Danıştay Kararı Vergi Dava Daireleri Kurulu 2021/1061 E. 2022/1134 K. 05.10.2022 T.

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1061 E.  ,  2022/1134 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1061
Karar No : 2022/1134

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı – …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Ayakkabıcılık Deri Ürünleri Kuyumculuk Turizm ve Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen 2005, 2006 ve 2008 yıllarına ait kamu alacaklarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı:
27/08/2014 tarih ve 4 takip numaralı ödeme emri yönünden inceleme:
Dava konusu ödeme emrine konu vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındıları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesine uygun olarak tutanak haline getirilmemiştir.
… tarih ve … takip numaralı ödeme emri yönünden inceleme:
Dava konusu ödeme emrine konu vergi borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin alındıda, tebligatın, ödeme emrinin şirketin kanuni temsilcisi yerine şirketin kanuni temsilcisinin eşine tebliğ edilmesinin nedenine dair herhangi bir açıklama ya da şerhe yer verilmemiştir.
Hukuki değerlendirme:
Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği ve asıl borçlu şirket hakkında takip yollarının usulüne uygun tüketilmediği sonucuna ulaşıldığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Kararın sonucu:
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerini iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 07/02/2019 tarih ve E:2016/5073, K:2019/849 sayılı kararı:
Vergi Mahkemesi kararının, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan temyiz incelemesi:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Mahkemesi kararının, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Vergi Mahkemesi kararının, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan temyiz incelemesi:
Dava konusu … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin dayanağı olan asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen … takip numaralı ödeme emri, şirketin bilinen adresi olan “… Mahallesi … Caddesi No:… ” adresinde düzenlenen 17/05/2010 ve 07/03/2012 tarihli tutanaklar ile adreste bulunmadığı, yeni adresinin bilinmediği hususlarının icra memuru kaşesi ve imzası ile tespit edilmesi nedeniyle ilanen tebliğ edilmiştir.
Asıl borçlu şirketin bilinen adreslerinde tebliğ imkansızlığının adres tespit tutanağı ile saptandığı olayda ilanen tebliğ koşullarının gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, vergi mahkemesi kararının, dava konusu 4 takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının, ilanen tebliğin 213 sayılı Kanun’un 104. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kamu alacağının şirketin mal varlığından tahsil imkanının bulunup bulunmadığı ve davacının söz konusu borçtan sorumluluğu yönünde yapılacak inceleme neticesinde ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Daire, bu gerekçeyle … takip numaralı ödeme emri yönünden kararı bozmuş; davalının karar düzeltme istemini ise reddetmiştir.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararı:
Asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete tebliğ edilememesi üzerine adres araştırması yapılarak bu husus bir tutanağa bağlanmış ise de adres tespit tutanağının ilgili ödeme emirleri ile ilişkilendirilmediği, bu haliyle adreste bulunamama halinin usulüne uygun olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır. (Kaldı ki 17/05/2010 tarihinde ve 07/03/2012 tarihinde olmak üzere düzenlenen iki ayrı “Adres Tespit Tutanağı” incelendiğinde ise tutanakta her ne kadar iki yıl gibi farklı zamanlarda düzenlenmiş olarak görünseler de her iki tutanağında aynı anda düzenlendiği anlaşılmaktadır.)
Mahkeme, bozulan hüküm fıkrası yönünden ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ: Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğinin imkansızlığı 213 sayılı Kanun’un 102. maddesine uygun olarak tespit edilmediğinden, usulüne uygun olarak tebliğ edilerek takip yolları tüketilmiş bir kamu alacağının varlığından söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle ısrar kararına konu edilen ödeme emrinin iptali yönünde verilen karara yöneltilen temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Israr kararına konu edilen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin dayanağı olan asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emri ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emri, şirketin bilinen adresi olan “… Mahallesi … … Caddesi No:… ” adresinde düzenlenen 17/05/2010 ve 07/03/2012 tarihli tutanaklar ile adreste bulunmadığı, yeni adresinin bilinmediği hususlarının icra memuru kaşesi ve imzası ile tespit edilmesi nedeniyle ilanen tebliğ edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
213 sayılı Kanun’un “Tebliğ evrakının teslimi” başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir:
“Tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarf posta idaresince muhatabına verilir ve keyfiyet muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunur.
Muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memuru durumu zarf üzerine yazar ve mektup posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderilir.
Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılır. İmzadan imtina ederse, tebliği yapan bu ciheti şerh ve imza eder ve tebliğ edilemiyen evrak çıkaran mercie iade olunur.
Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır.
Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya her hangi bir sebeple imza edemiyecek durumda bulunursa sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ olunur.
Muhatap tebelluğdan imtina ederse tebliğ edilecek evrak önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunur.”
Kanun’un 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde ise muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması nedeniyle gönderilmiş olan mektubun geri gelmesi ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
213 sayılı Kanun’a göre tebliğin ilan yoluyla yapılabilmesi ancak muhatabın adresinin hiç bilinmediği, bilinen adresinin yanlış olduğu, muhatabın bilinen adresten sürekli olarak ayrıldığı, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmadığı ve yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmadığının ilanen tebliğ tarihinden önce usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda mümkündür.
Olayda, asıl amme borçlu şirketin bilinen adresinde düzenlenen adres tespit tutanaklarında “Adres Terk. Bilinmiyor” şerhine yer verilmiş ancak bu tespit komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmeksizin yapılmıştır. Diğer bir deyişle, tebliğ imkansızlığı, 213 sayılı Kanun’un 102. maddesinde sayılan kişilerin beyan ve imzaları alınmaksızın tespit edilmiştir.
Bu durumda, asıl amme borçlusunun bilinen adresinde bulunamadığı usulüne uygun olarak tespit edilmiş olmadığından şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliği için aranan şartların olayda gerçekleştiğinden söz edilemeyecektir.
Asıl amme borçlusu şirket adına usulüne uygun olarak tebliğ edilerek asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla tüm takip yolları tüketilmiş bir kamu alacağının varlığından söz etmek mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinin iptali yönünde verilen ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

X – KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.