Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/2800 E. , 2022/4519 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2800
Karar No : 2022/4519
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:.. sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Film ve Televizyon Prodüksiyon Anonim Şirketi’nin bir dönem kanuni temsilcisi olan davacı tarafından, şirketin Tasarruf Sigorta Mevduatı Fonu yönetiminde olduğu dönemde, 6111 sayılı kanun kapsamında yapılandırılıp ödenen vergi borçlarında; gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE oranları dikkate alınarak hesaplanan tutarın iadesine ilişkin yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından her ne kadar mücbir sebep durumu olduğu belirtilerek şirketin vergi borçlarına ödenen gecikme zamlarının iadesi talep edilmiş ise de, uyuşmazlık konusu başvuru ile talep edilen gecikme zammının kaynağı asıl amme alacağının 6111 sayılı Yasa uyarınca yapılandırıldığı ve tecil dosyası kapsamında tamamının ödendiği, dolayısıyla davacıdan 6183 sayılı Yasa’nın 51 ve 52. maddeleri kapsamında hesaplanarak tahsil edilen bir gecikme zammı bulunmadığı, gecikme zammı yerine 6111 sayılı Yasa’da öngörülen TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın tahsil edildiğinin anlaşıldığı, düzeltme-şikayet konusuna ancak açık vergilendirme hatalarının konu edilebileceği ve açık olmayan hukuki yorum gerektiren durumların düzeltme-şikayete konu edilemeyeceğinden, davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davacı şirketin kanuni temsilcisi olduğu şirkete ait vergi borçlarının TMSF tarafından el konulması sonrasında davacının kişisel malvarlığından ödendiği, davacı tarafından ödenen vergi borçlarına uygulanan gecikme zammının da hatalı olduğu iddia edilerek fazladan yapılan ödemelerin iadesi istemiyle 20.01.2016 tarihinde düzeltme talebinde bulunulduğu, bu düzeltme talebinin … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine anılan işleme karşı açılan davada merciine tevdi kararı verildiği, mahkeme kararına istinaden şikayet yoluyla Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na gidildiği, bu makamın da istemi reddetmesi üzerine, iade isteminin reddine ilişkin işlemin iptali ile fazla hesaplandığı belirtilen gecikme zamlarının tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesi istemiyle işbu davanın açıldığı olayda; … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı merciine tevdi kararına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 06/03/2018 tarih ve E:2016/17193, K:2018/1269 sayılı kararıyla; davacı tarafından yapılan başvuruda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun düzeltme hükümlerine yer verilmediği gibi şahsi malvarlığından tahsil edilen amme alacağının gecikme zammına ilişkin kısmının iadesi talep edildiğinden işin esası incelenerek bir karar verilmesi üzerine bozma kararına uyulmayarak ısrar eden Vergi Mahkemesi kararının Vergi Dava Daireleri Kurulu’nca verilen 27.01.2021 günlü ve E:2019/735;K:2021/34 sayılı kararıyla Danıştay Dokuzuncu Dairesi ile aynı gerekçeler ile bozulmasına karar verildiği anlaşılmış olup, dava konusu işleme ilişkin olarak, Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararına göre dava konusu işlemin dayanağı davacının idareye başvurusu üzerine tesis edilen işlem, düzeltme şikayete konu bir işlem olmayıp, bu işlemin esasına ilişkin olarak İstanbul 3.Vergi Mahkemesi’nce inceleme yapılacağı dikkate alındığında, düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İstinaf başvurusunun kabul edildiği halde, Bölge İdare Mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ve vekalet ücreti dışındaki yargılama giderlerine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasına karşı yapılan temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değişik “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince, davanın reddi yolunda hüküm kurularak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de davalının, davayı vekili aracılığıyla takip etmediği görüldüğünden, davalı lehine, avukatlık ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden hüküm fıkrasında yer alan “ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.270,00-TL vekalet ücreti” ibaresinin çıkarılması suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilerek ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan …-TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.