Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/622 E. , 2022/3670 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/622
Karar No : 2022/3670
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına 2010 yılında tescilli 4 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle, satış faturasında yer alan kıymet yerine referans kıymet üzerinden ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Bozma kararı üzerine, dosyanın incelenmesinden, davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı eşyaların beyan edilen kıymetin ithal eşyasının gümrük vergisine esas kıymeti olup olmadığı hususunda tereddüt hasıl olması üzerine Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2006/6 sayılı İç Genelgesi gereğince kıymet araştırmasına gidildiği, beyan edilen kıymetin doğruluğunu tesvik edici bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine, davacı tarafından verilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde konsolosluk tasdikli ihracat faturasının olmadığı, son altı ay içinde Türkiye veya başka ülkelere yapılan satış listelerinin ibraz edilmediği, ayrıca, ibraz edilen faturaların tasdikli olmadığından bahisle ”satış bedeli yöntemi” terk edilerek “aynı ve benzer eşyanın satış bedeli yöntemi”ne göre yapılan kıymet araştırması sonucunda … Ayakkabı Malzemeleri Kağıt Ürünleri İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli … tarih … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesindeki birim fiyatlar esas alınarak düzenlenen ceza kararlarına karşı yapılan itirazın Edirne Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü tarafından reddine kadar verilerek davacıya tebliğ edildiği, söz konusu cezaların vadesinde ödenmediğinden bahisle düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle de görülmekte olan davanın açıldığının anlaşılması karşısında, dava konusu ödeme emrinin dayanağını teşkil eden ve usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilen gümrük para cezası ve ek tahakkuk kararlarına vaki itirazın reddine dair kararın, herhangi bir ödeme yapılmaması, dava konusu edilmemesi nedeniyle kesinleşmiş olduğu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların da 6183 sayılı Kanun’un 58.maddesinde belirtilen “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilemesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tarafları ve konusu aynı olan davalarda, lehlerine verilmiş mahkeme kararları bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından beyan edilen kıymetin 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığından bahisle, gümrük müdürlüğünce herhangi bir yurt dışı kıymet araştırması yapılmadan, referans kıymet uygulaması neticesinde alınan ek tahakkuk ve para cezaları muhteviyatlı ödeme emirlerine yönelik itirazın “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık görülmediğinden kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına 2010 yılında tescilli 4 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle, satış faturasında yer alan kıymet yerine referans kıymet üzerinden ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan şeklinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24. maddesinde, ithal eşyasının kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu; satış bedelinin, Türkiye’ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu; 25. maddesinin 1. fıkrasında, 24. madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymetinin, bu maddenin 2. fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bendlerinin sıra halinde uygulanmasıyla belirleneceği; eşyanın gümrük kıymetinin bir üst bent hükümlerine göre belirlenebildiği sürece bir alt bent hükümlerinin uygulanmayacağı hükümlerine yer verilmiş; 26. maddesinde ise, 24 ve 25. madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymetinin, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının (GATT) VII. maddesinin ve bu bölüm hükümlerinin prensip ve genel hükümlerine uygun yöntemlerle ve Türkiye’de mevcut veriler esas alınarak belirleneceği öngörülmüş; GATT’ın VII. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşmanın 17. maddesinde de, bu Anlaşmada yer alan hiçbir hükmün, gümrük idaresinin, gümrük kıymetinin belirlenmesi ile ilgili olarak ibraz edilen tutanak, belge veya beyannamenin gerçeklik veya doğruluğunu araştırma hakkını sınırlamayacağı ve bu hakkı tartışma konusu haline getirecek şekilde yorumlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Sözü edilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; ithal edilen eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle, satış bedelini esas alınması; satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit edilmesi halinde de sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerektiği; ayrıca gümrük idaresinin, beyanın doğruluğunu tespit amacıyla, her zaman, her türlü bilgi ve belgeyi inceleyerek değerlendirme hak ve yetkisine sahip bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacı tarafından beyan edilen kıymetin 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığından bahisle, gümrük müdürlüğünce herhangi bir yurt dışı kıymet araştırması yapılmadan, referans kıymet uygulaması neticesinde alınan ek tahakkuk ve para cezası kararları hukuka aykırı olduğundan, söz konusu vergi ve cezaların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerine yönelik davacı itirazlarının “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz başvurusu, davacı adına tescilli beyannameler muhteviyatı eşyanın referans kıymet uygulamasına tabi olduğundan bahisle yapılan katma değer vergisi ek tahakkuk ile para cezası tutarlarının tahsilini teminen düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcunun olmadığı veya kısmen ödediği ya da zaman aşımına uğradığı iddialarıyla, ödeme emrinin iptali istemiyle dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
Olayda, davacıya tebliğ edilen ek tahakkuk ve ceza kararlarına karşı dava açılmadığından kesinleşmiş amme alacağının 6183 sayılı Kanun uyarınca takibi zorunlu olup, itiraz sebepleri de anılan Kanun’un 58. maddesinde yazılı sebeplerle sınırlıdır. Davacının tahakkuk aşamasında ileri sürmesi gereken uyuşmazlığın esasına ilişkin itirazlarını ödeme emrine karşı ileri sürmesi ve esasının yargı merciince incelenerek “borcum yoktur” itirazının kapsamının genişletilmesi mümkün olmadığından, temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.