Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/2763 E. , 2022/6439 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/2763
Karar No : 2022/6439
Temyiz Eden (Davacı) : … ‘a vesayeten …
Karşı Taraf (Davalı) : … Teşkilatı / …
Vekili : …
İstemin Özeti : İstihbarat uzmanı olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Davalı idarenin savunma dilekçesi eklerinin tarafına tebliğ edilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Anayasa’nın 129. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma yürütülmeden kamu görevinden çıkarıldığı, 2010-2012 yıllarına ait eylemleri nedeniyle ceza verilmesinin disiplin mevzuatı açısından mümkün olmadığı, zaman aşımı sürelerinin somut olayda uygulanması gerektiği, örgütle bağlantısını gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı, telefon sinyaline dayanan iddianın başkaca somut deliller ile desteklenmediği, kendisinin kullandığı kesin bir delille ispatlanamayan telefon hattı ile görüşme yapıldığı iddia edilen kişileri tanımadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca Başbakanlık hasım mevkiinden çıkarılarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, … Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarihli ve E:… , K:… sayılı kararıyla … ‘un davacıya vasi olarak atandığı ve söz konusu kararın tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 28/06/2021 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden davaya vasi yoluyla devam edilmesine karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen ceza yargılamasında … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan cezanın Yargıtayca onanarak kesinleştiği; “siyasal ve askeri casusluk” suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen ceza yargılamasında ise … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY MİT mahrem yapılanmasında MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenciden oluşan dört katmanlı bir hiyerarşinin benimsendiği belirtilmiş, MİT imamı, F.GÜLEN’e doğrudan bağlı, onunla yüz yüze görüşme imkanı bulunan kişi; temsilci, MİT imamına doğrudan bağlı çalışan merkez ve bölge yapılanmalarının en başındaki yönetici; öğretmen, MİT bünyesinde görevli FETÖ/PDY mensupları ile doğrudan temas kurarak onları sevk ve idare eden sorumlu kişi; öğrenci ise kısa tabiriyle MİT içerisindeki FETÖ/PDY mensupları olarak tanımlanmıştır. MİT mahrem yapılanmasında öğrenci ile öğretmen-temsilci arasındaki temasların başlangıç yıllarında yüz yüze kurulduğu, ilerleyen yıllarda genişleyen yapı ile birlikte öğrenci-öğretmen-temsilci arasındaki görüşme/buluşma organizasyonlarının operasyonel hat (no name gsm veya patates hat olarak da sıklıkla tabir edilmektedir.) (Dipnot:Kullanıcısı ile bağ kurulamayacak yerli/yabancı şahıslar adına veya sahte isme açılmış, örgütsel faaliyetlerde kullanılan genellikle fazla ve uzun süreli görüşmesi olmayan GSM hatlarıdır.) vasıtasıyla yapılmaya başlandığı belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca yayımlanan FETÖ/PDY Sözlüğünde “operasyonel hatlar”, “…; genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına kolaylıkla ulaşılamayan hatlardır. Örgüt operasyonel hat kullanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Bu yöntemde; genellikle yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. Telefonların değiştirilmesi sürecinde, eski telefonlar imha edilmekte ve parçalanarak farklı bölgelerdeki çöp kutularına vb. atılmaktadır. Bu işlerin kamera olmayan yerlerde yapılmasına dikkat edilmektedir. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, tedbir ve gizliliğe çok önem veren örgüt mensuplarından özellikle ‘imam’ diye tabir edilen yönetici pozisyonundaki sorumlu örgüt mensupları bu yöntemi kullanmakta ve talimatları örgüt mensuplarına bu hatlar üzerinden iletmektedir.” şeklinde; “hususi”, “Fetullahçı terör örgütünün mahrem yapılanmaları dahilinde Yargı, Mülkiye, Emniyet ve MİT’te çalışan örgüt mensupları ile ilgilenen örgüt sorumlularını tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Mahrem ile aynı anlama gelmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.
