DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1146 E. , 2022/2778 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1146
Karar No : 2022/2778
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) :1- …
2- … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : S.S. … Geliştirme Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 02/02/2022 tarih ve E:2019/21318, K:2022/978 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Fethiye ilçesi sınırları içerisinde bulunan Kelebekler Vadisi Doğal Sit alanınının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, ekli kroki ile listede sınırları ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 05/10/2019 tarih ve 30909 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 04/10/2019 tarih ve 1626 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Altıncı Dairesinin 02/02/2022 tarih ve E:2019/21318, K:2022/978 sayılı kararıyla;
Dairelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; dava konusu işlemin gerekçesi olarak “dava konusu alanın … Ölüdeniz, Babadağ gibi önemli ekosistemlere yakın olması ve bu ekosistemlerin bağlantı noktası fonksiyonu taşıması”nın öne sürüldüğü, ancak; Ölüdeniz’in, Kelebekler Vadisi’nin 6 km kuzeyinde, bir dil arkasında yer alan tuzluluğu yüksek sığ bir lagün olduğu, Babadağ’ın ise vadiye yaklaşık 3 km mesafede ve 1969 m. zirveye sahip bir dağ olduğu, mesafeler ilk bakışta fazla gözükmemekle beraber, her iki alanın da ekolojik açıdan Kelebekler Vadisi’ne “yakın” sayılmadığı, bu iki ekosistemin nitelik açısından Kelebekler Vadisi’nden çok farklı olduğu, Babadağ’ın bir Akdeniz yüksek dağ ekosistemi iken, Ölüdeniz’in yarı-tuzlu bir lagün, yani sucul bir sistem olduğu, Kelebekler Vadisi ekosistemleriyle herhangi bir benzerliklerinin bulunmadığı, devamlılık gösteren bir bütünlük göstermedikleri, ayrıca Kelebekler Vadisi ile Babadağ ve Ölüdeniz noktaları arasında olağan ekolojik iletişimi engelleyen yerleşimler ve deniz bulunduğu, davaya konu olan arazinin (ve genel olarak Kelebekler Vadisi Doğal Sitinin) ekolojik ve biyoçeşitlilik açılardan Ölüdeniz, Babadağ gibi ekosistemlere yakın olmadığı ve bu ekosistemlere “bağlantı noktası fonksiyonu”nu kesinlikle taşımadığı, sonuç olarak; davacının mülkiyetindeki taşınmazların bulunduğu alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesini gerekli kılacak özelliklere sahip olmadığının ifade edildiği,
Bu durumda; mevzuat hükümlerinin ve bilirkişi raporunun birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucunda, doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamına, yeni statü tesisine veya iptaline karar verileceği dikkate alındığında, dava konusu alanın sit statüsünün bir üst koruma grubuna alınmasına ilişkin işlem öncesinde, söz konusu bilimsel veri toplama ve incelemelerin yapılmadığı, dava konusu taşınmazların da içinde yer aldığı alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesini gerekli kılacak ulusal ve uluslararası öneme sahip tür, habitat ve ekosistemleri bünyesinde barındırmadığı anlaşıldığından dava konusu 05/10/2019 tarih ve 30909 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 04/10/2019 tarih ve 1626 sayılı Cumhurbaşkanı kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu alanda, 2014 Sonbahar – 2015 Kış, İlkbahar ve Yaz dönemlerinde yapılan dört mevsimi kapsayan saha çalışmaları sonucu Fethiye/Kelebekler Vadisi ETBAR’ın hazırlandığı, söz konusu ETBAR’ın Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca incelendiği, Raporun, Kanaat ve Öneri Bölümünde; alanın doğal kısmı, yani frigana vejetasyonunun olduğu kısım ile Kelebekler Vadisini çevreleyen dik uçurum kayaların olduğu bölge flora, fauna ve ekosistem açısından değerlendirildiğinde “alan, ulusal ve dünya ölçeğinde korunması gereken ekosistemi bünyesinde barındırması, bazı küresel ve ulusal ölçekte dar yayılışlı endemik türlere ev sahipliği yapması, doğal olması, basit müdahalerle yönetilebilir olması” nedenleriyle, incelenen alanın bu kısmının kesin korunacak hassas alan özelliği taşıdığı; günübirlik amaçlı kullanılan vadi tabanı (dava konusu alan), yerleşim alanı çevresi kuru tarım alanları ve doğallığı büyük ölçüde bozulan frigana vejetasyonunun bulunduğu alanlar flora, fauna ve ekosistem açısından birlikte değerlendirildiğinde “Alanın, doğal karakteri