Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1555 E. 2022/2803 K. 10.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1555 E.  ,  2022/2803 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1555
Karar No : 2022/2803

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2017/1759, K:2021/4528 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2017/1759, K:2021/4528 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve kendi beyanı yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, yine bu dönemde örgüte ait yurtlarda öğrencilerin derslerine yardım ettiğine, örgüt içerisinde “abilik” görevi yaptığına, bir dönem örgütün askeri yapılanmasındaki öğrencilerle ilgilendiğine, kod adı kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,

Öte yandan, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, davacının telefonunda yüklü olan Kakaotalk uygulamasının tespit edilmesi hususunun, davacı hakkında diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Diğer taraftan, davacının örgüte müzahir STV grubu kanalların … Platformundan çıkarıldığı tarihten dört gün sonra Digitürk aboneliğini sonlandırmasına ilişkin durumun, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tarafına savunma hakkı verilmediği, uyuşmazlıkta 2802 sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, hakkındaki işlemin idari bir tasarruf olarak 2802 sayılı Kanun’un disiplin hükümlerine göre başlatılması nedeniyle kalan işlemlerin de aynı Kanun çerçevesinde yürütülmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu eylemin disiplin işlemi niteliğinde olduğu ve disiplin hukukunun kurallarının işletilmesi gerektiği, işleme dayanak olarak gösterilen belgelerin işlem tarihinde mevcut olmadığı, kişiselleştirme yapılmadığı, yapı ile irtibatlı olduğu tarih itibarıyla, yapının suç örgütü sıfatını taşımadığı, 1996 yılından suç tarihi olarak kabul edilen 15/07/2016 tarihine kadar irtibatın devam ettiğine gerek yargılama dosyasına gerekse temyiz konusu yapılan karar dosyasına sunulmuş, tahmin ve zan dışında, herhangi bir somut ve inandırıcı delil bulunmadığı, lehine olan beyanların dikkate alınmadığı, yargılama sırasında tanıkla yüzleşme ve soru sorma imkanının da tanınmadığı, cep telefonunda Kakaotalk uygulamasının yüklü olmasının davanın reddine gerekçe yapılamayacağı, … üyeliğinin bulunmadığı, … 1-2 kanallarının yayının gerçekleşmemesi üzerine kanal sayısında azalmayı gerekçe göstererek … TV aboneliğini sonlandırdığı, bu eyleminin tamamen tüketici tercihi olduğu, adil yargılanma ilkesinin, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, davalı idarenin tarafsız ve bağımsız olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve dosyanın temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
Diğer taraftan, davacı tarafından, … üyeliğinin bulunmadığı, … 1-2 kanallarının yayının gerçekleşmemesi üzerine kanal sayısında azalmayı gerekçe göstererek … TV aboneliğini sonlandırdığı iddia edilmiş, temyize konu kararda da davacı hakkında değerlendirilen deliller arasında “… aboneliğinin sonlandırılması” deliline yer verilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, … TV aboneliğini sonlandırdığı anlaşılan davacının silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeniyle yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; “… sanığın (davacının) … numaralı … TV aboneliğini 12.10.2015 tarihinde kanalların çıkarılması, kanal sayısında düşme nedeniyle sonlandırdığının dinlenen ses kayıtlarından anlaşıldığı, Samanyolu grubu kanalların … TV platformundan 02.10.2015 tarihi itibariyle çıkarılmış bulunması karşısında sanığın … TV aboneliğini Samanyolu grubu kanallarının platformdan çıkarılması nedeniyle sonlandırdığı …” tespitlerine yer verilmesi ve … aboneliğine ilişkin değerlendirmelerin … Tv aboneliği yönünden de geçerli olması karşısında, Daire kararında sehven farklı bir platforma abonelikten bahsedildiği anlaşılmış olup, bu husus bozma nedeni olarak görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2021 tarih ve E:2017/1759, K:2021/4528 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.