Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/8466 E. , 2022/5447 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/8466
Karar No : 2022/5447
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ….
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev yapan davacının, Tam Zamanlı Belirsiz Süreli Öğretim Üyesi Sözleşmesinin, … Noterliği’nin … tarih ve … sayılı ihbarnamesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17/a maddesi gereğince feshine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı parasal kayıplarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmış olup, bu durumda personel istihdamı noktasında davalı idarenin takdir yetkisinin bulunduğu ve bu takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılması ile sınırlı olduğu açık olduğundan, davacının görev yapacağı birimin özelliği dikkate alındığında takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkili hakkında görevine devam ederken güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine dair herhangi bir mevzuat hükmünün bulunmadığı, 657 sayılı Devlet Memurluğu Kanunu’nun 48. maddesinde kamuya ilk defa atanacak kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılacağına dair düzenleme bulunduğu, oysa müvekkilinin 03.04.2017 tarihinde davalı üniversitede göreve başladığı, dolayısıyla göreve başladıktan sonra hakkında güvenlik soruşturmasının yapılmasının hukuka aykırı olduğu, davalı idarece somut ve yasal dayanağa sahip bir gerekçe gösterilmeksizin sözleşmenin feshedilemeyeceği, öte taraftan, vakıf üniversitesinde çalışan öğretim üyelerinin sözleşme fesih işlemlerinin mütevelli heyetince yapılması gerekirken Rektörlük makamı tarafından yapılmasının işlemi yetki yönünden hukuka aykırı hale getireceği, davalı üniversite mütevelli heyetince Rektöre usulüne uygun herhangi bir yetki devrinin yapılmadığı, her ne kadar mütevelli heyetince çıkarılan Yönetmelik ile yetki devri yapıldığı belirtilmişse de vakıf üniversitelerinde Yönetmelik çıkarma yetkisinin kurucu vakfa ait olduğu, dolayısıyla mütevelli heyetince yetki gaspı yapılarak kurucu vakfa ait olan yetki kullanılarak çıkarılan Yönetmeliğin hukuka aykırı olduğu, müvekkili hakkında yaptırılan güvenlik soruştıurması sonucu gönderilen bilgilerin istihbari bilgi olduğu, doğru olup olmadığı-bir yargı kararına dayanıp dayanmadığı belli olmayan bu bilgiler doğrultusunda müvekkilinin sözleşmesinin feshedilemeyeceği ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucu gönderilen bilgilerin değerlendirilmesi sonucu olumsuz olduğuna karar verildiği, bu değerlendirme sonucunda mütevelli heyetince çıkarılan ve yürürlükte bulunan Üniversite Ana Yönetmeliği’nde de sözleşmelerin fesih yetkisinin Rektör’e devredildiğinin hüküm altına alınması sebebiyle Rektör tarafından sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı vakıf üniversitesinde iş sözleşmesi ile yardımcı doçent olarak göreve başlayan davacı hakkında, … Emniyet İl Müdürlüğü’nden güvenlik ve arşiv araştırmasının yapılması istenilmesi üzerine … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilen bilgiler doğrultusunda güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu kanaatine varılarak davalı idarece iş sözleşmesinin feshine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 2. madddesiyle, vakıfların, kazanç amacına yönelik olmamak koşuluyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen usul ve esaslara uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını kurabilecekleri belirtilmiş; 2547 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarında, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyetin bulunması öngörülmüş; mütevelli heyetin vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil edeceği, vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticilerinin Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanacağı, diğer yandan mütevelli heyetin, vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebileceği, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylacağı ifade edilmiş; ek 8. maddesinde, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı hükmüne yer verilmişir.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin “Akademik organlar” başlıklı 21. maddesinin son fıkrasında, rektörün, Vakıf üniversiteleri ve yüksek teknoloji enstitülerinin yöneticisi olduğu ifade edilmiş; Yönetmeliğin 22. maddesinin üçüncü fıkrasında, vakıf yükseköğretim kurumlarının rektörlerinin, 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumları ile ilgili ek maddeleri ile mütevelli heyet tarafından verilen ve Devlet üniversitesi rektörlerinin 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumları ile ilgili ek maddelerine aykırı olmayan görev ve yetkileri kullanacakları belirtilmiş; “Öğretim Elemanları” başlıklı 23. maddesinde de, öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmelerinin yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak, vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılması esası benimsenmiş; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda Devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabi tutulmuş; ancak bu personelin aylık hakları bakımından 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2547 sayılı Kanun ek 5. maddesinin 2. fıkrasında; vakıf üniversitelerinde görev yapan personellerin sözleşmelerinin yapılarak atamalarının yapılması ve görevden alınmaları yetkisinin mütevelli heyetinde olduğu, mütevelli heyetinin bu yetkisini üniversite yöneticilerine devredebileceğinin düzenlendiği görülmektedir. Davalı vakıf üniversitesince, mütevelli heyetince kullanılması gereken bu yetkilerin Rektöre devredildiğine ilişkin üniversite ana yönetmeliğinde düzenleme yapıldığı ve mütevelli heyetine ait olan bu yetkinin üniversite yöneticisi olan Rektöre devredildiği görülmektedir. Gerek 2547 sayılı Kanun’da yetki devrinin nasıl yapılması yönünde herhangi bir şekil belirtilmemiş olması, gerekse de davalı vakıf üniversitesince çıkarılan Yönetmeliğin mütevelli heyet kararı ile yürürlüğe konulduğu görüldüğünden, üniversite mütevelli heyetinin üniversitede görev yapan personellerin sözleşmelerinin yapılarak atamalarının yapılması ve görevden alınma yetkilerinin Rektör’e devretme yönünde iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde, yetki yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin diğer yönlerden hukuki denetiminin yapılması gerekmektedir.
Vakıf üniversitesinde görev yapan personellerin, güvenlik soruşturmalarının olumsuz olması durumunun sözleşmelerinin feshine haklı gerekçe olacağının kabulü ile birlikte, yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunun olumsuz olduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, 05/12/2017 tarih ve 40556 sayılı “gizli” ibareli yazı ile davacı hakkında bir kısım bilgilerin bildirilmesi üzerine, davalı idarece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu kanaatine varılarak sözleşmesinin feshedilmesine karar verildiği görülmektedir.
Bölge İdare Mahkemesince öncelikle; davalı idarece dava dosyasına sunulan, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin somutlaştırılmak suretiyle değerlendirilmesi ve tespitlerin irtibat ve iltisak noktasında değerlendirilmesi suretiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı bulunduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan şirkette çalışma kaydının bulunup bulunmadığının, çalışma kaydı bulunuyor ise hangi tarihlerde çalıştığının sorularak, konu ile ilgili bilgi belgelerin temin edilerek, Dernekler Dairesi Başkanlığı’ndan davacının KHK ile kapatılan dernekte üyelik kaydının bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise hangi tarihlerde bulunduğunun sorularak konu ile ilgili bilgi belgelerin temin edilerek; davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte taraftan, doğrudan davacıya isnat edilemeyecek olan aile üyeleriyle ilgili bilgi notunda yer alan tespitlerin sadece bu haliyle FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeye istinaden verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.