korunmuş, modern yaşam ve önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımından uzak, insanların günübirlik dinlenip eğlenebilecekleri ekosistem hizmetlerini sunan özelliklere sahip olması” nedenleriyle nitelikli doğal koruma alanı özelliği taşıdığı; yerleşim yerinin ise “Alanın, peyzaj ile uyumlu insan yerleşimlerini içinde bulundurması, geleneksel tarımsal faaliyet sürdürülmesi, turistik amaçla kullanılması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına destek sağlaması ve kesin korunacak hassas alana ve nitelikli doğal koruma alanına tampon oluşturması” gibi özellikleri bünyesinde barındırdığı için sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı özelliği taşıdığı sebepleriyle Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğe göre 3 koruma kategorisinin de (kesin korunacak hassas alan, nitelikli doğal koruma alanı ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı) alanın farklı kesimleri için önerildiği, 29/07/2019 tarih ve 176367 sayılı Bakanlık Makam Olur’u ile tescil süreci tamamlanan Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanının 03/08/2019 tarih ve 30851 sayılı Resmi Gazetede ilan edildiği, Kesin Korunacak Hassas Alanın tescil süreci devam ederken Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Fethiye Belediyesi tarafından, Bakanlığa (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) alanın tescili ile ilgili yapılan itirazlar kapsamında, dava konusu alanın biyolojik çeşitliliğinin korunması, habitat ve ekosistem bütünlüğünün sağlanması adına, alanın ekosistem özellikleri, biyolojik çeşitliliği ve peyzaj değeri bakımından önem arz etmesi, dava konusu alanın ekosistem yapısı bakımından da yakın çevresinden ayrı olarak değerlendirilemeyeceği, diğer bir ifade ile Ölüdeniz, Babadağ gibi önemli ekosistemlere yakın olması ve bu ekosistemlerin bağlantı noktası fonksiyonu taşıması sebepleriyle, ETBAR’da verilen Kritik Tür Haritası da baz alınarak, alan ile ilgili yapılan itirazlar doğrultusunda Kelebekler Vadisi Doğal Sit Alanının Bakanlıkça yeniden değerlendirildiği, yeniden değerlendirme sonucu alınan 07/08/2019 tarih ve 187693 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile 29/07/2019 tarih ve 176367 sayılı Bakanlık Makam Olurunun iptal edildiği, köy yerleşik alanının Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak tescil edildiği, Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 25/03/2019 tarih ve 17 sayılı kararı ile önerilen “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”nın da “Kesin Korunacak Hassas Alan”a dahil edilmek suretiyle oluşacak alanın “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak değerlendirilmesi için Cumhurbaşkanlığı Kararının teklif edildiği, dava konusu işlem ile dava konusu alanın Kesin Hassas Alan olarak idari tescil sürecinin tamamlandığı, ETBAR’ın bir kanaat ve öneri raporu olduğu, tescile uygun kararın ilgili TVK Bölge Komisyonlarına ve tescil için nihai kararın ise Bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Makamına ait olduğu, doğal sit alanı belirleme ve kategorilendirme sürecinde kritik türlerin endemikler dışında unsurları içerdiği, bir alanın kaynak değerinin sadece barındırdığı endemik türlerle temsil edilemeyeceği, habitat ve ekosistem bütünlüğünün değerlendirmesinin alan ölçekli korumada önemli olduğu, alanın ekosistem özellikleri ve biyolojik çeşitliliğinin yüksek olması, peyzajı, çevresi ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde Ölüdeniz, Babadağ gibi önemli ekosistemlere yakın olması ve bu ekosistemlerin bağlantı noktası fonksiyonu taşıması sebepleriyle, ETBAR’da verilen Kritik Tür Haritası ve alan bütünlüğü baz alınarak, biyolojik çeşitliliğin daha etkin korunması, alana olan ve/veya olabilecek antropojenik faaliyetlerin etkilerini azaltmak veya belli bir seviyede tutabilmek adına, daha üst koruma olan kesin korunacak hassas alan, insan yerleşiminin olduğu alanın ise sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı olarak statüsünün tescil edilmesinin Bakanlıkça (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) uygun mütalaa edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 02/02/2022 tarih ve E:2019/21318, K:2022/978 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 06/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.