, bu bağlamda sanığın, örgütün adeta bir vasıtası, teşkilat içerisine uzanan kolu gibi faaliyette bulunarak milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, istihbarata karşı koymak, dış güvenlik, terörle mücadelede temel esasları belirlemek olan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli kurumlarından Milli İstihbarat Teşkilatından devlet sırrı niteliğindeki bilgilere görev kisvesi altında eriştiği/temin ettiği, Teşkilata dahil olduktan sonra başlayan kurs dönemi ve sonrasında atandığı ünitelerde görevli olduğu İstihbarata Karşı Koyma, Güvenlik İstihbaratı ve Stratejik İstihbarat konularının münhasıran açıklanması veya öğrenilmesi, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğe zarar verebilecek; Anayasal düzeni ve dış ilişkilerde tehlike yaratabilecek bu nedenlerle niteliği itibari ile gizli kalması gereken nitelikte bulunduğu, sanığın da, üyesi olduğu örgütün stratejik amaçlarına hizmet amacı; bu özel niyet ve kast ile teşkilatın bahse konu faaliyet konularına ve bilgilerine eriştiği/temin ettiği…” gerekçesine yer verilmiştir.
Tüm bu anlatımlar ışığında, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle, karar verildi.