Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/8604 E. , 2022/5425 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/8604
Karar No : 2022/5425
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
2- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 08/06/2016 tarihinde yapılan borç sorgusu ile öğrenilen 2005,2006,2007,2008 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, katma değer vergisi, özel usulsüzlük cezası, damga vergisi tarhiyatları ile 2006,2007,2008 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin gelir vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi tahakkuklarının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; … …….… numaralı vergi/ceza ihbarnamelerinin 30/11/2009 tarihinde ilanen tebliğ edildiğini gösteren ihbarname sorgulama ekran çıktılarının sunulduğu, ancak ihbarnamelerin davacının adresine tebliğe çıktığını ve tebliğ edilemediğini gösteren tebliğ mazbatası, adres tespit tutanağı sunulmadığı, dolayısıyla ilanen tebliğin şartlarının oluştuğunun ortaya konulamadığı anlaşıldığından ilanen tebliğin usulsüz olduğu, … ….… numaralı vergi/ceza ihbarnamelerinin 27/09/2013 tarihinde davacının ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste tebliğ edilemeyip mazbataya iade şerhi düşüldüğü, davacının adresten taşındığını komşusunun sözlü olarak ve isim ve imzadan imtina ederek beyanı üzerine düzenlenen 02/10/2013 tarihli tutanağın ve ilanen tebliğe ilişkin gazete ilan sayfalarının sunulduğu, dolayısıyla tebliğ mazbatasıyla adres tespit tutanağının tarihlerinin farklı olduğu ve ilişik kurulamadığı, mutad tebliğ usulleri usulüne uygun olarak denenmeden ilanen tebliğe çıkarıldığı, bu haliyle ilanen tebliğin usulsüz olduğu, … numaralı vergi/ceza ihbarnamesinin 30/11/2009 tarihinde ilanen tebliğ edildiğini gösteren ihbarname sorgulama ekran çıktısının sunulduğu, ancak ihbarnamenin davacının adresine tebliğe çıktığını ve tebliğ edilemediğini gösteren tebliğ mazbatası, adres tespit tutanağı sunulmadığı, dolayısıyla ilanen tebliğin şartlarının oluştuğunun ortaya konulamadığı anlaşıldığından ilanen tebliğin usulsüz olduğu, … ….… … , … vergi/ceza ihbarnamelerinin 20/09/2012 tarihinde davacının ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste tebliğ edilemeyip mazbataya iade şerhi düşüldüğü, davacının adresi 5 yıl önce terk ettiğinin çevreden öğrenilmesi üzerine mahalle muhtarı kaşesi altında düzenlenen 02/11/2012 tarihli tutanağın ve ilanen tebliğe ilişkin gazete ilan sayfalarının sunulduğu, dolayısıyla tebliğ mazbatasıyla adres tespit tutanağının tarihlerinin farklı olduğu ve ilişik kurulamadığı, mutad tebliğ usulleri usulüne uygun olarak denenmeden ilanen tebliğe çıkarıldığı, bu haliyle ilanen tebliğin usulsüz olduğu, … …… numaralı vergi/ceza ihbarnamesinin 06/03/2012 tarihinde davacının ikametgah adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste tebliğ edilemeyip mazbataya iade şerhi düşüldüğü, davacının adresten taşındığını komşusunun sözlü olarak ve isim ve imzadan imtina ederek beyanı üzerine düzenlenen 09/03/2012 tarihli tutanağın ve ilanen tebliğe ilişkin gazete ilan sayfalarının sunulduğu, dolayısıyla tebliğ mazbatasıyla adres tespit tutanağının tarihlerinin farklı olduğu ve ilişik kurulamadığı, mutad tebliğ usulleri usulüne uygun olarak denenmeden ilanen tebliğe çıkarıldığı, bu haliyle ilanen tebliğin usulsüz olduğu, … ….… numaralı vergi/ceza ihbarnamelerinin 19/06/2012 tarihinde davacının ikametgah adresine tebligata çıkarıldığı, adreste tebligat yapılamaması üzerine iade şerhi düşülerek merciine iade edildiği ve bunun üzerine ilanen tebliğ edildiği, ancak muhatabın adreste bulunmama durumunun 102. maddede belirtilen şekilde tutanak haline getirilmediği, bu haliyle ilanen tebliğin şartlarının oluştuğu usulüne uygun olarak ortaya konulamadığı ve ilanen tebliğin usulsüz olduğu, davacı tarafından tarhiyatlardan 08/06/2016 tarihinde borç sorgusu ile haberdar olunduğu, tarhiyatların dönemlerinin 2005,2006,2007,2008 yılları olduğu da dikkate alındığında, bu vergi borçlarından haberdar olunan tarih itibariyle 5 yıllık tarh zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğu anlaşıldığından, davanın tarhiyata ilişkin kısımlarında zamanaşımı nedeniyle hukuka uygunluk bulunmadığı; davanın tahakkuklara