Danıştay Kararı 4. Daire 2018/1371 E. 2022/5369 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/1371 E.  ,  2022/5369 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/1371
Karar No : 2022/5369

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av…

KARŞI TARAF (DAVACI) …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin, şirketin bilinen adreslerine posta yoluyla tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak tebliğ alındısında şirketin bilinen adresi “…” olması gerekirken, “…” şeklinde yazıldığı, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğ aşamasında ilan yazısının bir suretinin asıl borçlu şirketin vergi dairesince bilinen en son adresinin bağlı bulunduğu muhtarlığa gönderilip gönderilmediği hususuna ilişkin yapılan ara karara davalı idarece cevap verilmediği, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarına ilişkin belgelerin ve şirket hakkında alınmış haciz kararlarını gösterir haciz varakalarının da gönderilmediği, vergi dairesince şirketin bilinen adreslerinin hangileri olduğu ve bu adres bilgilerinin hangi tarihte vergi dairesinin bilgisi dahilinde olduğu hususlarına ilişkin bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı ve şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının düzenlenen 2 nolu ihbarnamelerden önce tanzim edildiği görülmüş olup, bu durumda asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bahsedilemeyeceğinden, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, asıl borçlu şirket hakkında malvarlığı araştırması yapıldığı, borcu karşılayacak malvarlığına rastlanılmamış olduğu, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen borçlar için şirket ortağının sorumluluğu bulunduğundan, davacı hakkında hissesi oranında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına, … Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri dava konusu edilmiştir.
Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 24. maddesinde, kararlarda bulunacak hususlar sayılarak, kararlarda kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin yer almasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması halinde kararı bozacağı hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, temyize konu Mahkeme kararında, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin şirketin vergi dairesince bilinen adreslerine posta yoluyla tebliğ edilmeye çalışıldığı ancak tebliğ alındısında adresin yanlış yazıldığı belirtilerek ödeme emirlerinin usulsüz tebliğ edildiği gerekçesinden sonra, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğ aşamasında ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı bulunduğu muhtarlığa gönderilip, gönderilmediği hususunda gerekli bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığının belirtildiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında yapılan tüm mal varlığı araştırmalarına ilişkin belgelerin ve asıl borçlu şirket hakkında alınmış haciz kararlarını gösterir haciz varakalarının gönderilmediği ve şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin bir kısmının 2 nolu vergi ceza ihbarnamelerinden önce düzenlendiği belirtilerek birden çok gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı sonuçtur. Yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması, hem Anayasa’nın, hem de yargılama hukukunun ilkelerinden olup gerekçeli karar hakkının da güvencesini oluşturmaktadır.
Gerekçe, hakimin, önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olgular ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirmedir. Başka bir deyişle gerekçe, maddi olgular ile hüküm fıkrası arasındaki köprüdür. Gerekçe, aynı zamanda kararın hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine de olanak tanır. Yargı kararlarının mutlaka gerekçeli olması gerektiği yolundaki ilkenin amacı da budur. Bunun yanında; kararda, hakimi uyuşmazlığın çözümünde tek başına yargıya götürmeye yeterli bir gerekçe gösterilmiş iken, farklı ikinci bir gerekçeye daha dayanılması, hele bu gerekçenin, ilkinden farklı bir sonuca götürüyor olması, yargı yerinin ilk gerekçeye ve bunun sonucu olan yargıya güvensizliğini gösterdiği gibi, tarafların aralarındaki uyuşmazlığın adilane bir çözüme kavuşturulduğu konusundaki inançlarını da zedeler. Ayrıca bu durum hukuki belirlilik ilkesine de aykırılık teşkil edecektir. Öte yandan, birden fazla ve farklı gerekçeyle karar verilmesi, temyiz merciince, kararın ve dayanağı gerekçenin hukuka uygunluğunun denetiminin yapılmasını güçleştirecektir.
Bu itibarla Mahkeme kararının birden fazla gerekçe ile tesis edilmesinde yargılama hukuku kurallarına uygunluk görülmediğinden kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.