Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3503 E. , 2022/6290 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3503
Karar No : 2022/6290
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde biyolog olarak görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile uğradığı 10.000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, dava konusu işlem ile ceza hukuku ilkelerinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin, adil yargılanma hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, ölçülülük ilkesinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan;
“…Sanığın, Eğitim Bilimleri Testinde, 2008 yılında (120) sorudan (62) soruyu doğru, 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (119) soruyu doğru cevapladığı, , dava konusu sınavda çok yüksek başarı göstermesine rağmen, anılan sınavın bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatiyle ÖSYM Yürütme Kurulunun 17/09/2010 tarih ve 2010/37 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine 31/10/2010 tarihinde tekrarı yapılan ve bilirkişi raporu içeriğine göre ilkine nazaran nispeten daha kolay olan eğitim bilimleri test sınavında ise (120) sorudan (89) soruyu doğru cevaplıyarak, yaptığı net sayısında olağan dışı bir düşüş göstermiş olması ,18.03.2015 tarihli Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Bilirkişi İnceleme Raporuna Göre;“Tekrarlanan Eğitim Bilimleri sınavı, ilkine göre nispeten daha kolaydır. Elde edilen veriler incelendiğinde, 2010 yılında uygulanan KPSS Eğitim Bilimleri testinin iptal edilen ve tekrarlanan sınavına ikinci kez giren 2052 adaydan 35’i puanını artırırken, 18’i aynı puanı almış ve 1999 kişi puanını düşürmüştür. Aynı amaca yönelik tekrar edilen ve daha kolay olan bir sınavda adayların %97,4’ünün puanlarını düşürmesi olağan bir durum değildir.” şeklinde belirtildiği, 2010 yılında yapılan Eğitim Bilimleri testinin her ikisine de giren adayların doğru cevap sayıları karşılaştırıldığında, sanığın 10 Temmuz 2010 tarihinde girdiği Eğitim Bilimleri Sınavı ile ilk sınava göre daha kolay olduğu ÖSYM ve bilirkişi tarafından belirtilen 31 Ekim 2010 tarihinde girdiği Eğitim Bilimleri Sınavı doğru cevap sayısı arasındaki farkın (30) (doğru cevap sayısındaki düşüş) olduğu, ilk uygulanan Eğitim Bilimleri testindeki doğru cevap sayısı ile ikinci kez uygulanan Eğitim Bilimleri testindeki doğru cevap sayısının farkının 12 ve üzeri olması adayların iki farklı testteki başarı puanlarının tesadüfi hata ile açıklanamayacak kadar büyük olduğu ve bu nedenle sanığa ait 2010 yılı Eğitim Bilimleri Testinin doğru cevap sayıları farkının beklenenden yüksek çıkmasının ölçmenin standart hatası ölçütü ile açıklanamayıp, başka etkenlerden kaynaklanabileceğine yönelik güçlü kanaat oluştuğu, genel sonuç itibari ile adayların 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan Genel Yetenek, Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri testlerindeki yüksek düzeyde başarılarının istatistiksel olarak tesadüfi olamayacağına yönelik güçlü bir kanaat oluştuğu, SGK verilerine göre örgütle iltisaklı olduğu için kapatılan iş yerlerinden 2004-2007 yılları arasında … Yay. Özel Eğ. İnş. San. Tic. A.Ş., 2007-2009 yılları arasında … A.Ş. … Dersanesi isimli firmalarda çalışmış olması, bu kurumlarda aynı dönem birlikte çalıştığı 20 kişinin de iptal edilen sınavda çok yüksek başarı göstermelerine rağmen bir kısmının tekrarı yapılan sınava girmedikleri bir kısmının ise tekrarı yapılan sınavda olağan dışı bir düşüş göstermiş olmaları, aynı iddialarla haklarında ayrıca soruşturma veya kovuşturma yürütülen diğer kişilerle 3 soruda yanlışta birleşmiş olması, örgütün yapılanma şekli ve stratejisi gereği sızdırılan sınav sorularını kendi üyeleri dışındaki kişilere vermesinin mümkün olmadığı da nazara alındığında, anılan örgüt tarafından 2010 KPSS sınavı öncesinde hem eğitim bilimleri hem de genel kültür genel yetenek soru ve cevaplarının kendisine verildiği…” tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.