Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1597 E. 2022/2806 K. 10.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1597 E.  ,  2022/2806 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1597
Karar No : 2022/2806

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/5308, K:2021/3977 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacnın meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve 667 sayılı KHK’nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/5308, K:2021/3977 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık itirazının ise ciddi görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”nın ve … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı tarafından ,,, GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği ve anılan program için kiralanan IP adreslerine sahip sunuculara bağlanıldığının anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde “bağımsız” adayları için oy istediğine, örgüt içerisinde “belletmen” olarak görev aldığına, daha önce örgüt ile irtibatlı olan kişileri tekrar örgüte kazandırmayı amaçladığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile bu ifadeleri destekler mahiyetteki … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yapılan tespitlerin ve davacının sosyal medya paylaşımlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının anılan hususlara ilişkin beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık beyanları ve sosyal medya paylaşımlarının davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacının örgüt ele başına ait kitabı bulundurma şeklindeki eyleminin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 04/12/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçesi ile, dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında Anayasa’ya aykırılık iddiasının usulünce karşılanmadığı, ihraç işleminde olduğu gibi bireyselleştirme yapılmadığı, hangi delillerle ne zaman, ne şekilde suçlandığının ortaya konulması gerektiği, ihracı ve açığa alındığı tarih itibarıyla herhangi bir delil ileri sürülemediği, dosyaya sunulan sözde tanık ifadelerinin delil olarak kabul edilemeyeceği, bu kişiler hakkında aynı suçtan tutuklanma riskinin söz konusu olduğu, ByLock iddiasının da delil olamayacağı, gerekçeli karar hakkının, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, evinde yapılan aramanın kanuna aykırı olduğu, kolluk görevlilerinin suç işlediği, davalı idarenin savunmasına karşı cevap dilekçesinde çok ayrıntılı bilgi ve belgeler sunmasına rağmen bunların dikkate alınmadığı, dava konusu işlemin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, 667 sayılı KHK’yı onayan 6749 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğu, uyuşmazlıkta 2802 sayılı ve 6087 sayılı Kanunlardaki usullerin ve güvencelerin uygulanmamasının açıkça hukuka aykırı olduğu, olayda salt 667 sayılı KHK hükmünün uygulanamayacağı, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde bir göreve son verme işlemi olduğu, hiçbir kriter belirlenmeksizin ihraç kararlarının verildiği, görevini ifa ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerini ihlal etmediği, ByLock kullanıcısı olmadığı, ByLock içeriğinin tarafına ait olmadığı, ByLock verilerinde hata ve çelişkilerin mevcut olduğu, idari yargıda tanık ya da gizli tanık ifadelerinin delil olarak kullanılamayacağı, tanık beyanlarının tamamının zanna dayanan, tahmini beyanlar olduğu gibi tanıkların tamamı ile aralarında bir kısmı hakkında disiplin soruşturması, bir kısmı hakkında karar vermesi sebebiyle husumet bulunduğu, HSYK seçimlerine yönelik hiçbir çalışma içerisine girmediği, bu eylemlerin hiçbirinin suç veya suç delili teşkil etmediği gibi, hiç kimsenin ifade özgürlüğünü veya serbest seçim hakkını sınırlandıran hiçbir eylemde bulunmadığı, nitekim bu hususta aksini ispat edecek mahiyette somut verileri içerecek şekilde bir tanık beyanı veya başkaca bir delilin de bulunmadığı, bağımsız adaylara oy vermediği, leh ve aleyhlerine de çalışmadığı, parmak izi iddiasının hayal ürünü olduğu, kitap üzerinde parmak izi bulunan diğer kişinin ceza yargılamasında beraat ettiği, hakkındaki idari soruşturmalarda tarafına yöneltilen iddiaların soyut olduğu, ahlaki ve hukuki anlayışıyla bağdaşmadığı, tarafına savunma hakkı tanınmadığı ve ifadesinin alınmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve dosyanın temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/11/2021 tarih ve E:2017/5308, K:2021/3977 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 10/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.