Danıştay Kararı 4. Daire 2019/6900 E. 2022/5306 K. 03.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/6900 E.  ,  2022/5306 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6900
Karar No : 2022/5306

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan 2011 yılına ait resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisine ilişkin ihbarnamenin incelenmesinden; vergi müfettişi tarafından düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporuna istinaden 2011 yılı için resen yapılan cezalı tarhiyatlarda, salt zamanaşımı süresini durdurmak amacıyla takdire sevk işleminin yapıldığı açık olduğundan ve 24/10/2017 tarihinde ilanen tebliğ edilen tarhiyat, 31/12/2016 tarihi itibariyle tarh zamanaşımına uğradığından, dava konusu ödeme emrinin 2011 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile gecikme faizine ilişkin kısmında zamanaşımı gerekçesiyle hukuka uyarlık bulunmadığı, 2012 yılına ait resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisine ilişkin ihbarnamenin incelenmesinden; vergi/ceza ihbarnamesinin, davacının bilinen adresi olan … Mah. …Sk. No…. …/…adresine tebliğe çıkarıldığı, ihbarnamelerle ilgisi kurulmamış olan, 05/10/2017 tarihli adres tespit tutanağında; muhtarlık kayıtlarında muhatabın halen ikamet ettiğinin görüldüğü ancak iki yıldan uzun süredir fiilen adresi terk ettiğinin apartman görevlisi tarafından beyan edildiği belirtilip, muhtarın imza ve kaşesine de yer verilerek durumun tespit edildiği, bunun üzerine ilanen tebliğ yoluna gidildiği, ancak adres tespit tutanağında ihbarname veya ihbarnamenin tebliğine dair tebliğ evrakı ile ilgi kurulmadığı, bu haliyle Vergi Usul Kanununun 102. maddesine uygun olarak tutanak oluşturulmadığı anlaşılmış olup, usulüne uygun ihbarname tebliğ edilmeden kesinleşmiş bir vergi alacağından söz edilemeyeceğinden, dava konusu ödeme emrinin 2012 yılına ait vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile gecikme faizinin tahsili istemine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyize konu kararın, 2012 yılına ait resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisini içeren 2017/02 numaralı ihbarnameye ilişkin hüküm fıkrası bakımından;
6183 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; aynı Kanunun, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, … numaralı ihbarnamenin dayanağı olan davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu ile 2012 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapıldığı, söz konusu ihbarnamenin tebliği için davacının ikametgah adresine tebliğe gidildiği, 26/09/2017 tarihinde muhtar ve memur imzasıyla düzenlenen adres tespit tutanağıyla ödevlinin belirtilen adresten ayrıldığı, yeni adresinin bilinmediğinin tespit edildiği sonuç olarak mükellefin adreste ikamet etmediğinin usulüne uygun olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının bilinen adresini terk ettiğinin muhtar nezdinde usulüne uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanağı ile ortaya konulduğu ve kanunun amaçladığı anlamda tebliğ imkansızlığının gerçekleştiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ihbarnamelerin ilanen tebliği yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakta olup söz konusu ilanın kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı araştırılarak karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararda Vergi Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Temyize konu kararın, 2011 yılına ait resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisini içeren 2017/01 numaralı ihbarnameye ilişkin hüküm fıkrası bakımından;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış olup bu durum mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği; 114. maddesinde ise “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” denilmek suretiyle takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan re’sen tarhiyatlarda zamanaşımı hususunun olup olmadığının tespiti için takdir komisyonuna sevk tarihi, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi, ihbarnamenin tebliğ tarihi ve takdir komisyonunda geçen süreye (takdir komisyonuna sevk tarihi ile takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi arasındaki süre) bakılarak karar verilmelidir.
Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinde sayılan re’sen vergi tarhını gerektiren sebeplerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahı re’sen tarh edilebileceği gibi takdir komisyonuna sevk edilerek de söz konusu işlem yapılabilmektedir. Kanunun 74. maddesinde ise, takdir komisyonlarının görevlerini yaparken takdir sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, hatalı gördüğü işlemlerde ilgili vergi dairesini yazı ile ikaz etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, takdir komisyonu takdir nedenleri ile ilgili herhangi bir belirleme yapma veya değiştirme hakkına sahip değildir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, hakkında re’sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135. maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle takdir komisyonu kararına göre yapılan tarhiyatlarla ilgili uyuşmazlıklarda zamanaşımı ile ilgili hususların çözümünde, genel ilke olarak takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 2011 yılı vergi borçları için 10/11/2016 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği ve böylece zamanaşımının durduğu, takdir komisyonunca … tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporuna dayanılarak, 29/09/2017 tarihinde matrah takdir edilip karar verildiği, takdir komisyonu kararına istinaden tarh edilen vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin 02/10/2017 tarihinde düzenlenerek ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, 2011 yılına ilişkin olarak 31/12/2016 tarihinde dolacak olan tarh zamanaşımı süresinin dolmasından önce 10/11/2016 tarihinde yapılan takdire sevk işlemi, 213 sayılı Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca işlemeye devam eden tarh zamanaşımı süresini durdurduğu ve 29/09/2017 tarihli takdir komisyonu kararına istinaden 02/10/2017 tarihinde düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinin tarh zamanaşımı süresi dolmadan davacıya 10/10/2017 tarihinde ilanen tebliğ edildiği görülmekle kararın, olayda sırf zamanaşımını kesmek amacıyla takdir komisyonuna sevk işleminin zamanaşımını durdurmayacağı şeklindeki gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının 2012 yılına ait resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisini içeren … numaralı ihbarnameye ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.