Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/2001 E. , 2022/5352 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2001
Karar No : 2022/5352
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Yapı Malzemeleri Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı, … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının asıl borçlu şirkete 21/12/2010 tarihinde ortak olduğu ve 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne seçildiği, daha sonra 14/12/2011 tarihinde hissesini devrederek şirket ortaklığı ve müdürlüğünden ayrıldığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin beyana istinaden tahakkuk eden 2011/5 ila 11 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergilerinin tahsili için düzenlendiği, 2011/11 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisinin vadesinin 26/12/2011 tarihinde dolduğu ve 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirketten ayrılmış olan davacının, borcun vadesinin dolduğu tarihte kanuni temsilci olarak sorumluluğu bulunmadığından, bu borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, söz konusu ödeme emri içeriğinde yer alan diğer borçların döneminin ve vadesinin davacının kanuni temsilci olarak sorumlu olduğu döneme rastladığı, bu borçlar için davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibi mümkün olmakla birlikte, asıl borçlu şirketten borcun tahsil edilememesi halinde kanuni temsilcinin takibinin olanaklı olacağı, söz konusu ödeme emri içeriğinde yer alan 2011/5 ila 10 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergileri için asıl borçlu şirket adına ödeme emirlerinin düzenlendiği, davalı idarece dava dosyasına sunulan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ şeklini gösteren belgede, vergi dairesinde memur eliyle tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, dava dosyasına yalnız 2011/5 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi için şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 15/10/2012 tarihinde şirket müdürü …’a vergi dairesinde rızaen tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ belgesinin sunulduğu, diğer ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin belgenin sunulmadığı, söz konusu ödeme emri içeriği 2011/6 ila 10 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergileri için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiğine ilişkin belge sunulamadığından, şirket hakkında yapılan takibin usulüne uygun şekilde yapılıp tamamlandığının davalı idarece ispatlanamadığı, ayrıca 2011/5 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi için şirket adına düzenlenen ödeme emri şirkete tebliğ edilmiş ise de, borcun süresi içinde ödenmemesi üzerine, şirket hakkında yapılması gereken mal varlığı araştırması kapsamında, bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırmasına ilişkin belge, Mahkemelerinin 30/01/2018 ve 20/02/2018 tarihli ara kararlarıyla istenmesine rağmen dava dosyasına sunulmadığından, yeterli şekilde mal varlığı araştırması yapılmaması sonucunda, borcun şirketten tahsil edilemediği davalı idarece ispatlanamadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1. ve 2. sırasında yer alan borçların 2012/1-3 dönemine ilişkin damga vergileri olduğu, 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirket müdürlüğünden ayrılmış olan davacının, borcun ilgili olduğu dönemde ve vadesinin dolduğu tarihte kanuni temsilci olarak sorumluluğu bulunmadığından, bu borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, söz konusu ödeme emri içeriğinde yer alan diğer borçların ise beyana istinaden tahakkuk eden vergi borçları olduğu ve vadelerinin 2012 yılına rastladığı, borcun doğmasında borcu vadesinde ödemeyenlerin kusuru bulunduğundan, 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirket müdürlüğünden ayrılmış olan davacının, borçların vade tarihinde kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle, söz konusu borçlar için kanuni temsilci sıfatıyla takibine yasal olanak bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1. sırasında yer alan borcun 2012/1-3 dönemine ilişkin gecikme zammı olduğu, 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirket müdürlüğünden ayrılmış olan davacının, borcun ilgili olduğu dönemde ve vadesinin dolduğu tarihte kanuni temsilci olarak sorumluluğu bulunmadığından, bu borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, söz konusu ödeme emri içeriğinde yer alan diğer borçların, 6111 sayılı Kanun kapsamında 2011 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden yapılan matrah artırımdan kaynaklandığı ve taksitlendirilen borçların, taksit ödeme tarihlerinin 2012, 2013 ve 2014 yıllarına rastladığı, borcun doğmasında taksitleri süresinde ödemeyenlerin kusuru bulunduğundan, 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirket müdürlüğünden ayrılmış olan davacının, taksit ödeme tarihlerinde kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle, söz konusu borçlar için kanuni temsilci sıfatıyla takibine yasal olanak bulunmadığı, dava konusu 21/11/2017 tarih ve 2017/3 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan borçların, 6111 sayılı Kanun kapsamında 2011 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi yönünden yapılan matrah artırımdan kaynaklandığı ve taksitlendirilen borçların taksit ödeme tarihlerinin 2012, 2013 ve 2014 yıllarına rastladığı, borcun doğmasında taksitleri süresinde ödemeyenlerin kusuru bulunduğundan, 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirket müdürlüğünden ayrılmış olan davacının, taksit ödeme tarihlerinde kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle, söz konusu borçlar için kanuni temsilci sıfatıyla takibine yasal olanak bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan borçlar, her ne kadar davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunduğu 2011/3 ila 12 dönemlerine ilişkin ise de, söz konusu borçların asıl borçlu şirketin 2011 yılına ilişkin defter ve belgelerinin ibraz edilmemesinden kaynaklandığı, defter ve belgelerin, ibrazının 2015 yılında istendiği, 14/12/2011 tarihinde hisselerini devrederek şirket müdürlüğünden ayrılmış olan davacının, defter ve belge ibrazının istendiği tarihte kanuni temsilci olmaması nedeniyle borcun doğmasında kusuru bulunmadığından, söz konusu borçlar için kanuni temsilci sıfatıyla takibine yasal olanak bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usulüne uygun şekilde yürütülen takip işlemleri sonucunda asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla ilgili dönemlerde kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2011/5,6 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergileri dışında kalan kısımları ile … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerine ilişkin olarak temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın buna ilişkin kısımlarının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği 2011/5,6 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergilerine yönelik temyiz istemi gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 2. fıkrasında; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bunlara bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun’la ikinci fıkra olarak; Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkili olduğu, bu yetkinin alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabileceği hükmü eklenmiş olup, bu yetkiye istinaden 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği’nde yapılan değişiklikle, mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Diğer yandan, yine 6183 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin ise, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri uyarınca; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar, 2011/6 dönemine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergileri yönünden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiğine dair belge sunulmadığı ve 2011/5 dönemine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergileri yönünden de, bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırmasına ilişkin belge sunulmadığı ve yeterli şekilde mal varlığı araştırması yapılmadığı gerekçesiyle karar verilmiş ise de, 2011/6 dönemine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergilerinin tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 15/10/2012 tarihinde şirket müdürü …’a vergi dairesinde rızaen tebliğ edildiği, davalı idarece dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde, asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağı bulunmadığının ortaya konulduğu, öte yandan davacı tarafından da söz konusu amme alacaklarının asıl borçlu şirketten tahsil edilebileceğine, diğer bir ifadeyle şirketin vergi borçlarını karşılayacak yeterli mal varlığının bulunduğuna dair somut bir itiraz ileri sürülmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, asıl borçlu şirket tarafından verilen beyannamelere istinaden tahakkuk eden, usulüne uygun şekilde şirkete tebliğ edilerek kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyeceği açık olan amme alacaklarının tahsili amacıyla, söz konusu alacakların doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesinin buna ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2011/5,6 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergileri dışında kalan kısımları ile … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği 2011/5,6 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergilerine ilişkin kısmının Üye …’nin karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının, 20/11/2017 tarih ve 2017/1 sayılı ödeme emri içeriği 2011/5,6 dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) ve damga vergilerine ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyize konu kararın belirtilen kısmının da onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.