Danıştay Kararı 6. Daire 2022/4657 E. 2022/8355 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/4657 E.  ,  2022/8355 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/4657
Karar No : 2022/8355

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVALILAR) 1- …Bakanlığı – …
VEKİLİ : Av. … 2- …Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. … 3- …Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. … II- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … 2- …Bakanlığı
3- …Belediye Başkanlığı
4- …Belediye Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, …Mevkii, …pafta, dosyada mevcut tapu kaydına göre …(dava dilekçesinde sehven …denildiğinden tüm kararlarda bu parsel sayısına yer verildiği anlaşılmaktadır) sayılı parsel üzerinde davacının maliki olduğu 13 numaralı bağımsız bölümün yer aldığı taşınmazın 28/06/2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “Afete Maruz Bölge” ilan edilen alanda kalması ve bilahare yıkımı sürecinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen 110.000,00-TL maddi (ıslah sonrası 119.580,00-TL) ve 20.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2013 tarih ve E:2012/7529, K:2013/4487 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 25/02/2016 tarih ve E:2015/5024, K:2016/829 sayılı kararıyla bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak verilen davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 12/05/2020 tarih ve E:2019/10330, K:2020/4185 sayılı kararıyla bozulması sonrasında, bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü ile, 119.580,00-TL maddi ve 10.000,00.-TL manevi olmak üzere toplam 129.580,00-TL tazminatın, 120.000,00-TL’lik kısmının dava açma tarihinden (22/02/2010), kalan 9.580,00-TL’lik maddi tazminata ilişkin kısmının ise ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (%60), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (%30) ile Avcılar Belediye Başkanlığı (%10)’nca kusur oranları üzerinden davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1-… Bakanlığı tarafından; davada uğranıldığı ileri sürülen zararın sebebinin ilgili sahanın yapılaşmaya açılması değil, iskana açıldıktan sonra ilgili belediyelerce yapılaşma şartlarına uyulmayarak yoğunluğun artırılması olduğu, Bakanlığın bu konudaki görevinin yönlendirici ve gereken hallerde düzenleyici olmaktan öteye gitmediği, bu sebeple Bakanlığa %30 kusur isnadının idare hukuku anlamında bir mesnedi bulunmadığı, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceği, harçtan muaf oldukları, manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği, müterafik kusurun irdelenmediği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

2-… Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; husumetin kendilerine yöneltilemeyeceği, zarardan sorumlu tutulamayacakları, kusurlarının bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3-Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; faiz başlangıcının hatalı belirlendiği; bina bedelinin yıkımın yapıldığı 2015 yılı itibarıyla hesaplanmasına karşın bu bedelin dava tarihi olan 2010 yılından itibaren hesaplanacak faiziyle tahsiline hükmedilmesinin hatalı olduğu, idareleri tarafından hazırlanmamış olan imar planları ya da yasal zorunluluk nedeniyle düzenlenen yapı ruhsatları nedeniyle sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya aykırı olduğu, manevi tazminat isteminin reddi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
4-Davacı tarafından; bilirkişilerin hesapladıkları tazminat tutarından enkaz bedelini düştükleri, oysa yıkımı belediyece gerçekleştirilen yapı nedeniyle davacının yararlanabileceği bir enkazdan söz edilemeyeceği, bu husustaki itirazları karşılanmadan verilen temyize konu kararın sözü edilen hususlara münhasır olmak üzere bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının tazminata esas bedelden enkaz bedelinin düşülmesine ilişkin kısmının bozulması, manevi tazminata ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar ilçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ”Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır” görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re’sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği görülmüştür. İstanbul İli, Avcılar İlçesi, …Mevkii, …pafta, …sayılı parsel üzerinde davacının maliki olduğu 13 numaralı bağımsız bölümün yer aldığı taşınmazın 28/06/2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “Afete Maruz Bölge” ilan edilen alanda kalması ve bilahare yıkımı sürecinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen 110.000,00-TL maddi (ıslah sonrası 119.580-TL) ve 20.000,00-TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden tazminine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın, tazminata esas bedelden enkaz bedelinin düşülmesine ilişkin kısma gelince;
İdarenin sorumluluğunda tazminat miktarının saptanmasının, gerçek zararın tazmini bakımından büyük önem taşıdığı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; kararda, hükme esas alınan 03/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda zararın hesaplanmasına ilişkin kullanılan formülde yapının maliyet bedelinden yapıya ilişkin %40 oranındaki yıpranma payı düşülerek yapı değerinin (56.700,00 TL) olarak hesaplandığı; buna bölgenin afete maruz bölge ilan edilmesi, zemin güvenliğinin bulunmaması ve kısıtlanan imar durumu sebebiyle 13 numaralı bağımsız bölümün arsa payındaki 2015 yılı için belirlenen değer kaybına ilişkin tutarın (96.900,00 TL) eklenmesi suretiyle tazminata esas bedelin 119.580,00-TL olarak belirlediği anlaşılmaktadır.
