Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/768 E. 2022/2770 K. 06.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/768 E.  ,  2022/2770 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/768
Karar No : 2022/2770

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2016/58795, K:2020/4078 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2016/58795, K:2020/4078 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddialarının yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinde … esasına kayıtlı silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılmış ve devam eden ceza yargılamasının olduğunun görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, örgütten aldığı talimat neticesinde yargı yetkisini kötüye kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı göreve atanma yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde yargıda kritik ve stratejik öneme sahip özel yetkili (TMK’nın 10. maddesi uyarınca) Cumhuriyet savcısı olarak görevlendirilmesinin (2011-2013 yılları arası) anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu kanaatine varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan yargı mensuplarının ByLock programını 12/10/2014 tarihinde yapılan HS(Y)K üyeliği seçiminden önce cep telefonlarına kurdukları dikkate alındığında, davacıya ait mobil cihaza 13/09/2014 tarihinde ByLock programının setup’unun yüklenmesi hususunun diğer tespitler ile birlikte değerlendirilmesinden davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararın disiplin soruşturması başlatılmadan, savunma hakkı tanınmadan ve kişiselleştirme yapılmadan tesis edildiği, herhangi bir delil gösterilmediği, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği, adil yargılanma hakkının, isnadı öğrenme hakkının, masumiyet karinesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile Anayasa’nın 15/2. ve 129/2. maddelerinin ihlal edilmiş olması nedeniyle dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu, karar gerekçesine esas alınan tanıklardan T.Ç.’nin … Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada verdiği ifadede; davacının sohbetlere katılmadığını, herhangi bir örgütsel bağının bulunmadığını beyan ettiğinden, lehine olan söz konusu ifadenin hükme esas alınması gerektiği, tanık O.A.’nın ifadesinin görgüye dayalı olmadığı, soyut ifadelerden oluştuğu, her iki tanığın da itirafçı tanıklar olduğu, tanık M.Ş.A’nın tarafsız bir tanık olmadığı, bu kişinin müşteki olduğu bir soruşturmada tarafınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, terör örgütünün talimatı doğrultusunda verildiğini iddia etmekle birlikte, kendisiyle birlikte aynı suçlamanın tarafı olan hakim N.A. hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı; unvanlı göreve getirilmesinin sebebinin o dönemde on yıllık meslek tecrübesine sahip olması ve göreve geldiği Van’daki bir çok savcıdan daha kıdemli olmasından kaynaklandığı; dijital materyaller bakımından, cep telefonunda Bylock programının bulunmadığı hususunun sabit olduğu, sadece bu programdaki bir dosyanın yer aldığının belirtildiği, Bylock programının 20 MB lık bir program olduğu, telefonunda bulunan dosyanın ise sadece 1,8 MB olduğu yani bu şekildeki bir programın Bylock programını içeremeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunulmuş ise de, daha sonra temyiz harç ve posta giderlerinin davacı tarafından tamamlandığı anlaşıldığından, bu hususta ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasıyla … Ağır Ceza Mahkemesinde E:… sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olan yargılamada, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla davacının 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/10/2020 tarih ve E:2016/58795, K:2020/4078 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 06/10/2022 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.