Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/6982 E. , 2022/5357 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6982
Karar No : 2022/5357
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) … İnş. Teks. Gıda Oto. San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av. … – Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan IV. Grup işletme ruhsat sahası için toplam 112.905,97 m2’lik alan için orman izninin temdidi ile yeni orman izni verilmesi talebinin uygun bulunmadığından bahisle, söz konusu sahanın en geç 30 gün içinde orman idaresine iade edilmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idarenin maden izni konusunda izin süresini belirleme noktasında takdir yetkisinin bulunduğu açık olmakla birlikte, yapılan faaliyetin niteliğine göre halen kullanmakta olduğu 35.244,00 m²’lik alan için verilen izin süresinin çok kısa olduğu, davalı idarece izin süresinin kısa tutulmasının gerekçelerinin yeterince ortaya konulamadığı, bu yer için ruhsat bitiş tarihinin 30/10/2018 olduğunun dikkate alınmadığı, öte yandan davacının madencilik faaliyeti ile ilgili taahhüdünün bulunduğu ve bu taahhütlere uyulmaması halinde idarenin gerekli tedbirleri alabileceği ve birtakım yaptırımları uygulayabileceği dikkate alındığında 35.244,00 m²’lik alan için verilen izin süresinin uzatılmamasında haklı bir gerekçenin bulunmadığı sonucuna varıldığından bu alana ilişkin tesis edilen ret oluru işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline, diğer taraftan, davacının 77.661,97 m²’lik alan için davalı idareden bulunmuş olduğu yeni izin talebinin ise, “yeni izin istenilen alanlarda verimli devlet ormanı olması ve söz konusu alanların orman olarak muhafazasında daha fazla kamu yararı bulunması” ile bu alan için maden işleme, tesis ve altyapı ruhsatının bulunmadığı görüldüğünden bu alana ilişkin tesis edilen ret oluru işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısım için davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve itiraz eden davacı ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarenin teknik elemanlarınca yapılan incelemede, izin verilmesinde sakınca olmadığı sonucuna varıldığı, idarenin kendi elemanlarınca düzenlenen rapor hilafına işlem tesis ettiği, İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yapılmamış olduğu, idarenin sonuç olarak kendi içerisinde düştüğü çelişkenin giderilmesi gerektiği, eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacı şirketin çalışma süresi içerisinde aşım, işgal, faydalanma gibi orman suçları işlediği, hakkında açılmış davalar bulunduğu, temdit talebinin reddinin bu gerekçeye dayandığı, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırı yön bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği, davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, orman izninin temdidine ilişkin kısmının onanması, yeni orman izni verilmesine ilişkin kısım yönünden ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirketin İstanbul İli, Silivri İlçesi, … mevkiinde … erişim numaralı İR: … no.lu ruhsat sahibi olarak maden işlettiği, 30.10.2018 tarihine kadar ruhsat izni bulunduğu, davacı şirketin … tarih ve … olur sayısı ile 31.12.2016 tarihine kadar 35.244,00 m²’lik izinli alanı olduğu, buna ilaveten 77.661,97 m² içinde yeni orman izin talebi ile toplam 112.905,97 m²’lik ormanlık alanda temdit ve yeni izin talebinde bulunduğu, davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı ret oluru ile izin taleplerinin ” yeni izin istenilen alanlarda verimli devlet ormanı olması ve söz konusu alanların orman olarak muhafazasında daha fazla kamu yararı bulunması” sebebiyle talebin uygun bulunmadığı belirtilerek reddedildiği, bunun üzerine bakılan dava açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16. maddesinde; ”Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz. Ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, ruhsatname veya imtiyaz alacaklar, işe başlamadan evvel çalışma sahalarını orman idaresine haber vermeye ve ormana zarar gelebilecek hallerde, orman idaresinin göstereceği tedbirleri almaya ve yapmaya mecburdurlar. Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir. Madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanları rehabilite edilir. Rehabilite maksadı ile bu alanların orman yetiştirilmek üzere inşaat, yıkıntı ve hafriyat atıkları ile doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi için büyükşehir mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine bedeli karşılığında izin verilebilir. Maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Orman Kanunu 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği’nin ”Kesin İzin” başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; ”Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilir. Ormanlık alandan verilen izin, müracaat sahibine tebliğ edilir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde izin sahibinden teminat, bedeller ve onaylı taahhüt senedi istenir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde