Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/4195 E. , 2022/6503 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4195
Karar No : 2022/6503
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Teşkilatı
Vekili : Hukuk Müşaviri …
İstemin Özeti : İstihbarat uzmanı olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatının söz konusu olmadığı, Anayasa ve uluslararası sözleşme hükümlerine aykırı olarak işlem tesis edildiği, meslek hayatı boyunca adli ve idari hiçbir soruşturma geçirmediği, vatan ve millet sevgisi içinde başarıyla görevini ifa ettiği, AİHS’nin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine, “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesine, “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. maddesinin son fıkrasına, “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturmasında güvence” başlıklı 129. maddesine aykırı hareket edildiği, davaya konu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan cezanın Yargıtayca onanarak kesinleştiği; “siyasal ve askeri casusluk” suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen ceza yargılaması sonucunda ise … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY MİT mahrem yapılanmasında MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenciden oluşan dört katmanlı bir hiyerarşinin benimsendiği belirtilmiş, MİT imamı, F.GÜLEN’e doğrudan bağlı, onunla yüz yüze görüşme imkanı bulunan kişi; temsilci, MİT imamına doğrudan bağlı çalışan merkez ve bölge yapılanmalarının en başındaki yönetici; öğretmen, MİT bünyesinde görevli FETÖ/PDY mensupları ile doğrudan temas kurarak onları sevk ve idare eden sorumlu kişi; öğrenci ise kısa tabiriyle MİT içerisindeki FETÖ/PDY mensupları olarak tanımlanmıştır. MİT mahrem yapılanmasında öğrenci ile öğretmen-temsilci arasındaki temasların başlangıç yıllarında yüz yüze kurulduğu, ilerleyen yıllarda genişleyen yapı ile birlikte öğrenci-öğretmen-temsilci arasındaki görüşme/buluşma organizasyonlarının operasyonel hat (no name gsm veya patates hat olarak da sıklıkla tabir edilmektedir.) (Dipnot:Kullanıcısı ile bağ kurulamayacak yerli/yabancı şahıslar adına veya sahte isme açılmış, örgütsel faaliyetlerde kullanılan genellikle fazla ve uzun süreli görüşmesi olmayan GSM hatlarıdır.) vasıtasıyla yapılmaya başlandığı belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca yayımlanan FETÖ/PDY Sözlüğünde “operasyonel hatlar”, “…; genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına kolaylıkla ulaşılamayan hatlardır. Örgüt operasyonel hat kullanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Bu yöntemde; genellikle yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. Telefonların değiştirilmesi sürecinde, eski telefonlar imha edilmekte ve parçalanarak farklı bölgelerdeki çöp kutularına vb. atılmaktadır. Bu işlerin kamera olmayan yerlerde yapılmasına dikkat edilmektedir. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, tedbir ve gizliliğe çok önem veren örgüt mensuplarından özellikle ‘imam’ diye tabir edilen yönetici pozisyonundaki sorumlu örgüt mensupları bu yöntemi kullanmakta ve talimatları örgüt mensuplarına bu hatlar üzerinden iletmektedir.” şeklinde; “hususi”, “Fetullahçı terör örgütünün mahrem yapılanmaları dahilinde Yargı, Mülkiye, Emniyet ve MİT’te çalışan örgüt mensupları ile ilgilenen örgüt sorumlularını tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Mahrem ile aynı anlama gelmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.
Davalı idare tarafından; “davacı Bedrettin Özgüven’in kendi adına kayıtlı olmayan ve aynı zamanda Teşkilata da bildirmediği GSM hattı üzerinden ayrı bir temas ve iletişim hattı kullanmak suretiyle FETÖ/PDY ‘hususi abileri’ ile müteaddit defalar görüşme gerçekleştirdiği” yolundaki tespitlerin davacının terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, “….Mahkememizce, Bilgi Teknolojileri Kurumundan sanığın kullandığı belirtilen GSM hatlarına ait HTS kayıtları istenerek konu hakkında rapor düzenlemesi için re’sen seçilen bilirkişiye tevdi edilmiş, bu kapsamda, bilirkişi … tarafından düzenlenen 22.12.2020 tarihli raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde aynen;”…Sanık … hakkında görülmekte olan … Esas sayılı dava dosyası kapsamında gönderilen HTS İletişim verilerinin incelenmesi neticesinde yapılan tespitlere göre; … – … ve … GSM HATLARI
1-Sanık … Tarafından kullanıldığı belirtilen adına kayıtlı … Eşi … adına kayıtlı … ve (…) adına kayıtlı … Gsm hatlarına ait 01.11.2011-28.02.2015 Tarihleri arasındaki HTS kayıtlarının veri analizi yapıldığında toplam 14314 hücrede ve 341 Sayfadan ibaret olduğu görülmüştür.
…7-Yapılan HTS incelemesinde; elde edilen verilerden 27.03.2011-04.02.2015 Tarihleri Arasında belirtilen … adına kayıtlı (Operasyonel) … Nolu GSM hattının Sanık … tarafından kullanıldığı kanaatine varılmıştır.
HTS İnternet İletişim Verilerinin Tarih, Saat, Süre, Imei Numarası ve Baz istasyonu bakımından yapılan karşılaştırmasında, UYUM SAĞLADIĞI görülmüştür…” denildiği,
Bu kapsamda dosyaya kazandırılan HTS kayıtları, tanık anlatımları, (bilhassa Tanık …’nın, sanığın örgütsel iletişimde operasyonel bir hat kullandığı yönündeki somut beyanı…) MİT teftiş kurulu raporunda operasyonel hatta ilişkin yapılan tespitler ile konu hakkında düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler tüm dosya kapsamıyla bir kül halinde değerlendirildiğinde, bahse konu bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olduğu, bu itibarla operasyonel amaçla kullanıldığı ifade edilen hat ile sanığın kullanımında olan hattın baz yakınlık (birliktelik analizi) durumu nazara alındığında, mezkur … nolu GSM hattının örgütsel iletişim amacına özgü operasyonel bir hat olarak sanık tarafından kullanıldığı ve bu hat üzerinden kurulan gizli temasla MİT mahrem imamlarından … ve … ile irtibat kurduğunun Mahkememizce kabul edildiği…” tespitlerine yer verilmiş; yine aynı Ağır Ceza Mahkemesi kararında, “…Sanığın mensubu olduğu örgütün MİT mahrem yapılanmasında öğrenci konumunda faaliyette bulunduğu, başka bir anlatımla; zahirde bir kamu görevlisi olsa da özünde örgüt militanı vasfıyla hareket ettiği, teşkilata yerleştirilmesi ve buradaki çalışmasının yegane amacı üyesi olduğu örgütün stratejik amaçlarına hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmediği, bu cümleden olarak sanığın, örgütün adeta bir vasıtası, teşkilat içerisine uzanan kolu gibi faaliyette bulunarak milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, istihbarata karşı koymak, dış güvenlik, terörle mücadelede temel esasları belirlemek olan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli kurumlarından Milli İstihbarat Teşkilatından devlet sırrı niteliğindeki bilgileri görev kisvesi altında temin ettiği, …” gerekçesine yer verilmiştir.
Bu durumda anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararında yer verilen tespitler ile “operasyonel hat”a ilişkin olarak yukarıda yer verilen açıklamalar, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan bilgiler ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.