Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/2332 E. , 2022/5366 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2332
Karar No : 2022/5366
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, müteselsil sorumlusu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; uyuşmazlık konusu … sayılı ödeme emirleri içeriği tarhiyatlara karşı açılan davanın … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile ehliyet yönünden reddedildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığı ve kararın kesinleştiği; dava konusu … sayılı ödeme emri içeriği tarhiyata karşı açılan davada ise … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davanın ehliyet yönünden reddedildiği, bu karara yönelik temyiz ve karar düzeltme isteminin Danıştay Dördüncü Dairesince reddedilerek, mahkeme kararının kesinleştiği; bahsi geçen amme alacaklarının tahsilini teminen … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davada … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davanın ehliyet yönünden reddedildiği ve temyiz yoluna başvurulmaması üzerine de kesinleştiği, … ve … Vergi Mahkemelerince verilen ehliyet ret kararlarının mahiyeti itibariyle ticaret sicilinden kaydı silinen şirketler adına tarhiyat ve ceza kesme işlemlerinin tesis edilemeyeceği ve bu şirketlerin taraf ehliyeti olmadıkları için dava açma yoluna gidilemeyeceklerine ilişkin olduğu hususu göz önüne alındığında asıl borçlu şirket hakkında amme alacağının usulüne uygun olarak kesinleştiğinden bahsetmek mümkün olmadığından, davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinde sayılan hususlar için verilen, dolayısıyla yetkili vergi dairesini belirlemeyi kapsamayan yetkiye dayanılarak çıkarılan 4 sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ ile getirilen sorumluluğu tespit edilen meslek mensupları hakkındaki takibatın, meslek mensuplarının bağlı olduğu vergi dairesince yerine getirileceği yolundaki düzenlemenin, 213 sayılı Kanun’un ve 6183 sayılı Kanun’un yetkili vergi dairesi konusunda benimsediği genel kuralı değiştirmeyeceği dikkate alındığında … Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin vergi borçlarının tahsiline Sincan Vergi Dairesi yetkili olduğundan, alacakların tahsili konusunda yetkisi bulunmayan davacının bağlı olduğu Kızılbey Vergi Dairesince serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı İstinaf isteminin belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 3568 sayılı Kanun’a ilişkin 18 Seri No’lu Genel Tebliğ uyarınca sorumluluğu tespit edilen mali müşavir hakkındaki takibatın mali müşavirin bağlı olduğu vergi dairesince yapılacağı, dolayısıyla davacı hakkında ödeme emri düzenlenmeye bağlı bulunduğu vergi dairesinin yetkili olduğu, muhasebeciliğini yaptığı mükellefin sahte fatura düzenleyicisi olduğuna ilişkin somut deliller bulunduğu halde davacının muhasebecilik faaliyetine devam ederek sorumluluklarını yerine getirmediği, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinde, Maliye Bakanlığının vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu, bu hükme göre beyannameyi imzalayan meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı öngörülmüştür.
Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında 4 Sıra No.lu Genel Tebliğinde; sorumluluğu tespit edilen meslek mensupları ile ilgili takibatın bu meslek mensuplarının bağlı bulunduğu vergi dairelerince yerine getirileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
İncelenen dosyada, dava konusu ödeme emirlerinin davacının bağlı bulunduğu Kızılbey Vergi Dairesi tarafından düzenlenmesi usule ve hukuka uygun olduğundan, Vergi Dava Dairesince uyuşmazlığın esası incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin davacının veya asıl borçlunun bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğü tarafından düzenlenip düzenlenmesinin, esasa müessir bir hata olmadığı, Vergi Dava Dairesince işin esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla temyize konu kararın bu gerekçe ile bozulması görüşüyle karara katılmıyorum.