bedellerin ödenmemesi, teminatın veya onaylı taahhüt senedinin verilmemesi halinde ise saha teslimi yapılmaz, her hangi bir bildirime gerek kalmaksızın izin iptal edilir. İptal işlemi ilgiliye bildirilir. Aynı yerle ilgili yeniden izin talep edilmesi yeni izin talebi olarak değerlendirilir.” hükmü, ”Kesin izin süre uzatımı” başlıklı 10. maddesinde; ”(1) İzin sahibinin yenilenmiş ruhsat, revize edilmiş rehabilitasyon projesi ve bu Yönetmelik hükümlerine göre istenen evrak ile birlikte izin süresi son günü mesai bitimine kadar bölge müdürlüğüne müracaatı halinde mevcut iznin bitim tarihinden itibaren bu Yönetmelik hükümlerine göre süre uzatımı yapılabilir. Süre uzatımının Bakanlıkça uygun bulunması halinde teminat ve arazi izin bedeli güncellenir, onaylı taahhüt senedi alınır. (2) İzin süresi ile birlikte ruhsat süresinin de sona ermesi ve izin sahibinin ilgili kanun hükümlerine göre yenilenmiş ruhsatı alamaması halinde; izin sahibinin, izin süresi son günü mesai bitimine kadar Maden İşleri Genel Müdürlüğünden alınmış ruhsat hukukunun yürürlükte olduğuna veya işletme ruhsatına geçişle ilgili işlemlerin devam ettiğine dair belge ile birlikte bölge müdürlüğüne müracaat etmesi, bir yıllık arazi izin bedelini ödemesi ve mevcut taahhüt senedi hükümlerini kabul ettiğine dair onaylı ek taahhüt senedi vermesi halinde bir yıl süreyle izin aynı şartlarla devam eder.(3) Bu maddenin ikinci fıkrasında tanınan süre içinde yenilenmiş ruhsat, revize edilmiş rehabilitasyon projesi ve bu yönetmelik hükümlerine göre istenen evrak ve bir yıllık arazi izin bedelini ödediğine dair belge ile birlikte süre uzatımı için müracaat edilmesi halinde izin bir yıl daha devam eder, ancak bu fıkradaki süre içinde sahada çalışmaya müsaade edilmez.” düzenlemeleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin kısmı yönünden yapılan inceleme:
Davacının 77.661,97 m²’lik alan için yaptığı yeni izin talebinin “yeni izin istenilen alanlarda verimli devlet ormanı olması ve söz konusu alanların orman olarak muhafazasında daha fazla kamu yararı bulunması” gerekçesiyle reddedildiği görülmekteyse de; dava konusu işleme esas olarak davalı idarece yapılan inceleme – araştırma gereği düzenlenen 19/06/2017 tarihli “Maden İşletme, Tesis ve Altyapı Tesis Temdit ve Yeni İzin Raporu”nun incelenmesinden, “gerek evrak, gerekse arazi üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, orman dışında yapılması mümkün olmayan faaliyetin gerçekleşmesinde Kamu yararı görüldüğü, idarenin şartlarının kabul edildiğine ilişkin noter tasdikli taahhüt senedi gereği ile teminat ve diğer malî yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde koordinatları belirtilen (35.244,00 m² orman izni temdidi ve 77.661,97 m² içinde yeni orman izin talebi) toplam 112.905,97 m²’lik alanda 6831 sayılı Orman Kanununun 16. maddesine göre izin verilmesinde sakınca olmadığı” hususlarına yer verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı idarece, davacı şirketin çalışma süresi içerisinde aşım, işgal ve faydalanma gibi suçlar işleyerek hakkında tutanak tutulduğu ve konu ile ilgili olarak şirket hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin E:…sayılı dosyası ve … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:…. sayılı dosyasının derdest bulunduğu hususları ileri sürülmüşse de; UYAP kayıtlarının incelenmesinden davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde davacının beraatine karar verildiği, kararın 17/01/2019 tarihinde İstinaf kararı ile kesinleştiği anlaşıldığından, davalı idarenin bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu durumda, davalı idarenin 19/06/2017 tarihli izin raporunda davacının izin süresinin uzatılması ve ilave izin verilmesinde bir sakınca bulunmadığı ve izinlere konu faaliyetin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen, davalı idarece, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereğince davacıya yeni izin verilmemesini gerektirecek somut sebeplerin ve yeni izin verilmesinin kamu yararı ve hizmetini hangi yönden olumsuz etkileyeceği hususları ortaya konulmadan, raporda yapılan tespitlerin geçersizliğini ortaya koyacak bir sebep gösterilmeden ve izin verilmesini engeller başkaca bir sebep de ileri sürülmeden, gerekçesiz olarak, davacı tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, hukuka aykırılığı saptanan işlemin iptalinin idarece yeni bir işlem tesis edilmesine engel olmadığı, usulüne uygun olarak, kamu yararı, işin niteliği, ormanların korunması ve bu sahalara dair ihtiyaç gibi kıstaslar açısından araştırma yapılmak ve orman mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle davacının orman izni başvurusu hakkında idarece yeni işlem tesis edilebileceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının orman izninin temdidine ilişkin kısmının ONANMASINA, yeni orman iznine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan IV. Grup işletme ruhsat sahası için toplam 112.905,97 m2’lik alan için orman izninin temdidi ile yeni orman izni verilmesi