Davalı idare tarafından; “davacının, kendi adına kayıtlı olmayan ve aynı zamanda Teşkilata da bildirmediği bir GSM hattının bulunduğu, açık/bilinen GSM hattı ile gizli/operasyonel hattının birlikte hareket ettiği ve aynı baz istasyonlarından beraber sinyal aldığı, tesadüfi olamayacak kadar yoğun olan bu birlikteliğin davacının ikametinin bulunduğu yahut görevli olduğu mahallerin yanısıra, yıllık iznini ve hafta sonu izinlerini geçirdiği mahallerde de değişik tarihlerde sürdüğü, … ‘un bahse konu gizli/operasyonel GSM hattı vasıtasıyla FETÖ/PDY’nin istihbarattan sorumlu hususi abileri olan “A.Ö.” ile 246 kez, “S.E.” ile 681 kez temas ve iletişim kurduğu” yolundaki tespitlerin davacının terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında yer alan; “…Bu kapsamda dosyaya kazandırılan HTS kayıtları, tanık anlatımları, MİT teftiş kurulu raporunda operasyonel hatta ilişkin yapılan tespitler ile konu hakkında düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler tüm dosya kapsamıyla bir kül halinde değerlendirildiğinde, bahse konu bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olduğu, ayrıca Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas, … karar sayılı dosyasında da, söz konusu hattın sanık tarafından kullanıldığının kabul edildiği, bu itibarla operasyonel amaçla kullanıldığı ifade edilen hat ile sanığın kullanımında olan hattın baz yakınlık (birliktelik analizi) durumu nazara alındığında, mezkur … nolu GSM hattının örgütsel iletişim amacına özgü operasyonel bir hat olarak sanık tarafından kullanıldığı…” tespitleri, “operasyonel hat”a ilişkin olarak yukarıda yer verilen açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında, “…sanık … … kullanımında olan … numaralı telefon hattı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleriyle iletişim kurmak için kullandığı … telefon hattının 1 Haziran 2010-31 Ağustos 2012 dönemine ait görüşme kayıtlarının karşılaştırılması sonucunda, … numaralı telefon hattı ile mahrem abi olan A.Ö.’ün kullanımında olan … numaralı telefon hattı üzerinden, mahrem abi olan S.E.’ın kullanımında olan … ve … numaralı telefon hatları üzerinden görüşmeler yapıldığının tespit edildiği, bu şahıslar hakkındaki soruşturmaların … C. Başsavcılığınca sürdürüldüğü, ayrıca sanığın … numaralı telefon hattının kendisi tarafından kullanılmadığını beyan etmesi üzerine, sanık tarafından kullanıldığı bilinen … numaralı telefon hattı ile sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleriyle iletişim kurmak için kullandığı … … … numaralı telefon hattına ait iletişimin tespiti kayıtları getirtilerek bu iki numara arasında baz birlikteliği olup olmadığı, mahrem abilerin kullandığı telefon numaraları ile irtibatları olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu aldırıldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; … numaralı telefon hattının … , … , … ve … numaralı telefon hatları arasında doğrudan iletişim kaydı olmadığı, … numaralı telefon hattının 2010 – 2012 tarihleri arasında … numaralı telefon hattı ile “658” kez, … numaralı telefon hattı ile “43” kez, … … numaralı telefon hattı ile “442” kez iletişim kaydının bulunduğu, … numaralı telefon hattı ile … numaralı telefon hattının 01/06/2010-31/08/2012 tarihleri arasında Ankara ilinde ve Ankara ili dışındaki aynı baz istasyonlarından sinyal alarak iletişim kurdukları, birbirinden bağımsız olarak kullanılan, farklı şahıslar adına kayıtlı, farklı telefon cihazlarına takılı olarak kullanılan iki telefon hattının farklı zamanlarda, yaklaşık iki yıldan fazla zaman aralığında aynı baz istasyonlarından sinyal alarak iletişim kurmasının “nüfus yoğunluğu, baz istasyonlarının yakınlığı, birlikte seyahat etme olasılığı, tesadüfi” gibi nedenlerle oluşabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, bu nedenle M.C. adına kayıtlı … numaralı telefon hattı ile sanık … ‘un kulladığı … numaralı telefon hattının aynı kişi tarafından kullanıldığı ve sanık … ‘un kullandığı … numaralı telefon hattı üzerinden, örgüt faaliyeti kapsamında olmak üzere mahrem abiler ile görüştüğü/irtibat kurduğu, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri Şube Müdürlüğü’nün 03/04/2017 tarihli inceleme raporu içeriğine göre; sanıktan elde edilen cep telefonu içeriğinde, sanığın örgüt üyeleri tarafından örgütsel amaçlı haberleşmek amacıyla kullanılan kakaotalk isimli programı kullandığının belirlendiği, tanık S.F.’nun aşamalarda alınan beyanlarında sanığın kendisine Ben 19 sene önce Fethullah Gülen’in yanına giderek kimliğimi arz ettim. O da okuyarak tekrar kimliğimi bana verdi dediğini, o açıdan kimliğinin kendisi için önemli olduğunu söylediğini beyan ettiği,…”; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında ise, “…Sanığın mensubu olduğu örgütün MİT mahrem yapılanmasında öğrenci konumunda faaliyette bulunduğu, başka bir anlatımla; zahirde bir kamu görevlisi olsa da özünde örgüt militanı vasfıyla hareket ettiği, teşkilata yerleştirilmesi ve buradaki çalışmasının yegane amacı üyesi olduğu örgütün stratejik amaçlarına hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmediği, bu cümleden olarak sanığın, örgütün adeta bir vasıtası, teşkilat içerisine uzanan kolu gibi faaliyette bulunarak milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, istihbarata karşı koymak, dış güvenlik, terörle mücadelede temel esasları belirlemek olan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli kurumlarından Milli İstihbarat Teşkilatından devlet sırrı niteliğindeki bilgileri görev kisvesi altında temin ettiği, eriştiği…” gerekçesine yer verilmiştir.
Tüm bu anlatımlar ışığında, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler ile Ceza Mahkemesi kararlarında yer alan davacı hakkındaki yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.