Danıştay Kararı 9. Daire 2020/6158 E. 2022/4610 K. 06.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/6158 E.  ,  2022/4610 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6158
Karar No : 2022/4610

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Otomotiv Gıda İnş. Pet. ve Pet. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti’ne ait kamu borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; tüzel kişilere ait amme alacaklarının tahsili amacıyla şirket temsilcileri hakkında cebren tahsile geçilebilmesi için, alacaklı amme idaresince, Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca öncelikle tüzel kişilik hakkında takibat yapılması ve amme alacağının şirket nezdinde kesinleştirilmesi üzerine tüzel kişiliğin mal varlığının borcu karşılayamaması veya tahsil imkansızlığının ortaya konulması halinde sorumlular hakkında takibe geçilmesi gerektiği, mevzuat hükümlerine göre tüzel kişilik adına düzenlenen ve kanuni temsilcinin ikamet adresine gönderilen evrakın doğrudan tüzel kişiliğin hukukunu etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle, bizzat kanuni temsilciye tebliği gerektiğinden, kanuni temsilcinin adreste bulunmaması halinde, tüzel kişilikle doğrudan hukuki bağı olmayan adreste bulunanlara yapılan tebliğ işleminin hukuken geçerli bir tebliğ işlemi olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, olayda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, kanuni temsilcinin ikâmet adresinde annesine tebliğ edilmiş olması nedeniyle, söz konusu ödeme emirlerinde yer alan amme alacağının şirket nezdinde usulüne uygun bir biçimde kesinleştirildiğinden bahsedilemeyeceği, öte yandan; asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı sayılı, … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiği belirtilmekle birlikte, söz konusu ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındısında, borçlunun adresinde bulunamadığı hususunun 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde sayılan kişilerin imzası ve beyanı karşılığında tutanak altına alınmadığı, ayrıca tebliğ alındısının tebliği çıkaran mercie iade edilmesi üzerine ikinci defa çıkarılan tebliğ evrağının da aynı sebeple tebliğ edilmeyerek iade olunması halinde ilanen tebliğ yoluna başvurulması gerekirken, davalı idarece bu usule uyulmadığı görüldüğünden, anılan ödeme emirlerinde yer alan amme alacakları açısından olayda kesinleşmiş bir kamu alacağından bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığı, bu durumda; asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin ilanen tebliğ işlemi ile kanuni temsilcinin ikâmet adresinde annesine yapılan tebliğ işleminin 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun olmadığı dikkate alındığında, amme alacağının asıl borçlu şirket nezdinde kesinleştiği hususunu somut olarak ortaya koyamayan davalı idarece davacı adına düzenlenen … tarih ve …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Asıl borçlu şirket nezdinde kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının cebren tahsil edilmesi sürecinde şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında, herhangi bir mal varlığına rastlanılamadığı, bunun üzerine şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsil edilmek üzere dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık olmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… Otomotiv Gıda İnş. Pet. ve Pet. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti’ne ait kamu borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …, …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 saylı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ esasları” başlıklı 93. maddesinde, “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” düzenlemesine, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde, “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” kuralına, “Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde; bu Kanun’a göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlarca tutanakla tespit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla) ve bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir vesikalarında tespit edilen adresler olduğu, “Tebliğ evrakının teslimi” başlıklı 102. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesi nedeniyle bulunamamış olması hâlinde, posta memurunun durumu zarfın üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde, keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalattırılacağı, imzadan imtina ederse tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza ederek tebliğ edilemeyen evrakın, çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı ve son fıkrasında da yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı düzenlenmesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan bozma sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmı hukuka ve usule uygun olup davalı idare tarafından ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere göre, bir tebligatın geçerli sayılabilmesi için, öncelikle muhatabın bilinen adreslerinde, muhataba veya Kanun’da sayılan bazı özel durumlar için muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kimselere yapılmış olması gerekir. Kanun, muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kimselere yapılacak tebliğin, muhataba yapılmış sayılacağını öngörmüştür. Ayrı bir tüzel kişiliği olan şirket adına yapılacak tebligatın da öncelikle şirketin bilinen adresinde tebliği yoluna gidilerek, ilgilinin adreste bulunamaması veya adresin boş ve kapalı olduğu hususlarının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi durumunda, kanuni temsilcisinin ikâmet adresinde bulunanlardan birine yapılabileceği açıktır. İkâmet adresinde yapılacak tebligatlarda da tebliğ yapılabilecek kişiler bakımından, görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmama ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmama şartları dışında herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirleri içeriği borçların dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin şirket müdürü …’ün ikâmet adresinde, aynı konutta birlikte ikâmet eden annesine tebliğ edildiği, Mahkemece, söz konusu ödeme emrinde yer alan amme alacağının şirket nezdinde usulüne uygun bir biçimde kesinleştirildiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı adına düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirleri yönünden davanın kabulüne karar verildiği ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emri içeriği borçların dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, şirketin kanuni temsilci …’ün ikâmet adresinde, aynı konutta birlikte ikâmet eden annesine tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, her ne kadar asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin kanuni temsilciye ya da ikâmet adresinde bulunanlardan birine tebliğ edilmiş olması, tebligatı hukuka aykırı kılan bir neden değilse de, ayrı bir tüzel kişiliği olan şirket adına yapılacak tebligatın öncelikle şirketin bilinen adresinde tebliğ edilmesinin denenmesi gerekmesine karşın, dosyada bulunan evraklardan, anılan ödeme emrinin şirketin bilinen adresinde tebliğ edilmeye çalışılmadığı anlaşıldığından, kesinleşmiş bir amme alacağının varlığından söz etmek mümkün değildir.
Dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği borçların dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … ödeme emrinin ise öncelikle şirket adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı görülmekle beraber, tebliğ edilemediği hususunun, sadece dağıtıcı imzası ile tutanak altına alındığı görüldüğünden, yukarıda yer verilen 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde sayılan kişilerin imzası karşılığında tutanak altına alınmayan tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, anılan ödeme emri içeriği borçlar yönünden de kesinleşmiş bir amme alacağının varlığından söz etmek mümkün değildir.
Bu durumda, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının ONANMASINA, … tarih ve … ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …Vergi Mahkemesi Mahkemesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.