Danıştay Kararı 3. Daire 2019/2534 E. 2022/3543 K. 03.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/2534 E.  ,  2022/3543 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2534
Karar No : 2022/3543

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, tasfiye edilerek tüzel kişiliği sona eren asıl amme borçlusu … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2010 ila 2013, 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ait gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve fer’ilerinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla tasfiye memuru sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 2010 vergilendirme dönemleri için beş yıllık tarh zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 29/02/2016 tarihli takdir komisyonu kararlarına dayanılarak yapılan tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen ihbarnameler, 01/04/2016 tarihinde tebliğ edildiğinden söz konusu tarhiyatın zamanaşımına uğradığı, asıl amme borçlusu şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca 2011 ila 2013 yılları için yapılan tarhiyatların, 14/08/2013 tarihinde tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin 9. fıkrası gereğince, 2012 yılının Haziran dönemine kadar olan dönem için şirket yöneticisi, bu dönemden sonra tasfiye memuru sıfatıyla davacı adına düzenlenen ihbarnamelerin 01/04/2016 tarihinde davacıya bizzat tebliğ edildiği ve herhangi bir dava da açılmadığı, yine davacının amme borçlusu şirketten kaynaklanmayan, kendi adına ticari faaliyetinden dolayı beyan üzerine tahakkuk eden 2016 yılının Nisan-Haziran dönemi vergi borçlarından kaynaklı amme alacağının tahsili amacıyla kesinleşen amme alacağının takibinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin, 2010 yılına ilişkin kamu alacaklarına dair kısımları iptal edilmiş, diğer kısımları yönünden ise dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca takdir komisyonuna sevk işleminin zamanaşımı süresinin birinci gününde yapılması ile beşinci yılın son gününde yapılması arasında fark olmadığı gibi zamanaşımını durdurmak maksadıyla takdir komisyonuna sevk gibi art niyetin yasal düzenlemeye aykırı olacağı, takdir komisyonunun takdir sırasında re’sen inceleme ve araştırma yapması, vergi dairesi vasıtasıyla bir yoklama yaptırması, başka mükellefleri emsal alması gibi araştırmalar gerçekleştirebileceği, bunu engelleyen bir düzenlemenin olmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Tasfiye süreci 29/06/2012 tarihi itibarıyla başlayan ve 14/07/2013 tarihinde Tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden silinen … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2010 ila 2013, 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve fer’ilerinden tahsili amacıyla davacı adına tasfiye memuru sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Tasfiye” başlıklı 17. maddesine, 5904 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle, 03/07/2009 tarihinden geçerli olmak üzere eklenen 9. fıkrasında; tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflere tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda değinilen yasal düzenleme gereğince, tasfiye edilerek tüzel kişilik kaydı ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi dönemleri için kanuni temsilcilerden herhangi biri adına bu sıfatla vergi salınabileceği ve ceza kesilebileceği dikkate alındığında, 29/06/2012 tarihinde tasfiye sürecine giren şirketin tasfiye öncesi 2010 yılına ilişkin kamu alacakları için tasfiye memuru sıfatıyla takip yapılamayacağından Vergi Mahkemesince dava konusu ödeme emrinin, 2010 yılına ilişkin kamu alacaklarına dair kısmının yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.