Öncelikle, Dairemizin 12/05/2020 tarih ve E:2019/10330, K:2020/4185 sayılı bozma kararında, tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin usul ve tespit yöntemi belirtilirken binanın maliyet bedelinin, Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplanması gerektiği, tespit edilen bedelden, yapının yaşı itibarıyla belirlenen yıpranma payı düşüldükten sonra ortaya çıkacak miktara, afete maruz bölge ilanından önce söz konusu alanda yer alan taşınmazları (üzerinde yapı olsun ya da olmasın) edinen kişiler yönünden, bölgenin sonradan afet bölgesi ilan edilerek yapı ve ikamete yasaklanması sonucu, arsa paylarında oluşan eksilmeyi ifade eden arsa değer kaybının eklenmesi, en son olarak da davacının uhdesinde kalması durumu söz konusu ise enkaz bedelinin düşülmesi gerektiği belirtildiğinden, enkaz bedelinin, tazminat tutarında hesaba katılıp katılmayacağı hususunun, davacının uhdesinde kalıp kalmadığına göre belirlenmesi lüzumludur.
Olayda, Avcılar İlçesi, …Mahallesi, …pafta, …sayılı parsel üzerindeki yapıya Avcılar Belediyesince …tarih ve …sayılı yapı ruhsatı verildiği, bu tarih itibarıyla uygulama imar planının bulunmadığı, 1/1000 ölçekli, 03/02/1982 onay tarihli Avcılar uygulama imar planında yazlık konut alanında kaldığı görülen yapıya, 2981 sayılı Yasa kapsamında …tarih ve …sayı ile yapı kullanma izin belgesinin verildiği, söz konusu bölgede tehlike arz eden binaların nüfus ve eşyadan tahliye edilmesine ve yıkılacak binaların tespitine ilişkin 04/07/2005 tarihinde oluşturulan rapor doğrultusunda yıkım işleminin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ekiplerince gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının uhdesinde kalan bir enkaz söz konusu olup olmadığı hususu araştırılmadan tazminata esas bedelden, enkaz bedelinin çıkarılmaması gerektiği sonucuna ulaşıldığından dava konusu kararın bu kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Öte yandan, Mahkemenin uyuşmazlığın çözümü için yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda; enkaz bedeline ilişkin tutarın belirlenmesi için atıf yapılan …Hukuk Dairesi E:…, K:…sayılı kararında asgari levazım bedelinin (enkaz bedeli): ‘Gerek öğreti ve gerekse sapma göstermeyen uygulama ile asgari levazım değerinin, yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemenin işçilik ve yapımcı kârı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma -payı- düşüldükten sonra elde edilecek miktar’ şeklinde tanımlandığı belirtilerek, taşınmazın yıpranma payı değeri düşüldükten sonraki değerinden (yukarıda hesap edilen 56.700,00-TL’den) yüklenici karı, genel giderler ve işçilik bedeli karşılığı olarak %40 oranı da düşülmek suretiyle enkaz bedelinin 56.700,00-TL x (1-0,40) = 34.020,00-TL olarak hesap edildiği anlaşılmaktadır.
Anılan bilirkişi raporunda enkaz bedelinin Yargıtay içtihadındaki haliyle; ‘yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemenin işçilik ve yapımcı kârı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma -payı- düşüldükten sonra elde edilecek miktar’ şeklinde tanımlanmasının ardından, enkaz bedelinin hesaplanmasında kullanılan formülde, tanımda hesaplamaya katılmaması gerektiği belirtilen unsurlar olarak sıralanan yüklenici karı, genel giderler ve işçilik bedeline karşılık geldiğini belirttiği -yapım maliyetinin- %40 oranı da düşülerek enkaz bedelinin 56.700 x (1-0,40) = 34.020,00-TL olarak hesap edildiği görülmüş ise de formülün doğru kullanılmaması nedeniyle enkaz bedeli olarak belirlenen tutarın, yapım maliyetinin %40’ına değil %60’ına tekabül eden 34.020,00-TL’nin hatalı olarak hesaplandığı, yapının yapım maliyeti olarak hesaplanan 56.700,00-TL’nin %40’nın 22.680,00’ye karşılık geldiği, bunun hesaplamaya dahil edilmesinin ise (yapı bedelinden düşülmesinin) tanımda ifadesini bulan formülle örtüşmediği görülmüştür.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında, bu kısım yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maddi tazminata esas bedelin, yapıda ikamet etmeyi engelleyici durumun 11/08/2015 tarihinde ortaya çıktığından bahisle, 2015 tarihi itibarıyla hesaplandığı halde, faiz başlangıcı olarak 22/02/2010 yılı olan dava tarihinin belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, bozmaya uyulması durumunda yeniden yapılacak yargılamada; maddi tazminata uygulanacak faiz başlangıcı olarak değer tespitinde esas alınan 11/08/2015 tarihinin kabul edilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, tazminata esas bedelden enkaz bedelinin düşülmesine ilişkin kısmının ise, BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 04/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.