Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3938 E. , 2022/5376 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3938
Karar No : 2022/5376
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Sanayi ve İhracatı Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, azaltılan sermayenin daha önce ortaklarca nakden ödenen tutarlardan karşılanması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2017/1 dönemine ilişkin beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin 682.817,07 TL’lik kısmının iptali ve söz konusu tutarın faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:… Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; sermayeye ilave edilmiş yeniden değerleme fonlarının sermaye azaltımı sırasında öncelikli olduğu ve kurumlar vergisinin konusuna girdiğine ilişkin vergi kanunlarında bir hüküm bulunmamakla birlikte, davalı idare tarafından verilen özelgelerde de şirket ortakları tarafından şirkete nakden veya aynen konulan sermaye, ticari kazancın bir unsuru olmadığından, sermaye azaltımına konu edilen tutar üzerinden vergi hesaplanmaması ve kesinti yapılmaması gerektiğinin belirtilmesi karşısında, uyuşmazlıkta, davalı idarece bu kanun boşluğu yorum yoluyla genişletilerek ve vergiden istisna edilerek sermayeye ilave edilen yeniden değerleme fonunun sermaye azaltımı suretiyle işletmeden çekilmesi durumunda vergilendirme yapılabileceği kabul edilerek yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu tutarın ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’da öngörülen oranda hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; sermaye azaltımının ortaklarca ödenen sermayenin çekilmesi suretiyle yapılması yönündeki davacı şirket genel kurul kararına rağmen, azaltımın, verginin kanuniliği ilkesine aykırı şekilde, mevzuatta yer bulmayan bir sıralamayla ve öncelikle vergiye tabi kaynaklardan yapılması gerektiğinden bahisle tesis edilen tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Sermaye azaltımı sırasında öncelikle değer artış fonu, gayrimenkul satış kazancı ve geçmiş yıl karlarının işletmeden çekildiğinin kabulü gerektiği, azaltılan sermaye tutarı, değer artış fonu, gayrimenkul satış kazancı, geçmiş yıl karları ve yedek akçe tutarından fazla ise, fazlalığın şirket ortakları tarafından nakit olarak konulan sermayeden kaynaklandığının kabul edileceği, bu doğrultuda yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından, azaltılan sermayenin daha önce ortaklarca nakden ödenen tutarlardan karşılanması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2017/1 dönemine ilişkin beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin ihtilaflı kısmının iptali ve ödenen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararı temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükme bağlanmıştır.
Ekonomik ve ticari hayatın tabi şartları göz önüne alındığında gerçek ve/veya tüzel kişiler doğal olarak kar elde etmek amacıyla bir işletmeye sermaye koyarak ortak olmaktadır. Burada gaye işletmeye konulan sermaye marifetiyle oluşan katma değerden pay almak yani kar elde etmektir. Böyle bir denklemde doğal olarak sergilenmesi gereken davranış işlem bünyesinde gerçekleşen bir kar mevcut ise ortakların işletmeye ortak olurken güdülen amaç doğrultusunda sermayeleri oranında kardan pay almalarıdır. Kar dururken sermayeyi geri almak, ilk gayenin sona ermesi yani işletmenin feshi dışında hayatın olağan akışı içinde açıklanabilir bir davranış olmayacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü dikkate alındığında işletmenin faaliyeti ve gayesi devam ederken, işletme amacını nihayete erdirmemişken gerçekleşen ticari faaliyet sonucunda ortaya çıkan düzeltme olumlu farkları ve karları dağıtmayıp sermayenin ortaklarca konulan nakdi ve/veya ayni unsurlarının geri dağıtıldığını söylemek olayın gerçek mahiyetine uygun olmayacaktır. Olayın gerçek mahiyeti, işletmenin sermayesinin faaliyet için gerekli olan düzeyi aşması sonucu atıl kalan kısmının ortaklara dağıtılmasıdır ki esasında sermayenin bu düzeye gelmesini sağlayan da faaliyet sırasında ortaya çıkan karlardır.
Şu halde, uyuşmazlığın çözümü, şirket sermayesinden azaltılarak ortaklara dağıtılan tutarın gerçekte hangi kalemlerden oluştuğunun belirlenmesine bağlı olup, sermaye azaltımının muvazaalı şekilde vergiden kaçınmak amacıyla yapılıp yapılmadığının ortaya konulması bakımından, sermaye azaltımında kullanılan ve ortaklarca nakden ödendiği belirtilen tutarın hangi gelir kaynaklarından elde edildiği hususu araştırılarak sonucuna göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.