talebinin uygun bulunmadığından bahisle, söz konusu sahanın en geç 30 gün içinde orman idaresine iade edilmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin çalışma süresi içerisinde aşım, işgal ve faydalanma gibi orman suçları işlediği ve hakkında adli yargıda açılmış davalar olduğu, davaların hem izin başvurularının yapıldığı tarih itibariyle hem de dava konusu işlem tarihi itibariyle sonuçlanmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından, adli yargıda devam eden davaların lehine sonuçlanması halinde yeniden temdit başvurusu yapılabileceği açık olduğundan, davaya konu orman izni temdit başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, bu kısmın da bozulması gerektiği düşüncesiyle onama yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY :
(XX)- Dava, İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan IV. Grup işletme ruhsat sahası için toplam 112.905,97 m2’lik alan için orman izninin temdidi ile yeni orman izni verilmesi talebinin uygun bulunmadığından bahisle, söz konusu sahanın en geç 30 gün içinde orman idaresine iade edilmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davalı idarenin maden izni konusunda izin süresini belirleme noktasında takdir yetkisinin bulunduğu açık olmakla birlikte, yapılan faaliyetin niteliğine göre halen kullanmakta olduğu 35.244,00 m2’lik alan için verilen izin süresinin çok kısa olduğu, davalı idarece izin süresinin kısa tutulmasının gerekçelerinin yeterince ortaya konulamadığı, bu yer için ruhsat bitiş tarihinin 30/10/2018 olduğunun dikkate alınmadığı, öte yandan davacının madencilik faaliyeti ile ilgili taahhüdünün bulunduğu ve bu taahhütlere uyulmaması halinde idarenin gerekli tedbirleri alabileceği ve birtakım yaptırımları uygulayabileceği dikkate alındığında 35.244,00 m2’lik alan için verilen izin süresinin uzatılmamasında haklı bir gerekçenin bulunmadığı sonucuna varıldığından bu alana ilişkin
tesis edilen ret oluru işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline, Diğer taraftan, davacının 77.661,97 m2’lik alan için davalı idareden bulunmuş olduğu yeni izin talebinin ise, “yeni izin istenilen alanlarda verimli devlet ormanı olması ve söz konusu alanların orman olarak muhafazasında daha fazla kamu yararı bulunması” ile bu alan için maden işleme, tesis ve altyapı ruhsatının bulunmadığı görüldüğünden bu alana ilişkin tesis edilen ret oluru işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısım için davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince, istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve itiraz eden davacı ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 24. maddesinde; kararlarda bulunacak hususlar tek tek sayılmış olup; maddenin (b) bendinde, davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti, istem sonucu ile davalının savunmasının özeti, (e) bendinde de kararın dayanağı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün kararlarda yer alacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 6754 sayılı kanunla değişik 31. maddesinde ise; bilirkişilerin, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçileceği ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı kuralına yer verilmiş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ”Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde ise; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kurala bağlamıştır.
Yargılama hukukunda, uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, kararını oluştururken davacının istemini hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ortaya koyması ve istem ile bağlı kalması gerekmektedir. Yargılama sırasında, dava konusu istem tam olarak ortaya konulmaksızın ve ileri sürülen iddia ve savunmalar davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olmasına karşın, makul bir gerekçe ile karşılanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edeceği yadsınamaz.
Davacının, idarenin teknik elemanlarınca yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda davaya konu sahada yeni orman izni verilmesinde sakınca olmadığı sonucuna varıldığı, ancak bu rapor hilafına işlem tesis edildiği, ilgili raporda yeni izin istenen sahanın tohum meşceresi sınırlarında, gen koruma alanı içinde, muhafaza ormanı içinde, endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanı içinde kalmadığı belirtilmekle birlikte, nihai olarak yeni izin istenilen alanda verimli devlet ormanı olması ve söz konusu alanların orman olarak muhafazasında daha fazla kamu yararı bulunması sebebiyle talebin reddedilmesinin çeliştiği, olayda sahada verimli devlet ormanı örtüsünün var olmadığı iddiasının bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, davacının yeni orman izni talebine ilişkin kısım yönünden, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle işlemde hukuka uygunluk bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme neticesinde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı düşüncesiyle, bozma kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.