ilişkin kısmı bakımından, … , … ………… tahakkuk fiş numaralı tahakkuklar bakımından; dosyaya sunulan servis notundan, bu tahakkukların vergi/ceza ihbarnamelerine dayandığı ve ihbarnamelerin ilanen tebliğ edildiğinin belirtildiği, ancak dayanak ihbarname ve bu ihbarnamelerin davacının bilinen adresine tebligata çıkarıldığına ilişkin tebliğ mazbatası, adres tespit tutanağı vs. sunulamadığı görüldüğünden, dayanağı ortaya konulamayan bu tahakkuklarda hukuka uygunluk; … , … , … , … tahakkuk fiş numaralı tahakkuk işlemlerinin dayanağının davacı tarafından 2008/7-9,9,10 dönemlerine ilişkin verilen beyannamelere dayandığı, davacının kendi beyanı üzerine ve ihtilafsız tahakkuk etmiş olduğu anlaşıldığından, tahakkukların bu kısımlarında hukuka aykırılık; … , … , … , … , … , … tahakkuk fiş numaralı tahakkuk işlemlerinin de davacının kendi beyanlarına dayandığı davalı idarece ara kararlarına verilen cevap dikçelerinde belirtilmesine rağmen bu tahakkuk fişlerinin ve tahakkuk işlemlerinin dayanağı olan beyannamelerin dosyaya ibraz edilemediği anlaşıldığından, dosyaya sunulmamasına rağmen borç dökümünde görülen bu tahakkuk işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Yapılan işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci tarafından, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği, ilgili merciin bu kararları ile bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileği maddenin 7. fıkrasında da, maddenin, 2. ve 6. fıkrasındaki kararların dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca kesin karar verileceği kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, … Vergi Dava Dairesi’nin … tarihli yazısı ile davacıya, harç ve posta giderindeki eksikliğin yedi gün içerisinde tamamlanması gerektiği, aksi halde 2577 sayılı Kanunun 48/6. maddesi gereğince temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği hususunun bildirildiği, söz konusu yazının 11/09/2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmediği anlaşılmıştır.
Bu hukuki durum karşısında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesi uyarınca kararın redde ilişkin kısmının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, dava dilekçelerinin dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, Kanunun 15/1-b maddesinde de, dava konusu edilebilecek bir işlem bulunmadığı takdirde davanın reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu olayda, davacı tarafından, 08/06/2016 tarihli borç sorgulama listesi ile haberdar olduğu 2005,2006,2007,2008 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, katma değer vergisi, özel usulsüzlük cezası, damga vergisi tarhiyatları ile yine 08/06/2016 tarihinde yapılan borç sorgusu üzerine haberdar olunan 2006,2007,2008 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin gelir vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi tahakkuklarının dava konusu edildiği görülmektedir.
Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanları belirleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377. maddesinin 1. fıkrasında; mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarhedilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri belirtildikten sonra, 378. maddesinde de; vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarhedilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödeme yapılmış veya ödemeyi yapan taraftan verginin kesilmiş olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler, tesis sebepleri, şekli, doğuracağı hukuki sonuçları vergi kanunlarıyla belirlenmiş tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi işlemlerdir.
Bu durumda; mükelleflerin vergi idaresine olan borçlarını gösterir bilgilendirici mahiyette olan borç döküm listesi idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte işlem olmadıklarından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca, borç sorgulama sonucu öğrenilen vergi borçlarının kaldırılması istemiyle açılan davanın incelenmeksizin reddi gerektiğinden Mahkeme kararın kabule ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, davacı yönünden kararın davanın reddine ilişkin kısmının TEMYİZ EDİLMEMİŞ SAYILMASINA,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, davanın kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.