Danıştay Kararı Vergi Dava Daireleri Kurulu 2021/985 E. 2022/1129 K. 05.10.2022 T.

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/985 E.  ,  2022/1129 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/985
Karar No : 2022/1129

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı – … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2009 ve 2010 yıllarına ait vergi, ceza ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı:
31/12/2010 tarihi itibari ile mükellefiyetini terk eden davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalar “… Cad. K.No:… D.No:… ” adresinde 06/01/2014 tarihinde; “… Mah. … Sok. No:… ” adresinde 24/01/2014 tarihinde posta yoluyla tebliğe çalışılmış, davacının söz konusu adreslerde bulunmadığı gerekçesiyle ihbarnameler davalı idareye iade edilmiş, vergi ve cezalar 29/11/2014 tarihinde ilanen tebliğ edilmiştir.
İlanen tebliğ edilen vergi ve cezalar ile hesaplanan gecikme faizinin vadesi içerisinde ödenmemesi üzerine tahsili amacıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
Olayda davacıya ait “… Cad. K.No:… D.No:… ” ve “… Mah. … Sok. No:… ” adreslerde tebligat yapılamadığından bahisle ilanen tebliğ yoluna gidilmiştir. Ancak ihbarnameler, dava konusu ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olan “… Mah. … Cad. K.No:… D.No:… ” adresine tebligata çıkarılmamıştır. Diğer taraftan, davalı idare tarafından düzenlenen ihbarnamelerin ilanen tebliğine yönelik ilan listesinde davacının adresi kısmında “… Mah. … Cad. K.No:… D.No:… ” adresine yer verildiğinden belirtilen adresin idarenin bilgisinde olduğu açıktır.
Bu durumda, şartları oluşmadan yapılan ilanen tebligat nedeniyle, söz konusu vergi borcunun kesinleştiğinden söz etmeye imkan bulunmadığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 07/12/2020 tarih ve E:2016/13791, K:2020/5182 sayılı kararı:
Ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olan “… Mah. … Cad. … … ” adresine 06/01/2014 tarihinde ihbarnamelerin tebliğinin denendiği, tebliğ alındısında adreste tanınmadığı hususunun … isimli kişinin imzasız beyanı ile tespit edildiği ve bu durum muhtar imzasıyla kayıt altına alınarak tebliğ zarfının iade edildiği görülmektedir.
Dava konusu ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste, daha önce dayanak ihbarnamelerin de tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak davacının adreste tanınmaması durumunun usulüne uygun olarak tespit edildiği dikkate alındığında olayda ilanen tebliğ koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle aksi yöndeki gerekçeyle ödeme emrini iptal eden Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Daire, bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararı:
Dava konusu ödeme emrinin “… Mah. … Cad. K.No:… D.No:… … ” adresinde tebliğ edildiği ve bu adres ile söz konusu ödeme emrine esas teşkil eden ihbarnamelerin tebliğine ilişkin evrakta bulunan adresin aynı olduğu dikkate alındığında, dava konusu ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen ihbarnamelerin aynı adreste tebliğ edilememesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
Vergi mahkemesi ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … İN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarece, dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğinden önce tespit edilen ve tespit tarihinden sonraki tebliğ işlemlerinin yürütülmesi yönünden bilinen adres olarak kabul edilen adreste ihbarnameler yeniden tebliğe çalışılmamıştır. Bu durumda vergi ve cezaların ilanen tebliğ edilmesi hukuka uygun düşmemiştir. Bu nedenle, usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığından söz etmek mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinin iptali yönünde verilen ısrar kararına yöneltilen temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalar “… Cad. K.No:… D.No:… … ” adresinde tebliğe çalışılmış ancak davacının anılan adreste tanınmadığı şerhi düşülerek 06/01/2014 tarihinde memur ve mahalle muhtarının imzasıyla tebliğ alındısı tutanak haline getirilmiştir.
Davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalar bu sefer “… Mah. … Sok. No.… … ” adresinde tebliğe çalışılmış ancak davacının anılan adreste tanınmadığı şerhi düşülerek 24/01/2014 tarihinde memur ve mahalle muhtarının imzasıyla tebliğ alındısı tutanak haline getirilmiştir.
Bunun üzerine vergi ve cezalara ilişkin ilan yazısı, vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline 14/11/2014 tarihinde asılmış, 213 sayılı Kanun’un 104. maddesinde öngörülen diğer şekil koşulları yerine getirilmesi amacıyla ilgili mercilerle yazışmalar yapılmış ve vergi ve cezalar ilanen tebliğ edilmiştir.
Değinilen kamu alacakların tebliğ edilmesine rağmen vadesi içerisinde ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
Davacının ikametgâh adreslerinin UYAP ortamında incelenmesinden, davacının 01/03/2007-26/07/2012 tarihleri arasında “… Mah. … Cad. No:… ” adresinde ikamet ettiği, 26/07/2012-13/05/2014 tarihleri arasında “… Mah. … Sok. No:… ” adresinde ikamet ettiği, 13/05/2014 tarihinde yeniden “… Mah. … . … Cad. No:… ” adresine taşındığı ve değinilen tarih itibarıyla anılan adreste ikamet ettiği görülmüştür.
Davacı tarafından, adına 2009 yılına ilişkin yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılmasıyla istemiyle açtığı davanın görüldüğü … Vergi Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına davalı idarece çeşitli bilgi ve belgeler sunulmuştur. Bunların UYAP ortamında incelenmesinden, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün, davalı idareye hitaben yazdığı 19/09/2014 tarihli yazının ekine davacının 05/09/2014 tarihi itibarıyla ikametgâh adresinin “… Mah. … Cad. K.No:… ” olduğuna dair sorgulama ekran görüntüsü eklendiği görülmüş, anılan cezalı tarhiyata ilişkin 23/02/2015 tarihli ihbarnamenin adres sütununda “… Mah. … Cad. No:… ” adresine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, davacı adına düzenlenen işbu dava konusu ödeme emri de “… Mah. … . … Cad. No:… ” adresinde tebliğ edilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir:
“Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;
2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler;
3. İşi bırakmada bildirilen adresler;
4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;
5. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler;
6. (Değişik: 23/6/1982 – 2686/18 md.) Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler;
7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle);
8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresleri.
Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır.”
Kanun’un 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde ise muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması nedeniyle gönderilmiş olan mektubun geri gelmesi ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
213 sayılı Kanun’a göre tebliğin ilan yoluyla yapılabilmesi ancak muhatabın adresinin hiç bilinmediği, bilinen adresinin yanlış olduğu, muhatabın bilinen adresten sürekli olarak ayrıldığı, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmadığının ilanen tebliğ tarihinden önce usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda mümkündür.
Uyuşmazlığın çözümü, davacının bilinen adreste bulunmadığının tespit edilmesinden sonra ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ tarihinden önce davalı idarece tespit edilmiş “adrese” yeniden tebliğe çalışılmasının gerekip gerekmediğine bağlıdır.
Olayda, davacının 01/03/2007-26/07/2012 tarihleri arasında ikamet ettiği “… Mah. … . … Cad. No:… ” adresine, 13/05/2014 tarihinde yeniden taşındığı hususu, davacı adına düzenlenen ihbarnamelerin ilanen tebliğ tarihinden önce, davalı idarece tespit edilmiş, anılan tespitten sonra değinilen adres davacının bilinen adresi olarak kabul edilmiştir.
Davalı idarece ilanen tebliğ tarihinden önce tespit edilen ve bilinen adres olarak kabul edilen adrese dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaların yeniden tebligata çıkarıldığı hususuna yönelik herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır.
Bu durumda, davalı idarece ilanen tebliğ tarihinden önce tespit edilen ve bilinen adres olarak kabul edilen adrese dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaların yeniden tebligata çıkarıldığı hususu ortaya konulamadığından, dava konusu ödeme emrinin içeriği borçlara ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla, ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu ortaya konulmadan usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığından söz etmek mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinin iptali yönünde verilen ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.